teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2007 Pazar

Zinde Bir Beyin İçin Yapabilecekleriniz

İngiliz The Times gazetesi, Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamlarının �beyni genç tutmak� üzerine yaptığı araştırmaları yayınladı. İşte zinde bir beyin için yapmanız gerekenler:

Terleyin:

Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.

Balık yiyin:

Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.

Lavanta koklayın:

Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında, çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.

Mola verin:

Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür. Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.

İyi bir uyku çekin:

Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır. Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.

Sakız çiğneyin:

Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.

Su için:

Yüzde 80�i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten susadıkça su içmek gerekiyor.

Kırmızıya bakmayın:

Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.

Seks yapın:

Orgazmla sonuçlanan bir seks veya hamilelik süreci, kadınların beyinlerindeki prolaktin hormonunun ve beyin hücrelerinin artmasını sağlıyor.

Sıcak çikolata için:

Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı arırıyor. Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.

Rock dinleyin:

Araştırmalar rock müziğin de, klasik müzik kadar öğrenmeyi ve konsantrasyonu artırdığını gösterdi.

Rahatlayın:

Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin. Gerginliği atmak, sınavdaki başarınızı yükseltecektir.

Yetenek geliştirin:

6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ�ları daha yüksek oluyor.

Sınırlı teknoloji:

SMS ve e-mail�i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek zeka seviyesini düşürüyor.

Beyin jimnastiği yapın:

Akıl oyunları oynayarak, bulmaca ve zeka testleri çözerek beyninizi zinde tutabilirsiniz.

Alkol almayın:

Alkol beyin hücrelerini öldürerek, öğrenme ve hafıza bölgesine zarar verir.

Yazar: NY Times

10 Haziran 2007 Pazar

Sivilcelerinizi ellemeyin

Öncelikle ilgi alakanıza teşekür ederim mail adresime birçok sorular geliyor verdiğim tarifleri yapmış mutlu olduğunuz için bende mutluyum sevgiyle kalın...
Soruların bir kısmını cevabını bulacaksınız.

DİLEK KALMAZ

Kitabım bir aksilik olmasa 15 gün içinde piyasada bulacaksınız.

TUBA KUTLUCA / ANKARA

Sivilcenizi ellemeyin kuruyemiş ve asitli içecekler, çikolata yemeyin.

Sivilceli cildin genelikle E vitaminine, demire gereksinimi vardır.

Dengeli beslenin, stresten uzak durun.

Bir tatlı kaşığı öğütülmüş bira mayası

Bir kapsül herhangi anitibiyotik tozu

Alabildiği kadar limon suyu

Temiz cilde 5 gün sürüp 30 dakika bekletin.

ANTALYALI

Yağlı cildiniz ve saç deriniz olduğunu yazmışsınız

Her şeyden önce besine önem vermelisiniz hayvansal yağ, şeker, pastayı, kızartmaları kaldırmalı, taze meyve ve sebze yemelisiniz. Cildin yağını azaltarak asit dengesini sağlar. Yağlı saçı yıkadıktan sonra biberiye, kekikli, losyonla ovabilirsiniz, ara sıra bir limon suyu ile saç diplerini firiksiyon yapın bir saat bekletin.

YASEMİN AYDIN (Elerinin lekeli olduğunu yazmışsın)

Taze portakalın dış kabuğunu hafif kazıyıp lekelere sürüp ovun

YILDIZ TOPÇU / İSTANBUL (Tırnaklarınızın çatladığını yazmışsınız)

A-Vitamini eksikliği, kansızlık olabilir doktorunuza görünmenizi tavsiye ederim.

SERKAN / ESKİŞEHİR

(Sedef hastalığını ve bitkilerle tedavi var mı?)

Doktora çok gitiğinizi yazmışsınız sedef hastalığının kolay iyileşen bir hastalık olmadığını biliyorum bende geçirdim yine sıkıldığım zaman yine sivilce gibi çıkıyor bu yüzden dost olmak lazım bu şekilde iyileşme şansınız olur.

Size tavsiyem önce hamama gidin kese yapın. Vücüdunuza iki limon suyunu sıkınca çıkan su kadar susam yağı sürün. Cildizi asla kuru bırakmayın doktorun verdiği pomadı sürün pozitif olun dengeli beslenin asla kilo almayın.

