Hamilelik döneminde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamilelik döneminde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2007 Çarşamba

HAMİLELİK OLASILIĞI YÜKSEK GÜNLER

Takvim Metodu

Adet görülen ilk günü 1 ve toplam zamanı 28 kabul edersek.

01-10. gün = Gebelik şansı düşük

10-11. gün = Gebelik şansı orta

12-16. gün = Gebelik şansı yüksek

17-18. gün = Gebelik şansı orta

19-28. gün = Gebelik şansı düşük

12 Temmuz 2007 Perşembe

Hamilelik döneminde önerilen seks pozisyonları

Hamilelik döneminde önerilen seks pozisyonları
Gebelik döneminde cinsel ilişki pozisyonları da gebeliğin fizyolojisine uygun bir şekilde değiştirilmelidir. Çiftlerin en sık kullandığı pozisyon olan erkeğin üstte olduğu pozisyon, gebelik haftası ilerledikçe anne adayında rahatsızlık yaratmaya başlar ve en önemlisi de büyümekte olan bebeği uterus içinde basınca maruz kalma tehlikesiyle başbaşa bırakır.

Bu nedenle çiftler, uterusa baskının minimal olduğu ve ideal olarak uterus üzerinde hiçbir şekilde bası yaratmayan bir pozisyon tercih etmelidirler. Aşağıdaki resimde bu amaca uygun ilişki pozisyonları şematik olarak gösterilmektedir.

Bu 5 pozisyon arasında "bebeğe zarar vermeme" açısından birinin diğerine herhangi bir üstünlüğü yoktur.
Her çift bu önerilen pozisyonlar arasından kendilerine en uygun olanı uygulamalıdır.

8 Temmuz 2007 Pazar

Doğum Sonrası Cinsellik


Doğum sonrasında özellikle emziren kadınlarda yüksek miktarlarda salgılanan prolaktin adlı süt hormonu, libidoyu yani cinsel isteği azaltıcı bir etkiye sahip. Bu yüzden doğum sonrası cinsellikten uzaklaşma yaşanabiliyor...

Bu dönemde yüksek prolaktin etkisiyle yumurtalıklardan normalde salınan ve cinsellikte rol oynayan estrojen ve androjen hormonları baskılanır. Emzirme dönemi bittikten sonra prolaktin hormonu düzeyi normal düzeylere iner, yumurtalıkların ve yumurtlamanın baskılanması ve cinsellikte önemli hormonların yumurtalıklardan salınması üzerindeki baskı kalkar ve libido normal düzeylere çıkar. Bu dönemde cinsel istekte azalma görülebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi�nden Kadın Sağlığı Uzmanı Opr. Dr. İbrahim Sözen, doğum sonrasında kadın cinselliği ile ilgili merak edilenleri anlattı...

GÜVENİLİR DOĞUM KONTROL YÖNTEMİ
Süt emzirmenin yumurtlama üzerindeki baskısı nedeniyle belli bir oranda doğum kontrolü sağladığını söyleyen Opr. Dr. İbrahim Sözen, �Ancak bu kesinlikle güvenilir bir korunma yöntemi değildir. Birçok anne bir sonraki bebeklerine işte bu korunduklarını sandıkları dönemde hamile kalırlar. Bu nedenle özellikle, emzirmenin yoğunluğunun ve sıklığının azaldığı doğumu izleyen 6. aydan sonraki süreçte mutlaka güvenilir bir doğum kontrol yöntemi seçilmeli� diyor.

Bu tür bir yöntemin doğumu izleyen 6. haftadan itibaren uygulanmasını öneren Sözen, yüzde 99 koruyuculuğu olan 3 yöntemi rahim içi araç yani spiral, doğum kontrol hapları ve 3 ayda bir kastan verilen doğum kontrol iğneleri olduğunun altını çiziyor.

