popo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
popo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2007 Cuma

Popo'ya dikkat!

Jennifer Lopez onun sayesinde meşhur oldu, Kylie Minogue’un küllerinden dirilişinin de arkasında o var ve Beyonce’nin ‘Yeni jenerasyonun seks sembolü’ haline gelmesinin en önemli nedeni yine o... Dişi olmanın en seksi ayrıcalığı olan ‘popo’, erkeklerin yanı sıra kadınların da tutkunu olduğu bir vücut parçası.

Biliyor musunuz, erkeklerin birçoğu için kadının poposu mükemmel görünümlü göğüslerden çok daha etkileyici. Dolayısıyla bu en değerli varlığımızı formda tutmak ya da forma sokmak hepimiz için önemli. Üstelik hangi tür bir popoya sahip olursak olalım, hiç fark etmiyor.



Üç farklı popo formunda bahsediliyor; elma popo, armut popo ve düz popo...

Her ne kadar yuvarlaklığı ve formuyla en ideal popo olarak elma lanse edilse de, modanın etkisiyle diğer iki formun da seksi kıvrımlara dönüşmesi mümkün.

Tabii ki, bugünden yarına ideal bir popoya kavuşmak mümkün değil. Ama hedefe kilitlenip, sıkı ve doğru bir çalışmayla, aşağı yukarı altı hafta içinde ilk olumlu sonuçlara ulaşabilirsiniz.

İdeal popo için ipuçları

Hareket edin, en azından haftada beş-altı kez.

Asansör değil mutlaka merdiven kullanın.

Yürüyüş, egzersiz ve bisiklet yaz aylarının ideal sporları.

Spor salonlarının karın-bacak-popo pilates kurslarına katılın. Yoganın da kasları güçlendirir ve dokuları gerginleştirici etkisi vardır.

Evde spor salonunda öğrendiğiniz popo kaslarını güçlendirici tek bir harekete odaklanın. Günde 15 dakika yeterli olacaktır.

Kalça pedli çamaşır

Eğer spor salonlarındaki egzersizleri çok ağır buluyor ve kendinizi o kadar güçlü hissetmiyorsanız o zaman seksi bir popoya sahip olmak için iki özel fırsatınız daha var.

Ya poponuzu daha belirgin gösterecek kalça pedli çamaşırlar kullanabilir ya da iyi düşünüp, estetik yaptırabilirsiniz.

7 Temmuz 2007 Cumartesi

Cinsel Göz kapakları ve dudaklar...

Cinsel Göz kapakları ve dudaklar...

Duyuların zenginliği! Sevgilinizin yüzünü avuçlarınızın içine alın. Emin olun sevgiliniz gözlerini kapatmış, ona bir öpücük vermenizi bekliyor olacaktır.


Ancak henüz dudaklarınızın dudaklarına değmesi için çok erken. İlk önce dudaklarınızı sevgilinizin göz kapaklarına dokundurun. Daha sonra yüzünün diğer bölgelerini öpün. Ağız bölgesine geldiğinizde dilinizle dudaklarının çevresini yalayın! Sevgiliniz ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz! Son olarak da beklenen buluşmayı gerçekleştirin: Dudaklarınız dudaklarına değsin!

Boyun...

Rahat olun! Sevgilinizin boynunuzdan öpmesini çok mu seviyorsunuz? Emin olun erkekler de en az kadınlar kadar boyunlarından öpülmekten hoşlanır. Ancak erkeklere biraz daha sert davranılması gerekiyor! Neden mi? Erkeklerin ense ve boyun bölgelerindeki deri daha kalındır. Bu yüzden de istediğiniz gibi davranabilirsiniz. Sevgilinizin boynunu ısırın, emin... Her şey serbest! Ancak bütün bunları yapabilmek için sevgilinizin size güveniyor olması gerekir. Aksi takdirde erkekler pek boyunlarının öpülmekten hoşlanmaz!

Göğüs...

Sevgilinize göğüs şöleni! Her zaman sevgiliniz göğüslerinizi sever! Ama şimdi sıra onda! Erkekler göğüslerinin öpülmesinden oldukça zevk alır. Ayrıca dil oyunları erkekleri çılgına çevirir. Sevgilinizin göğüs uçlarını ısırdığınızda, onun ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz!

Karın... Hassas mı hassas!

Karın oldukça hassas bir bölgedir. Aynı şekilde erkeklerde de! Bu nedenle çok nazik olmaya özen göstermelisiniz. Sevgiliniz karnının okşanmasından büyük bir zevk alacaktır!

Penis...

Dikkat patlayabilir! Hiç şüphesiz erkeklerin en hassas bölgeleri penistir.

Popo...

İstediğiniz kadar tırmalamak serbest! İşte popo bölgesinde istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Ayrıca erkekler sevişirken popolarının okşanmasından, hatta daha sert dokunuşlardan oldukça hoşlanır.

Eller...