SÜKRAN / İSTANBUL

Uykusuzluk çektiğinizi yazmışsınız göz altı morlukları var.

Bir tutam melisa

Bir tutam papatya

Bir tutam safran

Üç adet kakule

Kaynamış küçük çaydanlıktaki suda demleyin içebildiğiniz kadar için.

Kivi soyun göz çevresinde bekletin çok faydalı olur.

EMEL / ANKARA

Sinirsel yüz ağrısı

Isırganla papatyayı kaynamış suda demleyin. Temiz tülbentle kompres yapın, susam yağı ile masaj yapın.

FİGEN ÖZ / SAMSUN

Zayılama çayı bitkilerle

Birer tutam biberiye (yağ yakar)

Funda yaprağı vücuttaki suyu atar

Sinameki otu bağırsak çalıştırır

Anason sinir sistemine iyi gelir

Papatya yumuşatır.

Bunları harmanlayın bir tutamını kaynamış bir su bardağı ölçüsündeki suda demleyin. Her yemekten önce için tabii rejim yapılırsa çok etkili olur .

Sorularınızı bekliyorum sağlıcakla kalın

Suna Dumankaya

Çatlaklarım var! - suna dumanlıkaya -

Suna Dumankaya sizlerden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor!
Merhaba, ben 28 yaşındayım. Çok çabuk kilo alıp vermekten bacak, bel ve kalça bölgemde çatlaklar oluştu. Ayrıca selülit sorunu da baş gösterdi. Bir de saçlarım inanılmaz dökülüyor.

Çatlaklarınız için tavsiyem, eşit miktarda havuç, ceviz, badem ve servi yağını limon suyu ile karıştırıp, bununla o bölgelere masaj yapmanız. Selülit için de haftanın bir günü de olsa mutlaka kese yapıp kan dolaşımınızı hızlandırın, bitki çayları için ve temiz havada yürüyüş yapın. Saç dökülmesine gelince; 150 gram eritilmiş sığır iliği ile eriyen yağ kadar Hindistan cevizi yağını karıştırın ve saç dibine boya sürer gibi sürün. Masaj yaptıktan sonra streç filmle sarın, iki saat bekletin.

Merhaba Suna Hanım, benim ayak tırnağımda mantar var. Hem görüntüsü hem de bir yere dokunduğunda verdiği acı çok rahatsız edici. Bu sorundan kurtulmam için bana yol gösterirseniz çok sevinirim.

İki çorba kaşığı kına, bir çorba kaşığı şap tozu, bir çay kaşığı deniz tuzu ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını suyla karıştırın. Bu karışımı sorunlu parmağınıza sürüp sarın, bir gece boyunca bekletin. Sabah yıkadıktan sonra o bölgeyi limonla ovun.

Suna Hanım, benim yanaklarımda son birkaç yıldır kızarıklıklar oluştu. Bu kızarıklıklar yanaklarımın üst kısımlarında yoğunlaşıyor. Önceden böyle bir sorun yaşamadığım ve pürüzsüz bir cilde sahip olduğum için, bu durum çok canımı sıkıyor. Sizce ne yapabilirim?

Cildinizdeki kırmızılığı bir dermatoloğun görmesi şart... Benim size önerim ise; her gün bir çorba kaşığı havuç suyu, bir tatlı kaşığı yaş maya, 5 damla karahindiba yağını karıştırıp yanaklarınıza sürmeniz... 20 dakika beklettikten sonra da yıkayın. Bunu haftada iki gün tekrarlayın.

Merhaba, ben sizin köşenizi devamlı takip ediyorum. Şimdiye kadar gözaltı morlukları, kırışıklıklar gibi sorunlara karşı pek çok reçete önerdiniz. Ancak gözaltlarında, göz pınarlarına yakın yerlerde oluşan, topluiğne başı kadar küçük beyaz pütürlere hiç değinmediniz. Sanırım bunlar yağ bezeleri ve bende de var. Yardım ederseniz sevinirim.

Göz çevresinde oluşan minik yağ bezecikleri, kolesterolün yüksek olduğunu gösterir. Bu nedenle bir doktora görünmelisiniz. Sonra da iyi bir uzmana gidip yağları temizletin. Evde ise şunu uygulayabilirsiniz: Papatya ve ebegümeciyi bir çay kaşığı badem yağı ve bir çorba kaşığı suda dövün. Sonra bunları tülbent arasına koyup, gözlerinizin etrafında bekletin.

