29 Nisan 2007 Pazar

KADIN CİNSELLİĞİNİN MERKEZİ: KLİTORİS

Klitoris kadın cinselliğinde orgazm oluşumunda merkezi öneme sahip bir yapıdır. Klitoris kelimesinin kökenini yunanca'da "küçük tepe" anlamına gelen kleitoris kelimesi oluşturur.

Kadın Dış Genital Bölgesinin Genel Yapısı

Çoğu kadın ve çoğu erkek, kadınların dış genital bölgelerinin yalnızca vajinadan ibaret olduğunu sanırlar. Gerçekte kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha vardır: vulva ve klitoris

Vulvanın Yapısı

Kadının dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne topluca vulva adı verilir. Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte mons pubis, ("Venüs tepesi"; Venüs=aşk tanrısı), altta anüs ve yanlarda dış dudaklar tarafından sınırlanan bölgedir.

Kadın Anatomisi>>

Mons pubis, leğen kemiklerinin önde birleştiği bölgenin üzerinde bulunan yağ dokusu, cilt ve genital kıllardan oluşan kısımdır.

Dış dudaklar sağlı sollu olarak mons pubisten anüse doğru uzanırlar. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar ve bu yapılar da kıllarla kaplıdırlar.

İç dudaklar ise sağlı sollu dış dudakların iç kısımlarında yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır.

Bazı kadınlarda dış dudaklar iç dudaklardan daha büyük yapıda olup "dışarı taşabilirler".

Klitorisin yapısı

Klitoris hemen mons pubis altında yer alan bir yapıdır. Bu yapı üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir ve hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur.

İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.

Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir "ters V" şeklinde bir yapıdır.

Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar vardır.

* Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon ("boşalma") ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.

* Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.

* Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabilir. Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.

* Klitorisin büyüklüğü kan testosteron ("erkeklik hormonu") seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.

* Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.

* Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlamaktır. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur. Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırır.

Cinsel ilişkide klitorisin işlevleri ve orgazmdaki rolü

Sigmund Freud "vajinal yoldan" yani cinsel ilişkiyle orgazm olamayan kadınların infantil ("çocuksu") olduklarını ima etmiştir. Yani Freud'a göre yetişkin kadın "vajinal orgazm" olamıyorsa, bunun nedeni o kadının çocukluğun belli bir gelişim döneminde "takılmış" olmasıdır. Bu teori günümüzde ve özellikle de Masters ve Johnson'un 60'lı yıllarda cinsellik alanındaki kapsamlı çalışmalarında ortaya çıkan bilgilerle geçerliliğini yitirmiştir.

Kadında orgazm çok uzun zamandan beri klasik olarak vajinal orgazm ve klitoral orgazm olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu tanımlamada klitoral orgazmdan kasıt klitoris uyarısıyla oluşan orgazm (örnek: mastürbasyon), vajinal orgazm ise direkt vajina uyarısıyla (örnek: cinsel ilişki) oluşan orgazmdır.

Gerçekte, cinsel ilişkide oluşan "vajinal orgazm" kadınların büyük çoğunluğunda yine klitorisin uyarılmasıyla oluşur.

Cinsel ilişkide kadında orgazm, penisin direkt klitorise ritmik olarak temas etmesi, erkeğin pubis kemiğinin klitorise ritmik olarak temas etmesi ve yine penisin hareketleriyle ritmik olarak hareket eden iç dudakların klitorisi uyarmasıyla oluşur. Hiç bir klitoris uyarısı olmadan "saf vajinal orgazm" oluşması mümkün olmakla beraber olağan değildir.

Klitorisin kadında penisin tam karşılığı olduğu ve erkekte orgazm olma mekanizmasının penis başının direkt veya dolaylı yoldan uyarısı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak yukarıdaki bilgi daha anlaşılır hale gelir. Erkekte penis başı uyarısı olmadan orgazm ne kadar mümkünse, kadında da klitoris uyarısı olmadan yalnızca vajina uyarısıyla orgazm oluşması da ancak o kadar mümkündür.