KURULUK SORUNUNA KAYGANLAŞTIRICI JEL
2007 yılında Journal of Sexual Medicine adlı dergide yayınlanan bir çalışmaya göre doğum yapan annelerin yüzde 90�ında cinselliğe ilişkin bir endişe söz konusu oluyor. Cinselliğe tekrar ne zaman başlanabileceği bunlardan biri. Cinselliğe doğumu izleyen 6. haftadan sonra başlanabilir. İlk başlarda vajende eskiye oranla bir kuruluk görülebilir. Bunun nedeni azalmış östrojen hormonudur. İlişkiyi kolaylaştırmak için kayganlaştırıcı jeller kullanılabilir.

VÜCUT İMAJINDAN MEMNUNİYETSİZLİK
Doğum sonrası ortaya çıkan problemlerden biri erkeğin kadından daha fazla cinsel istek içinde olmasıdır. Erkeğin bu anlamda kadın fizyolojisini kavrayarak anlayışlı olması gerekmektedir. Annenin kendi vücut imajından memnuniyetsizliği de cinselliği etkileyen önemli bir faktör. Bu da doğumu izleyen 6. haftadan sonra ciddi bir egzersiz programı ve emzirmeyi takiben uygulanacak sıkı bir diyet ile çözülebilir.

GEBELİĞİN BAŞINDAKİ CİNSEL AKTİVİTE ÖNEMLİ
2006 yılında İngiliz tıp dergisi BJOG�da yayınlanan bir çalışmada, doğumdan bir yıl sonraki cinsel aktivite miktarını belirleyen en önemli faktörün, gebeliğin başındaki cinsel aktivite miktarı olduğu saptandı. Yani, gebeliğinin başından beri cinselliğini yaşamayı sürdüren kadınlar, doğumdan 1 yıl sonra da cinselliği aktif yaşarken, gebeliğin başından itibaren bu sıklığın azaldığı kadınlar, doğum sonrası en çok problem yaşayan grup oldu. Gebelikte özel durumlar dışında cinselliğin tıbben kısıtlanması söz konusu değil. Geçici olarak kısıtlanan kadınlar gebelikte vajinal kanama ile erken doğum tehdidine yol açan rahim kasılmaları yaşayanlar.

İsveç�te yapılan ve 2005 yılında Journal of Sexual Research dergisinde yayınlanan bir çalışma çiftlerin doğumdan 6 ay sonraki cinselliğini inceliyor. Buna göre en sık görülen cinsel aktivite miktarı ayda 1 veya 2 olarak bulunmuş. Buna en büyük neden olarak çiftler ve özellikle kadınlar �cinsel aktivite için çok yorgun olduklarını� gösteriyor. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivitenin de normale dönmesi bekleniyor.

AĞRI CİNSELLİĞİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Doğum sonrası cinselliği etkileyen faktörlerden bir diğeri de normal doğum sırasında vajen bölgesinde ileri düzeyde yırtılma veya kesi olup olmadığı. 2006 yılında yayınlanan bir Alman çalışmasına göre, bu tür bir travma nedeniye doğum sonrası devam eden ağrılı cinsel ilişki de cinselliği olumsuz etkiliyor.

Doğumdan sonraki 6. ayda da devam eden ağrılı cinsel ilişki görülme sıklığı normal ve vajinal yırtık olmaksızın doğuranlar ile sezaryan ameliyatı ile doğuranlarda yüzde 3-4 iken, ileri düzeyde vajinal yırtık veya kesi ile doğum yapanlarda yüzde 11-14 olarak bulunmuştur. Bu nedenle anneye göre iri bebekleri olanlarda, normal doğumu ileri düzeyde yırtıklara neden olacak şekilde zorlamamak ve bu bilgileri doğum öncesi anne adayıyla paylaşmak gerekiyor.

Yazar: Ntvmsnbc

31 Mart 2007 Cumartesi

Hamilelikte Bunlara Dikkat!




Her anı heyecan dolu geçen hamilelik sürecinde anne adayları bazı sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir. Bulantı, kramplar ve bel ağrıları; gebelikteki şikayetlerin en başında başında gelir. Oysa alacağınız basit önlemlerle çok daha rahat bir hamilelik yaşayabilirsiniz....