Suna Hanım, ben bütün gün ayakta durmamı gerektiren bir işte çalışıyorum. Dolayısıyla akşamları (hatta bazen gün içinde de) ayaklarım çok ağrıyor. Düzenli spor yapıyor olsam da varisten korkuyorum. Varisten ve bacaklarımdaki ağrılardan kurtulmam için bana ne önerirsiniz? Şimdiden ilginize teşekkürler.

Dar giyeceklerden kaçının, açık havada bol bol yürüyüş yapmaya çalışın. Önereceğim formül ise şöyle: 8 adet atkestanesini soyup rendeleyin. Üzerine çıkacak kadar susam yağı ve 25 gram biberiye yağı ekleyip, cam kavanozda, güneş gören yerde 15 gün bekletin. Sonra süzün ve çıkan yağ ile aşağıdan yukarıya doğru bacaklarınıza her gün masaj yapın. Ağrınız çok olduğu zaman da haşlanmış soğuk lahana yaprakları sarabilirsiniz bacaklarınıza...

Sevgiler,

Suna Dumankaya

Suna dumanlaya - Tüyolar -

Yüzümde sürekli ergenlik sivilceleri çıkıyor. Birçok krem denedim ama sonuç alamadım. Ne yapmalıyım?

·
Yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeli ve stresten uzak durmalısınız. Zeytinyağlı sabunla yüzünüzü yıkamalısınız. Bir tatlı kaşığı kuru maya, bir antibiyotik tozu ve oksijenli suyu karıştırın. Bunu cildinize maske gibi sürün. 20 dakika bekletip yıkayın. Bunu haftada 4 gün uygulamanız yeterli olacaktır.

· 34 yaşındayım ve sorunum saçlarımın hızla beyazlaması... 20 günde bir boyamak zorunda kalıyorum. Bu artık bana çok zor geliyor! Saç beyazlamasını engelleyecek ya da geciktirecek bir formül var mı?

·
Büyük ihtimalle sorununuz genetik nedenlerden kaynaklanıyor. Öncelikle bunu dert etmemenizi öneririm. Bu arada bir adet soğan ile iki diş sarmısağı robotta çırpıp, saçlarınıza sürün. 40 dakika bekletip yıkayın. Bunu haftada bir uygulayın.

· 30 yaşındayım ve 6 aylık hamileyim. Yüzümün T bölgesi yağlı... Ayrıca çillerim hamilelikle birlikte daha da artı. Özellikle kırmızı renkte lekeler olmaya başladı. Bu lekeleri azaltmak ve gözenekleri sıkılaştırmak için ne önerirsiniz?

·
Öncelikle, mutlaka 40 faktörlü güneşten koruyucu krem kullanmalısınız. Ayrıca iki çorba kaşığı keten tohumunu kaynatıp süzün. Bu suya bir çorba kaşığı limon suyu ve bir çay kaşığı badem yağı ekleyip karıştırın. Cildinizi bu karışımla silin.

Kadında isteksizlik

Duygusal boşluk yaşayan kadınların ortak sorunu: cinsel isteksizlik…

* Anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik sorunlar cinsel isteksizlik yaratıyor ve bu rahatsızlıklar en çok kadınları pençesine alıyor.

* Türkiye'de cinsel isteksizlik yaşayan kadınların yaş ortalaması 30-40 civarında seyrediyor.

* Duygusal sorunların dışında, diyabet , MS, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları da cinsel performansı etkiliyor.

* Hormonal dengesizlikler ise cinsel isteksizlikte başrolü oynuyor.

* Sevişmek istemeyen kadınların çoğunun eşlerinde, ya erken boşalma ya da ereksiyon sorunu olduğu ortaya çıkıyor.

Türk insanının cinsellikle ilgili sorunları, beklentileri, konuya genel olarak yaklaşımı son yıllarda artan bir şekilde araştırmalara konu oluyor. Yapılan araştırmaların sonuçları gösteriyor ki, Türk insanının cinselliğe yaklaşımı Avrupa ülkelerinden çok ama çok geride. Türkiye'de cinsel mitler hala insanların yaşamlarını karartıyor.