"Vajinal orgazmın" çoğu kadın için yanlızca belli ilişki pozisyonlarında gerçekleşmesi ve bazı pozisyonlarda kadının "uyarılmadığını" ifade etmesi o pozisyonda klitorisin mekanik olarak daha az uyarılmasıyla ilgilidir.

Klitoris ile penis eşdeğer olmalarına karşın aralarında önemli bir fark daha bulunur: Penis serbest bir yapı olmasına karşın klitoris etraf dokulara sıkı sıkıya tutunan hareketsiz bir yapıdır. Bu bir dezavantaj gibi görünmesine karşın, ilişkide penisin ritmik hareketlerine bağlı olarak iç dudakların pasif olarak hareket etmesi, etraf dokuya sıkıca tutunmuş olan klitorisin bu hareketlerle daha yoğun olarak uyarılmasına önemli katkılarda bulunur.

Ek Bilgi: "Kadın Sünneti", Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler ve Klitoris Takıları

Kadın Sünneti

Klitoris binlerce yıldır insanoğlunun ilgisini çekmiş ve bazı din, töre ve geleneklerin ve çeşitli inanışların hedefi olmuştur ve halen hedef olmaya devam etmektedir. Buna bağlı olarak bazı ilkel ve gelişmiş toplumlarda halen klitoris "kadın sünneti" adı altında çeşitli cerrahi müdahalelere tabi tutulmaktadır. Bu müdahaleler kadının cinsel yaşamını derinden etkilemektedir.

Bu cerrahi müdahalelerden en vahşi olanı klitorisin tümüyle çıkarılması ve dış dudakların birbirine dikilmesinden ibaret olanıdır. Firavun veya Peygamber Sünneti adı verilen bu müdahale sonunda kadın genital bölgesinde yalnızca adet kanaması ve idrar çıkışı için ufak bir delik kalır.

Yukarıda bahsedilen "kadın sünnetinin" daha hafif şekilleri de mevcuttur ve bazı toplumlarda halen yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu müdahalelerde de klitorisin ya baş kısmı tümüyle veya kısmen kesilip atılmakta, veya baş kısmının çevresini saran "sünnet derisi" (bu yapı kadınlarda iç dudaklara karşılık gelir) kesilir.

Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler

Klitoris cerrahisi hormonal nedenlere bağlı olarak büyümüş olan klitorisin (erkeklik hormonunun aşırı salgılanmasıyla seyreden bazı doğumsal hastalıklarda klitoris adeta bir erişkin penisi büyüklüğüne ulaşabilir!) kısmen kesilerek ufaltılması şeklinde uygulanan bir müdahaledir.

Orgazm olamama şikayeti nedeniyle başvuran kadınlarda bazı doktorlar klitorisi dışarıdan saran derinin kısaltılması yani "klitorisin soyulması" şeklinde bir operasyon önermektedirler. Burada amaç klitorisin cinsel ilişki esnasında penisle direkt temasının sağlanmaya çalışılmasıdır. Orgazm oluşumunda klitoris üzerinedeki derinin ilişki esnasında klitorisi direkt uyarmasının önemi göz önüne alındığında bu operasyonun yalnızca çok dikkatli bir değerlendirme sonrasında yapılması gerektiği anlaşılabilir.

Klitoris Takıları

Günümüzün modası olan ve buruna, göbek deliğine ve diğer bölgelere süs amacıyla takılan takıların klitorise takılmasına gelişmiş ülkelerde rastlanabilmektedir.

KADININ ANATOMİK YAPISI

Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Üstteki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

Kemik Çatı

Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yukarıdaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu "doğum kanalından" çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte "çatıyı" oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.

Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince'de hymen ("himen" okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin ("bartolin" okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.

Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir.

Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina

Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği "tahriş", ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller.

Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye "silinme" denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.

Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır.

Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır.

Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

Rahim boşluğu ve rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en "verimli" bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

Hücresel farklılıklar

Rahim iç tabakası, rahimağzı kanalı ve vajina yakın komşulukta olmalarına rağmen mikroskopik özellikleri belirgin olarak birbirinden farklı yapılardır.

Rahim iç tabakası ve rahimağzı kanalı hücreleri daha çok salgı yapıcı özellikler taşırlarken, vajina hücreleri daha çok sağlamlık ve travmalara dayanıklılık açısından gelişmiş ve çok katlı yapıya sahip hücrele

ERKEK OLMAK ;,

ERKEK OLMAK;

Hayatına bir sürü kadın girmesi değildir. Önemli olan; kaç kadını
gerçekten sevdiği ve onlara ne kadar dürüst olabildiğidir...


ERKEK OLMAK;

Geniş omuzlara sahip olmak değildir. Önemli olan; kaç kadına o omuzlara
yaslanacak kadar güven verdiğidir...


ERKEK OLMAK;

Kalın bir sese sahip olmak değil. Önemli olan; nazik ve duygulu
cümleler kurabilmektir.

ERKEK OLMAK;

Romantik bir ortamda güzel sözler fısıldamak değildir. Önemli olan; her
sözünün kalbinden gelmesidir.

ERKEK OLMAK;

Vurdu mu oturtmak değildir. Önemli olan dokunuşundaki yumuşaklıktır.


ERKEK OLMAK;

Büyük ve ağır eşyaları kolay kaldırmak değildir. Önemli olan; hayatın
yükünü cesurca taşıyabilmektir...


ERKEK OLMAK;

Kıllı bir vücuda sahip olmak değildir. Önemli olan; o vücutta nasıl
bir kalp taşıdığıdır.....


ERKEK OLMAK;

Yatakta iyi olmak değildir. Önemli olan; sevilmenin sevişmeden öte bir
şey olduğunu bilmektir...

12 Nisan 2007 Perşembe

Manava uğrayın!

Sağlıklı bir yaşam için tüketilmesi ve sofralardan eksik edilmemesi gereken sebze ve meyvelerden yapılan cilt maskelerinin ciltleri koruduğu belirtildi.

Güzellik uzmanları, sebze ve meyve karışımlarından oluşturdukları cilt maskelerinin cildi yenilediğini ve cilde hayat verdiğini ifade ediyor. İşte uzmanlardan birkaç maske tarifi:

Ballı maske: Civan perçemi çiçeği, saf suda 10 dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılır. Hazırlanan karışıma soğuk civan perçemi suyu ilave edilir. Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu eklenir. Bu maske yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesini sağlar, bir hafta boyunca uygulanmalıdır. Yüzde bir saat kalması gereklidir.



Parlaklığın sırrı bezelye maskesi: İki su bardağı taze bezelye ezildikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırılır. Yumurta akı ve yarım fincan ay çiçek yağı ilave edilir. Bir miktar un konularak maske kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlar, gece yatmadan uygulanmalıdır. Sabah cilt temizlenir.

Kuru ciltlere çilek maskesi: Bir avuç taze çilek ezilip, yulaf unu ile karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurt çırpılır, krem kıvamına getirilir. Kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Çilek maskesi özellikle göz altlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.

Patlıcan ve sarımsak lapası maskesi: Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır. Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir. Buna kaymak katılarak krem haline getirilir. Bu karışım iki ay boyunca her gün tekrarlanmalıdır. Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.

Salatalık maskesi: İki tutam çuha çiçeği kurutulur, dövülüp toz haline getirilir. Kabukları soyulmuş yarım salatalık, bir fincan pirinç unu, çuha çiçeği tozu ile birlikte 10 dakika ateşte pişirilir. Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir. Hazırlanan bulamaca yarım fincan elma suyu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir. Yüz ve boyuna uygulanan bu maske, cildin canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.

Sivilceler için iki avuç buğday: İki avuç buğday, iki bardak suda ezilir. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı konulur. Yüze sürülür ve kurumaya başlayınca yıkanır. Ardından gülsuyu sürülür. Kızıl lekelerin ve sivilcilerin giderilmesini sağlar. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa uygulanır. Bu maske şampuan olarak da kullanılabilir, saçların parlamasını sağlar.