Anne olmak için heyecanla bekleyen hamile kadınları birtakım sağlık sorunları rahatsız edebiliyor. Hamilelik sürecinde anne adaylarında en sık karşılaşılan sorunları ve çözüm yollarını, Bahçeci Kadın Sağlığı Kliniği'nden Kadın Sağlığı ve Doğum Uzmanı Dr. Hande Akbaş, 'Bebeğim ve Biz' dergisinin ekim sayısında şöyle özetliyor:

1. Kabızlık: Hamilelik sırasında gelişen hormonal değişikliklerden tüm sindirim sistemi etkilenir. Tüm bağırsak hareketleri, hamilelikte salgılanan progesteron hormonu sebebiyle yavaşlar.

Öneriler: Bol lifli gıdalar tüketilmeli, yeterli miktarda sıvı alınmalı ve düzenli egzersiz yapılmalı.

2. Kramplar: Bacak krampları, hamileliğin son aylarında sık görülür. Krampların başlıca sebepleri; hamilelikte az hareketten kaynaklı kan dolaşımındaki değişiklikler, ayaklara binen yük artışı, bebeğin damar ve sinirlere baskısı.

Öneriler: Egzersiz yapılmalı, uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, bol sıvı alınmalı ve kramp başladığında ayaklara masaj yapılmalı, ılık havlu ile ısı uygulanmalı. Kalsiyumdan zengin beslenmeli. Örneğin; günde en az 2 bardak süt, bir kase yoğurt ve bol peynir yemeli. Vitamin ve mineral desteği alınmalı.

3. Bulantı ve kusmalar: Hamilelikte sık görülen bulantı ve kusmalar, hamilelerin yüzde 80'ini etkiler. 'Helicobacter pylori' denilen bir bakterinin etken olabileceği konusunda birtakım teoriler ortaya atılmış olsa bile, gerçek neden tam olarak bilinmiyor.

Öneriler: Diyette değişiklik yapılabilir, gerekirse psikolojik destek alınabilir. Sabahları galeta veya tuzlu yiyecekler tüketmek de bulantıları azaltabilir.

4. Lekeler: Hamilelikte değişen hormon seviyeleri sonucunda ciltte birtakım değişiklikler meydana gelebilir. Yüzde bazen renk koyulaşabilir. Güneşte bu renk daha da koyulaşabilir. Ancak tüm bu değişiklikler, hamilelik bitince kaybolur. Hamilelerde memelerde ve özellikle belde kaşıntı olabilir. Bu durum cildin gerilmesine bağlıdır.

Öneriler: Cilt değişikliklerini azaltmak için cilt öncelikle hep temiz tutulmalı. Güneşten daima korunmalı. Aşırı kilo almamaya özen gösterilmeli. Cilt devamlı nemlendirilmeli. Pamuklu ve çok sıkmayan giysiler giyilmeli. Çatlaklar; yüzme ve yürüyüş gibi sporlar yapılarak azaltılabilir. Karın, kalça ve bacaklara badem yağı veya kremlerle, özellikle de yatmadan önce düzenli masaj yapılmalı.

5. Varisler: Varisler, cilt altından gözükebilen genişlemiş damarlardır (venlerdir). Genellikle bacaklarda mavimor renkte görülür. Hamilelikte büyüyen rahmin, bazı venlere bası yapması sonucu artan progesteron seviyeleri, ayaklardaki venleri genişletebilir. Ailede olması, çoğul hamilelikler, aşırı kilo artışı ve uzun süre ayakta kalma; bacaklarda varis gelişme ihtimalini artırır. Eğer hamilelikten önce varisler yoksa, genellikle doğumdan sonra gerilerler.

Öneriler: Sık egzersiz yapılmalı, aşırı kilo almaktan kaçınılmalı, fırsat buldukça ayaklar yerden yükseltilmeli, gerekirse uygun varis çorapları giyilmeli.

6. Kansızlık: Anemi yani diğer bir adıyla kansızlık; hamilelikte genellikle demir eksikliğine bağlı olarak görülür. Bebeğin anneden aldığı demirin ve vücutta su tutulmasının artması, demire olan ihtiyacı da artırır.

Öneriler: İçeriğinde demir olan besinler alınmalı; et, yeşil sebzeler, kiraz, kayısı, badem, kuru baklagiller ve pekmez, demir yönünden zengin besinlerdir.