Özellikle Avrupalı kadınlarla Türk kadınlarının cinselliğe bakışlarının çok farklı olduğu bu araştırmaların sonuçlarından çıkan en önemli göstergelerden biri.

Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi Psikiyatrı Cem İncesu'nun yaptığı açıklamaya göre; Türk kadını tüm yaşamı ve genç kızlığı boyunca öylesine baskı altında tutuluyor ve cinsel ilişkiden öylesine uzaklaştırılıyor ki, evlilik yaşamı içinde de cinselliği sadece eşinin beklentileri doğrultusunda yaşayıp bir süre sonra da hiç önemsemiyor. Çünkü cinsellik onun kendisi için yaşamadığı bir eylem olarak hayatından çıkıyor ve dolayısıyla cinsel isteksizlik problemleri ile sıkça karşılaşıyor.

Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitimi ve Araştırma Hastanesi Psikiyatrlarından Dr. Armağan Samancı ise uzun zamandır evlilik terapisi yapıyor ve bu terapilerden çıkan sonuçların yorumunu yaparken şunları söylüyor. "Evlilik yaşamı ev hayatında sorunları olan kadınların cinsel istek azlığı yaşadıkları bir gerçek. Ve en önemlisi eşlerinden yeteri kadar ilgi göremeyen kadınlar da sıklıkla bu sorunu yaşıyor.

Benim kadın hastalarımdan gözlemlediğim kadarıyla, Türk kadını, sevgiliyken cinselliği yaşayabiliyor ve isteksiz değil ancak elendikten sonra hızla anne, arkadaş, iş kadını, ev kadını gibi rolleri üstleniyor. Evlilik bunları beraberinde getiriyor ve bu roller Türkiye'de daha çok kadını eziyor. Evlenen kadının toplumsal rollerinin ağırlığı arttığı için sevgili rolü daha gerilere kayıyor. Aslında herhangi bir insan bunun testini kolaylıkla kendine uygulayabilir. Mesela, eve ayrılan zaman, işe ayrılan zaman, akrabalara ayrılan zaman, bir de ilişkisine ayrılan zaman değerlendirilirse ve ilişkisine diğerlerine göre çok küçük zaman ayırıyorsa sorunlar çıkıyor. Yani sevgililik rolüne verilen zaman azalıyor ve cinsellik sürekli geriye düşüyor. Türk kadınının cinselliğinden ve cinsel sorunlarından bahsedilince en çok rastlanan problem bu ve oranı yüzde 40'larda seyrediyor"

Gelenekler ve cinsellik

Cinsellik araştırmaları yapan, psikiyatrlar, ürologlar, sosyologlar Türkiye'de diğer toplumlara göre farklı bir tabloyla karşılaşmalarını toplumun gelenek ve göreneklere bağlı oluşuyla açıklıyorlar. Daha çok kırsal kesimde karşılaşılan geleneklerin baskısı aslında kimi zaman da kentlerde yaşayan kadınları baskısı altına alabiliyor. Ancak en vahim durum kırsal kesimde yaşanıyor çünkü bu baskılar nedeniyle, bastırılmış bir cinsellik ve cinselliğe hiç yaklaşımı olmayan insanlar görülüyor sıklıkla.

Bunların yanı sıra yine araştırmalar ve sorunlarıyla doktorlara gidenlerin anlatımları gösteriyor ki, Türk erkeği kadının duygusallığını iyi tanımıyor ve kadının cinselliği ise duygusallığından geçiyor. İyi bir duygusal ortam yaratıldığında cinsel olarak uyarılabilir olan kadın bu durumda uyarılamıyor ve Türk erkeği bunu bilmediği için artı üzerine baskılar da eklenince ciddi problemler yaşanıyor. Kadın, karşısında monoton, heyecan vermeyen erkek modeli görünce bu cinselliği yaşamak için çok tetikleyici olmuyor. Kadının cinsel isteksizliğinde bu çok önemli bir unsur olarak kabul ediliyor.