11 Nisan 2007 Çarşamba

VAJEN ESTETİĞİ - VAJİNA DARALTMA

vajen vajina
Vajina daraltma ya da vajen estetik ameliyatı, yaş veya doğumlara bağlı olarak vajinanın gevşemesi sonucu oluşan estetik görünümü düzeltmeye ve cinsel ilişki hazzını artırmaya yönelik cerrahi bir uygulamadır. Gevşeme yapısal olarak veya normal doğum sonrası oluşan travma sonucunda kadında alt genital bölgede bulunan kas ve yumuşak dokuların gevşeyip genişlemesi ve sarkmasıdır. Vajina kaslarının gevşemesi, cinsel ilişki sırasında önemli bir sorun haline gelebilir. Özellikle ilk doğumdan sonra düzgün onarılmayan vajen içi yırtıklar, ilişkiden duyulan hazzı engelleyebilir. Bunun sonucunda kadın özgüvenini kaybedip cinsel yaşamdan soğuyabilir. Vajen daraltma operasyonu sayesinde kadının cinsel ilişkiden yeniden haz almaya başlaması sağlanabilir. Ayrıca operasyon sonrası yaş ilerlemesi ile birlikte ortaya çıkabilen idrar kaçırma durumu da düzelebilir.

Vaginal gevşeme ile birlikte vajen kaslarının normal gerginlik ve dirençleri azalır, vajinayı kontrol ve destek fonksiyonları bozulur. Sonuç olarak vajina gevşer, iç, dış genişliği artar ve vajen daraltma
cinsel haz azalır. Duvarlardaki gevşeme aynı zamanda cinsel partner olan erkeğin duyacağı cinsel hazzı da azaltacaktır. Vajen daraltma operasyonunda cerrahi olarak vajinal kanal daraltılmakta ve gevşemiş olan kas yapıları düzeltilmektedir. Ameliyat lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta 1-2 gün içinde normal yaşantısına dönebilir. Ameliyat sonrası bir süre adet kanamasından biraz daha az aralıklı kanamalar olabilir. Cinsel yaşantı ise 4-6 hafta sonra başlayabilir. Ameliyatta eriyen dikişler kullanıldığından dikiş alma problemi yoktur. İyileşme bir haftada tamamlanır. Ancak ameliyat sonrası temizlik çok önemlidir. Doktorunuzun önereceği pansuman solüsyonu ile her tuvaletten sonra önden arkaya doğru temizlik yapmanız gerekir.

Kaynak : www.estetiks.com

KARIN GERME - ESTETİĞİ

Doğumdan sonra ya da aşırı kilo vermeden sonra karın derisinin eski haline dönememesi sonucunda karın derisinde sarkmalar oluşabilir. Estetik karın ameliyatında, orta ve alt karın derisi, yağ dokusu ile birlikte fazla veya sarkmış olan kısmı çıkarılır, aynı ameliyatta karın kasları gevşemiş veya yana doğru araları açılmışsa, dikişler konarak gerginleştirilir. Genellikle göbek hizasının altnıda kalan deri tamamen çıkartılır, üzerinde kalan deri bölgesi ise göbek hizasını altına iner. Böylece karın derisi gerginleşir, düzleşir.
karın germe estetik
Estetik Karın Germe ameliyatı sırasında karın kasları arasında orta hatta bir açılma mevcut ise (diyastaz) bu açıklık kapatılarak kaslar orta hatta birbirne yaklaştırılır. Böylece karında mevcut öne doğru bombelik te düzeltilmiş olur. Ancak bu ameliyat sonucunda, bikini içinde olmak üzere yatay yönde uzun bir skar (iz) kalacaktır. Bu izin nedeni, yukardan aşağı doğru gerdirilen ve fazlalık kısmı çıkartılan karın dersinin alt kenarının dikilmesi sonucudur. Bu ameliyatla, hamilelikte oluşan çatlakların göbek hizasının altında kalanları tamamen giderilebilir.