7. Bel ağrıları: Hamilelikte bebeğin büyüyüp baskı yapmasıyla ve hem bebeğin hem de fazla kiloların ağırlığıyla, bel ağrıları oluşabilir. Genellikle hamileliğin ilerleyen dönemlerinde görülür; bebeğin büyümesiyle başlayabilir veya artabilir.

Öneriler: Yürüyüş ve bel kaslarını güçlendiren egzersizler yapılmalı.

24 Mart 2007 Cumartesi

Anne Sütü Ve Yararlari

DSÖ(Dünya Sağlık Örgütü) ve UNICEF bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında, mümkünse 6 ayında , su dahi almaksızın anne sütü ile beslenmesini önermektedir.Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin ANNE SÜTÜDÜR.Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar.

Emzirme bebeğinizle sizin aranızda sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur.


Bebeğiniz doğduktan sonra ılk yarım saat içinde sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden mutlaka emzirmelisiniz.İlk 48 saat içinde sık emzirmek sütün yeterliliği açısından önem taşır.Çünkü sık emmeye bağlı olarak süt salgısında artış olacaktır.Bu nedenle sütünüz henüz gelmemiş bile olsa sık emzirmeye devam ediniz.


Kolostrum adı verilen ilk süt protein bakımından oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır.Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.

Kolostrum sıvısı hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağılabilir.Bu aylarda duş altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım)baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.

Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın.Yeni kaynatılmlş ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin.Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınıza alın.Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın.Bebeğinizin meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın.Böylece bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir.Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamıyacaktır.

Gaz sancılarını engellemek için hava yutmasını en aza indirmek gerekir.Bunun için emzirirken bebeğinizi mümkün olduğu kadar yere dik tutmaya çalışın.Gazını çıkarmak için başını omzunuza dayayıp yine dik bir pozisyonda sırtına hafif hafif vurmanız yeterli olacaktır.Bebeğiniz yuttuğu hava ile birlikte bir kısım sütü geri çıkartabilir.Bu nedenle omuzunuza önceden temiz bir peçete yada mendil koymalısınız.Bu işlem 15-20 dakika sürmelidir.

Anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğe ilk üç ayda ayrıca su vermeye gerek yoktur.Ancak kemik ve diş gelişimi için beslenmeye D vitamini eklenmelidir.

Bebeğinizi yan yatırmaya özen gösterin.Bu bebeğinizin çıkaracağı süt veya tükürük salgısının nefes borusuna kaçmasını engelleyecektir.


Bebeğinizi her ağlayışında ve istediğinde emzirmelisiniz.Bu bebeğinizin hem beslenmesini hem de psikolojik olarak doyuma ulaşmasını sağlayacaktır.

Süt üretiminin uyarılabilmesi için özellikle başlangıçta bebeğinizin her öğünde heriki memedende emmesi gerekir.Bir sonraki emzirme öğününde son emzirmede bıraktığınız meme ile başlayın.İlk günlerde emzirme süresi her göğüs için 3-5 dakika olabilir.Bebeğin emme gücünün artmasıyla birlikte bu süre 10-15 dakikaya uzayacaktır.15 dakika bir göğüs, 15 dakika diğer göğüs şeklinde 30 dakikalık bir emzirme yeterli beslenmeyi sağlar.

Bebeğiniz emzirme sırasında genellikle uyuya kalır.Göğüs değiştirme sırasında hafif uyarılarla uyandırılarak diğer göğüsü de emmesi sağlanabilir.

Göğüs temizliği ve bakımı için kaynatılmış ılık suyla ıslatılmış pamukla silmek yeterli olacaktır.Emzirmeden sonra meme başlarınızı dikkatle kurulayın ve sütyeninizin içine temiz bir bez yada göğüs pedi koyarak kuru kalmalarını sağlayın.Sızan sütle nemlenir nemlenmez bezi değiştirin.Emzirmenin sonunda göğüs ucu sıkılarak çıkan sütün meme başı veya etrafına sürülerek bırakılması göğsün yumuşak kalmasına yardımcı olur.

Hamilelik döneminde olduğu gibi emzirme döneminde de doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamaya özen gösterin.

Template Design | Elque 2007