Psikiyatrlara göre, cinsel isteksizlik probleminin çözümü gerçekten zor çünkü sorun ilişkinin temelinden kaynaklanabiliyor. İlişkideki problemler çözülmeden onun çözülmesi de pek mümkün olmuyor. Ve kadınlar genel olarak etraflarındaki problemlerden etkileniyorlar. Eğer sorun hormonlardan kaynaklanıyorsa, ilaç tedavisi problemi çözebiliyor. Yani hormonal tedaviler ve bazı anti depresanlar önemli derecede sorunu gideriyor. Ancak bununla birlikte özellikle antidepresanların bilinçsizce alınmaması gerekli çünkü bunlar yardımcı tedaviler ve bazıları cinsel isteksizlik yaratıyor.

Sadece sevişmek için yakınlaşmak istemiyorlar

Hattat Hastanesi Psikoloğu Meliha Karayay ise cinsel isteksizlik problemi yaşayan kadınların belirli bir yaş ve eğitim skalası içinde değerlendirilemeyeceğini ve her yaştan kadının bu problemlerle karşılaştığına dikkat çekiyor.

Karayay, "İş kadını, ev kadını olmaları fark etmiyor. Ancak cinsel isteksizlik sorunuyla gelen kadınların ortak özellikleri; evlilikleri ve özel yaşamlarıyla ilgili sorunlarının olması. Bu bayanlar, yoğun cinsel isteksizlik problemi ile bize geliyorlar ama partnerlerini de seviyorlar. Yani eşinden soğuma gibi bir problemleri yok.

Sadece sevişmeyi istemiyorlar. Eşini seven ama onunla sevişmek istemeyen kadınların çoğunun eşlerinde ya erken boşalma ya da ereksiyon sorunu olduğu ortaya çıkıyor. İşte bu gerçek sorunlar kadınlarda ciddi oranda cinsel isteksizlik yaratıyor. Bir de eşinin sadece sevişmek isteği zaman kendisine yaklaştığını düşünen kadınlarda da cinsel istek problemi meydana geliyor. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, cinsel isteksizlik sorunu yaşana bir kadın bana şunları anlattı. "Sadece cinsel ilişki kurmak istediği zaman bana yaklaşıyor.

Ben de bu nedenle uzak duruyorum, çünkü bu bir oyun gibi, hep belirli şeyleri yapıp sonra benimle sevişmek istiyor. Benden ne istediğini biliyorum ve bunu istemiyorum." Ancak bu ve bu tür sorunları anlatarak bize gelen bayanlar cinsel anlamda daha canlı, uyanık olmak, cinsel istek duymak istiyorlar ve kendilerinde bu yönde bir eksiklik varsa bunun tedavisini isteyerek geliyorlar.

Dolayısıyla erkekte oluşan şikayetin, kadında isteksizlik yaratması durumu da var. Kadının olayı nasıl ele aldığı da önemli. Kişisel faktörler, kişinin olayı ele alış biçimi sonucu değiştiriyor tabii ki" diyor.

Depresyon da cinsel isteksizlik yaratır

Karayay'a göre, cinsel isteksizlik tedavilerine bakınca; kadının ailevi sorunları, kişilik problemleri yoksa, ona cinsel tedavi yapmanın uygundur. Mesela kişi bir depresyon yaşıyorsa, ona cinsel tedavi yapmak zordur ki, cinsel isteksizlikle gelenlerin büyük bölümünde depresyon oluyor. Bu arada kadın ya da erkek iki cinste de testesteron hormonu, cinsel isteği etkileyen bir hormon.

Bu nedenle testler yapılıyor ve cinsel yaşam kalitesi ölçülüyor. Kadında, süt oluşturan hormon, prolaktin de cinsel istek üzerinde etkili oluyor. Yani yüksekse isteksizlik yaratıyor. Testeron seviyesi düşükse kadın cinsel istek azlığı yaşayabiliyor. Bunun için hormon tedavisi yapılıyor. Eksik olan androjenin takviyesini mutlaka yapmak gerekiyor fakat yapılan çalışmalar androjen takviyesinin geriye dönüşümü olmayan negatif şeylere yol açtığını gösteriyor. Kıllanma gibi. Bunlar görülmesin diye testeronun düzenlenmesine yardımcı olarak hormon düzenleyici ilaç veriliyor.