Genel vücut ölçüleri normale yakın fakat karın bölgesinde perhiz veya spora rağmen giderilemeyen deri ve yağ fazlalıkları olanlar en iyi adaylardır. Bu nedenle ameliyattan önce bir miktar kilo vermek yararlı olacaktır. Ayrıca, bir kaç doğumdan sonra karın derisinde sarkma veya gevşeme olanlar, karın kaslarında aşırı gevşeme olanlar, yaşın ilerlemesi ile birlikte ortaya çıkan deri elastikiyetinin azalması, aşırı miktarda kilo kaybından sonra derinin sarkması durumunda abdominoplasti yapılabilir. Perhize devam eden ve daha kilo kaybetmeyi planlayanlar için ameliyat ertelenmelidir. Ayrıca tekrar çocuk sahibi olmayı planlıyorsanız ameliyata karar vermeden önce iyi düşünmelisiniz.

karın germe
Estetik karın germe
ameliyatı fizik görünüşünüzü daha iyileştirir, kendinize güveninizi arttırır. Fakat yinede mükemmel bir görüntü beklenmemelidir. Ayrıca etrafınızdaki insanların size davranışlarında bir değişme beklemeyiniz. Estetik karın germe ameliyatı tecrübeli bir cerrah tarafından yapıldığında abdominoplasti ile iyi sonuçlar alınabilir. Ancak her cerrahi girişimde olabilecek komplikasyonlar bu girişimde de olabilir. Estetik ameliyat sonrası komplikasyonlar arasında enfeksiyon ve kanama nadir de olsa görülebilir. Enfeksiyon durumunda drenaj ve antibiyotik kullanılır. Yara iyileşmesinin gecikmesi durumunda daha fazla skar (iz) kalabilir. Aşırı belirgin izler için ikinci bir girişim gerekebilir. Özellikle sigara yara iyileşmesini bozan etkenlerden biridir. Bu nedenle ameliyatdan önce sigara içilmesine son vermek gerekir. Ameliyattan 10 gün önce sigara içilmesine son vermelidir. Ameliyat öncesi özellikle gövde bölgesi güneşte kalmamalı, diyet uygulanıyorsa, yara iyileşmesini bozabileceğinden buna da ara verilmelidir.
karın germe ameliyat kesisi

Estetik karın germe ameliyatı

Genellikle yapılacak ameliyatın zorluk derecesine göre ortalama 3-4 saat sürer. Hastalara ameliyat öncesi sedasyon (sakinleştirici ilaçlar) yapılır. Ameliyat genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat izi bikini içinde kalacak şekilde deri kesisi yatay yönde yapılır. Karın göbek altından, kaburgaların alt kenarına kadar olan bölge derisi altta bulunan kas tabakasından ayrılır. Göbek hemen kenarından elips şeklinde kesilerek karın duvarında bırakılır. Daha sonra karın kaslarında gevşeme varsa uygun dikişlerle gerginleştirilir.Deri aşağı doğru hafif çekilerek fazlalık miktarı belirlenir. Ortadan bir geçici tespit dikişi konduktan sonra göbeğin yeni yeri belirlenerek ufak bir kesi yapılır. Karın duvarındaki göbek buradan çıkarılır ve yeni yerine dikilir. Göbek yeni yeri işaretlenerek kesilir ve yeni yerine ince dikişlerle dikilir. Hafif gerilen deri altta daha önce yapılan kesi üzerine getirilerek fazlalılığı kesilir. Sonra deri kenarları ince dikişlerle dikilir. Ameliyat sonunda karın dikişlerinin gergin olmaması için dizler karına çekik olarak hasta yatırılır.

Ameliyat Sonrası

karın estetiği
Estetik karın germe ameliyatı sonrası birkaç gün karında ağrı, gerginlik hissi ve ödem (sıvı birikimine bağlı hafif şişlik) olabilir. Bu yakınmalar için ağrı kesiciler kullanılır. Erken devrede hasta ayağa kaldırılır ve yürümesi istenir. Deri dikişleri 5-7. günde alınmaya başlanarak 10-15 günde tamamı alınır. Pansuman sargıları azaltılarak yerine karın korsesi giydirilir. Hastaların bazıları 2 hafta sonra işine dahi dönebilir. Tam iyileşme ise birkaç hafta sürebilir. Karındaki dikiş izleri önceleri pembe renkte ve belirgindir. Giderek izlerin rengi solar ve izler azalır. Bu süreç altı aya kadar devam edebilir. Korse ise 1-1.5 ay kadar kullanılır. Daha sonra hafiften başlamak üzere karın kaslarını çalıştıracak egzersizler tavsiye edilir.

kaynak : www.estetiks.com

BOTOKS

Botoks (Botulinum toksini), "Clostridium botulinum" adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Botoks, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salgılanmasını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı kaslar ya da organlar arasındaki iletimi durdurarak etki gösterir.
Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botoks’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise genellikle yüz mimik kaslarının hareketleri ile yüzde oluşan çizgilenmeleri azaltmak veya aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır.

botoks
Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki kırışıklıklar ortaya çıkar. Bunlar en sık alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler daha yaşlı bir görünüm, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın bir ifade verir.
Mimik kaslarına botoks uygulanarak bu kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma, üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya bağlı çizgilenmeyi de azaltır. Bu şekilde yaşlı ve kızgın olarak görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır. Botoks, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botoks uygulandığında şikayetlerinde düzelme sağlanır.

injeksiyon yapılışı
Botoks,
injeksiyon şeklinde uygulanır. Ağrılı bir işlem değildir ancak injeksiyon sırasında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme şikayetinin azalması istendiğinde deri içine injeksiyon yapılır. Botoks’un etkisi injeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve etki süresi 3-9 ay olmakla beraber ortalama 6 aydır. Botoks alın çizgilerini, kaşlar arasındaki çizgileri, yoketmek için kullanılabilir. Ayrıca kaşlar üzerine belli noktalara injekte edilerek kaş dış kısmının kalkması da sağlanabilir. Ayrıca gözlerin dış kısmında bulunan "kaz ayağı" tabir edilen kırışıkların da giderilmesinde kullanılabilir. Botoks, etkisini yitirdiğinde uygulama tekrarlanabilir. İki yıl boyunca düzenli olarak botoks uygulanan kişiler uygulamaya aynı düzende devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir zayıflama ve buna bağlı yüz ifadesinde değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların ikinci yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılmasında yarar vardır. Botoks, mimik kaslarının kasılmasını önleyerek, yüzdeki kırışıkların ve çizgilerin düzleşmesini ve giderek azalmasını sağlar. Kırışıklar tamamen kaybolmayabilir. Kırışık izlerinin kaybolması için, aynı seansta ya da daha sonra yine injeksiyonla yapılan "Hyaluronik acid jel" yapısındaki dolgu maddeleri ile çizgilerin altı dodurularak yokedilebilir. Ancak bahsedilen dolgu maddleri genellikle 6-12 ay ömürlüdür. Bu dolgu maddeleri hayvan kaynaklı olmayıp (non-animal stabilised hyaluronic acid gel) bakterilerden elde edilerek saflaştırılırlar. Bu nedenle alerjik reaksiyon oluşturma olasılığı çok çok düşük olarak bildirilmiştir. İnjekte edildikten sonra dokulardaki enzimler tarafından yavaş bir süreçle eritilirler ve süre sonunda tamamen yokolurlar ve geride hiç bir eser bırakmazlar. Deri eski haline döner. İstenirse injeksiyonlar tekrarlanabilir. Günümüzde daha uzun süreler örneğin 3-5 yıla kadar kalıcı olabilen yeni dolgu maddeleri de kullanıma girmektedir.

Template Design | Elque 2007