Füsun SAKA

Erken Boşalma Sorunu

Türk Eczacıları Birliği (TEB), bünyesinde hizmet veren, "Cinsel Sağlık, Eğitim ve Danışma Merkezi'ne" en çok, "erken boşalma" sorunu yaşayan erkekler danışıyor. Erkekler tarafından yapılan başvurularda, erken boşalma sorununu, sertleşme problemi ve penis boyu sorunları izliyor. Hem erkek hem kadınlarda cinsel istekte azalma, kadınlarda cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus ve orgazm problemleri ağırlıklı başvuru konuları arasında yer alıyor.

Türk Eczacıları Birliği (TEB), bünyesinde hizmet veren, "Cinsel Sağlık, Eğitim ve Danışma Merkezi'ne" en çok, "erken boşalma" sorunu yaşayan erkekler danışıyor. Erkekler tarafından yapılan başvurularda, erken boşalma sorununu, sertleşme problemi ve penis boyu sorunları izliyor. Hem erkek hem kadınlarda cinsel istekte azalma, kadınlarda cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus ve orgazm problemleri ağırlıklı başvuru konuları arasında yer alıyor.

TEB ve Hacettepe Üniversitesi HIV-AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) işbirliğiyle 2000 yılında açılan Cinsel Sağlık, Eğitim ve Danışma Merkezi'ne başvuralar gün geçtikçe artıyor.

Kurulduğundan bu yana telefonla veya yüz yüze görüşerek 5 binden fazla kişiye hizmet veren merkeze daha çok erkekler müracaat ediyor. Merkeze daha çok telefonla başvuru yapılırken, telefonla başvuranların yüzde 70'ini erkekler, yüzde 30'unu kadınlar oluşturuyor. Kurulduğundan bu yana bin kişiye, yüz yüze görüşerek danışmanlık hizmeti veren merkeze gelerek sorunlarını anlatanların ise yüzde 60'ını kadınlar, yüzde 40'ını erkekler oluşturuyor.

Merkezde, cinsel işlev bozuklukları konusunda eğitim almış psikologlar hizmet veriyor.

Erkekler tarafından yapılan başvurularda, ilk sırayı erken boşalma alıyor. Bunu sertleşme problemi, penis boyu sorunları izliyor. Hem erkek hem kadınlarda cinsel istekte azalma, kadınlarda cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus ve orgazm problemleri ağırlıklı başvuru konuları arasında yer alıyor.

Merkezde, aile terapisi, çocuğunun ergenlik sorunları için başvuranların yanı sıra AIDS şüphesi olanlar veya test sonucu HIV pozitif çıkanlar da başvuruyor.

Cinsel Güçsüzlük

Ereksiyon sorunu olan orta yaş ve sonrası erkeklerin sayısında, günümüzde büyük artış var.Bu soruna çare bulan ilaçların sayısında da artış var. Günlük dilde 'mavi mucize' diye anılan bu ilaçları, kimlerin, nasıl kullanacağı konusunda ise pek çok kişinin bilgisi yok. Bu yazımızı dikkatle okuyun.


Ereksiyon sorunu olan orta yaş ve sonrası erkeklerin sayısında, günümüzde büyük artış var.Bu soruna çare bulan ilaçların sayısında da artış var. Günlük dilde 'mavi mucize' diye anılan bu ilaçları, kimlerin, nasıl kullanacağı konusunda ise pek çok kişinin bilgisi yok. Bu yazımızı dikkatle okuyun.

Orta yaş ve sonrasında cinsel güçsüzlük sorunu yaşayan erkeklerin sayısı artmaktadır. Sigara kullanımının artması, kilo fazlalığı probleminin yaygınlaşması, altışmışlı yaşlarla birlikte hipertansiyon, şeker hastalığı ya da kolesterol yüksekliği ile uğraşanların çoğalması bunun başlıca nedenleridir. Güncel sağlık sorunları haline gelen depresyon, stres ve duygu durum bozuklukları gibi psikolojik sorunların çoğalmasının da payı olmalıdır. İlaç kullanımındaki yaygınlaşmanın özellikle reçeteli bazı ilaçları (antihipertansif, antidepresan, antihistaminik, antipskotik ilaçlar) bilgisiz kullanmanın da bu durumdan sorumlu olabileceğini belirtelim.

Kalbi olanlar dikkat

1990'lı yıllarda 'impotans' sorunu yaşayan erkekler için bir umut doğmuştur: 'Sildenafil.' Güncel dilde 'mavi mucize' diye tanımlanan bu yuvarlak ve elmas biçimindeki tabletler, erkek yaşlanmasının vazgeçilmez yol arkadaşları haline gelmişlerdir.

Bu grup ilaçların orta yaşlı ve yaşlı erkekler tarafından çok sık kullanıldığı doğrudur. Cinsel güçsüzlük sorununun hızla yaygınlaştığı günümüzde bu normal bir sonuçtur. Koroner kalp hastalığının hızla yayılması orta yaş ve sonrasının en sık görülen sağlık sorunu olması doğru ise, aynı nedenle gelişen cinsel güç kaybının da sık görülmesi normaldir.

Bu ilaçları kalp hastası erkeklerin kullanması halinde ortaya çıkabilecek sorunlar, baştan beri merak ve korku nedenidir. Cinsel güçsüzlüğün ve kalp damar hastalıklarının nedenlerinin ortak kökenli (damar sertliği-ateroskleroz) olması ve her iki sorunun çözümünde kullanılan ilaçların aynı anda alınmasının yaşamı tehdit edici yan etkiler yaratabilmesi tam bir şanssızlıktır.

Özellikle nitratlar veya amil nitril gibi birdenbire ve bol miktarda nitrit oksit (NO) salımına yol açan ve kalp damarları yanında vücudun diğer damarlarında da ani ve ciddi genişlemelere yol açan kalp ilaçlarını kullananların her ne koşulda olursa -doktorundan özel izin almadıkça- bu ilaçları kullanmamaları gerekmektedir. Bu ilaçların 'sildenafil' ve benzerileri ile birlikte kullanımları halinde kan basıncında yaşamı tehdit edici düşmeler oluşabilmektedir. Bizim önerimiz özellikle yukarıda belirtilen ilaçları kullanan biri iseniz, doktorlarına danışmadan ve onun onayını almadan bu ilaçlara başlamamanızdır.

Kimler risk altında?

Düzensiz, gayri muntazam aralıklarla ve ciddi bir çaba göstermeden oluşan, eskisinden uzun ve daha şiddetli seyreden, nerde ve ne zaman geleceği, ne kadar süreceği kestirilemeyen bir göğüs ağrısı sorununuz varsa bu ilaçları kullanmaya başlamadan evvel doktorunuzla konuşmalısınız. Özellikle kullandığınız ilaçlara ve dil altı tabletlerine bile yanıt vermeyen göğüs ağrılarınız varsa bu grup ilaçları denemeyi aklınızdan bile geçirmemelisiniz. Eğer fazla cesaretli davranıp da bu grup ilaçları kullanmış, ama cinsel birleşme veya sonrasında göğüs ağrısı sorunu ile karşılaşmışsanız nitrat içeren bir dil altı ilacını kullananmayacağınızı da bilmeniz gerekiyor.

Aklınızda olsun

Bir şanssızlık yaşar da bu arada acil bakıma alınmak zorunda kalırsanız -kolunuza takılacak ilk serumun içine nitrat içeren bir ilaç konulabileceğinden- bu tür bir ilacı kullandığınızı hemşire veya doktorunuza -utanıp sıkılmadan- belirtmelisiniz. Aksi takdirde hayatı tehdit edici hipotansif bir şokla bile karşılaşabilirsiniz.

Eğer hemofili gibi bir kanama bozukluğunuz, mide-oniki parmak bağırsağı ülseriniz, orak hücre anemisi, lösemi, myeloma gibi önemli bir sağlık probleminiz varsa bu ilaçlara başlamadan önce doktorunuzla konuşun. 65 yaş ve üzerinde olanların bu grup ilaçları kullanmasında herhangi bir sakınca söz konusu değildir.

'Mavi mucizeleri' kimler kullanamaz?

- Kısa bir süre önce kalp krizi geçirenler

- İlaçlara rağmen durdurulamayan göğüs ağrısı veya kararsız angina pektoris sorunu olanlar

- Yakın bir zamanda felç-inme, beyin kanaması geçirenler

- Kısa bir süre önce geçici beyin iskemisi sorunu yaşayanlar

- Ağır derecede düşük tansiyonu olanlar

- Hipertansiyon sorununu çoklu ilaç tedavileri ile bile güçlükle çözenler

- Ağır kalp yetmezliği nedeniyle tedavi görenler

- Karaciğer ve böbrek yetmezliği bulunanlar

- Retinitis pigmentoza hastaları bu grup ilaçları kullanmamalıdır

Erkeksen bunları bil!

Kadınların genelde kendilerine sakladıklarını artık erkeklerin öğrenme zamanı geldi. Belki de zaman zaman birşeyleri olmuş gibi göstermek karşımızdakini kandırmak anlamına gelmiyor. Ama şunu söylemekte fayda var; gerçeği bilmek insanlara masumiyetini geri kazandıracaktır. Haydi bakalım...

Dünya prezervatifle de güzel
Siz hiç hayatınızda plastik bir eldiven kokladınız mı? Ya da ağzınıza plastik bir eldiven tadında limon götürdünüz mü? Her neyse, tam her şeyden zevk almaya başlıyorken bir süre ara vermek zorunda kalmak ne kadar da kötüdür değil mi? Hayır, hiçbir şey kesinlikle doğal hali kadar güzel olamaz. Burada lütfen bize hak verin. Ama bir şey olması gerekiyorsa, olmalıdır. Bunu hiçbirimiz inkar etmiyoruz. Ve şu anda bir AIDS devrinde yaşadığımız için prezervatifle de yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Eğer doğaldan yana iseniz bir AIDS testi yaptırmak kadar kolay bir şey yok. Ve lütfen artık uzun süreli ilişkilerde karar kılın. O zaman biz de sizi daha çok seveceğiz...

Aşk olmadan meşk olmaz mı?
Tabii ki olur. Gerçekten de... Bazen olmaz ama çoğunlukla olur. Eninde sonunda bizler de romantik Ortaçağ kalıntıları değiliz. Hepimiz modern çağın gereklerini yerine getiriyoruz. Zaman zaman duyguların yerini başka şeyler alabiliyor. Eğer karşımızdaki bizim için çok istidatlı bir sevgili ise bizi gerçekten sevdiğini anlatması için zaten rol yapması gerekmiyor. Tıpkı bizim ona orgazm taklidi yapmayacağımız gibi, değil mi? Problem, bu özelliklere sahip sevgililerin zor bulunuyor olması. Ve yatakta yanımızda yatan adamdan en azından bizden hoşlanıyormuş gibi davranmasını istiyoruz ve kırmızı güller talep etmiyoruz. Ertesi gün bizi araması da yeterli aslında...

Bir saat, yarım saatten daha etkilidir
Biz kadınlar karşı cinsin bizi çok iyi anladığını, en azından anlamak için çaba gösterdiklerini biliyoruz! Bu yüzden erkek adı verilen bu cins de, bizlerin sevişme öncesinde 'ısınma' ihtiyacımız olduğunu ve 'ısınma'nın süresinin ne kadar uzun olursa herşeyin o kadar iyi olacağının farkında. Dürüst olmak gerekirse; ısınma süresini uzatmamızın nedeni biraz da 'oral oyun' oynamak istememizden kaynaklanıyor. Ama hiçbir zaman, kadınlar olarak göğüs uçlarımıza ya da vücudumuzun diğer bölgelerine aldığımız 'yaralar'ın heyecanlı olduğunu savunmuyoruz.

Erkekler her daim yapabilir...
Bunu en iyi kadınlar bilir. Futbol ya da tenis maçlarının önümüze geçtiği ve kıskançlık krizlerine gark olduğumuz tüm geceler bizim için kabustur. Ya da erken başlangıçlardaki şu bildik diyalog; 'Beni heyecanlandırdın sonra her şey çabucak oluverdi işte...' Aslında bu durumda hiçbir kadın erkeğini küçümsemez. Kadınları rahatsız eden erkeklerin o 'erkeklik' tavırlarıdır sadece.

Boyutu değil işlevi önemli
Dünya adil değil, hayat ise acımasız. Bazıları birşeylerden daha az alıyor, diğerleri ise hep daha fazla; daha çok para, daha fazla güzellik, daha fazla zeka... Hayal kurmaya devam edin. Ve bize lütfen şu soruyu sormayın; "12cm. mi 17 cm. mi?" Çünkü o anda her şeyi unutup dünyanın en dürüst cevabı da verebiliriz, dikkatli olun...

Template Design | Elque 2007