Öpmekten çekinmeyin! Her nedense her zaman kadınların elleri öpülür. Ama erkekler de kadınlar kadar ellerinin öpülmesinden hoşlanır. Ayrıca parmaklarını ağzınıza alabilirsiniz. Bu onun ereksiyon olmasını sağlayacaktır!

Baldırlar...

Ateşli dokunuşlar! Kadınlar da olduğu gibi, erkekler de baldır bölgesinde hassastır. Özellikle baldırlarının iç bölgesinin öpülmesinden büyük bir zevk alırlar! Masaj yaparak da sevgilinizin ereksiyon olmasını sağlayabilirsiniz

Ayaklar...
Durmayın okşayın! Erkekler ayaklarının okşanmasından ve hatta öpülmesinden çok hoşlanır. Ancak bazı erkekler bu konuda hassas olabilir. Bu yüzden sevgilinizin yüz ifadesi yol göstericiniz olabilir!

24 Mart 2007 Cumartesi

Kadınların ve erkeklerin erojen bölgeleri

Sevgilinizin boynunuza yumuşak bir öpücük kondurduğunu düşünün... Ya da kulağınıza aşk sözleri fısıldadığını... Hatta gece yatakta ayaklarınıza masaj yapmaya başladığını hayal edin...



Her insanın fantazilerinin, cinsellikten aldığı zevkin farklı olması gibi uyarılma noktaları da birbirinden farklıdır. Kimileri yumuşak okşayışlardan, kimileri daha sert ve tutkulu davranışlardan, kimileri ise öpülmekten hoşlanır. Üstelik her insanın öpülmesini, okşanmasını istediği noktalar da farklı olabilir. Fakat sinir sisteminin herkeste aşağı yukarı aynı olduğu düşünülecek olursa, aslında küçük farklılıklar dışında vücudumuzun bazı bölgelerinin bu tür uyarılmalara son derece müsait olduğu görülür. İşte yukarıdan aşağıya doğru kadın ve erkeklerin erojen noktaları...

Kulak: Kadınların büyük çoğunluğu kulağın ve kulak çevresinin erojen olduğunu söylüyor. Erekler de kadınlar da özellikle seks sırasında kulaklarına fısıldanmasından, kulaklarının öpülmesinden hatta ısırılmasından hoşlanıyor. Ayrıca yine her iki cins de partnerlerinin nefesini kulaklarında hissetmenin kendilerine çok büyük haz verdiğini belirtiyorlar. Fakat işin sırrı yumuşak davranmakta. Aksi halde karşı taraf tahrik değil rahatsız oluyor.

Boyun: Sinir sistemi gelişmiş olan boyun bölgesi hem erkeklerin hem de kadınların erojen noktalarından. Bu sebeple gerek kadınlar gerekse erkekler boyunlarının öpülmesi, okşanması, yalanması ya da hafifçe ısırılmasından hoşlanıyorlar. Kadınlar boyun temasını ön sevişmenin olmazsa olmaz etaplarından biri olarak görüyor, boyunlarına yapılan temasın, hatta masajın ön sevişmenin başlangıç noktası olduğunu söylüyor. Erkekler de kadınlar gibi boyunlarına masaj yapılmasının cinsel arzuyu arttırdığı görüşünde.

Ağız: Ağız için söylenebilecek pek bir şey yok aslında. Siz öpüşmekten zevk almayan kadın ya da erkek gördünüz mü? Hayır değil mi? Fakat unutulmaması gereken bir şey daha var. Erkekler dudaklar ve öpüşme konusunda kadınlara oranla biraz daha şiddetten hoşlanıyor. Kadınlar french kiss'i ya da masumane öpücükleri tercih ederken, erkekler kadının öpüşürken dudaklarını sıkıştırmasından ya da ısırmasından zevk duyuyor.

Sırt: Kadınlar ense kökünden itibaren omurgaları boyunca partnerlerinin yavaşça aşağı kaymasından çok hoşlanıyor. Partnerlerinin ellerini, parmaklarını, dillerini ya da dudaklarını kullanarak küçük dokunuşlarla yukarıdan aşağıya inmesini tahrik edici buluyor. Aynı şey erkekler için de geçerli. Onlar da birlikte oldukları kadının göğüslerini, yüzünü, nefesini sırtında hissetmekten hoşlanıyor.

Göğüsler: Kadınların en erojen noktalarından olan göğüsler, hem kadının tahrik olup cinsel doyuma ulaşmasına yardımcı oluyor hem de onun cinsellikten ne kadar zevk aldığını gösteriyor. Hemen her erkek göğüslerin, kadının erojen noktalarından biri olduğunu bilse de bazı yanlışlar yapabiliyor. Örneğin kadınlar göğüslerinin okşanmasından çok fazla tahrik olmuyorlar. Kadınlar, erkeğin eliyle göğüslerini okşaması yerine parmakla, dudakla, dil ya da cinsel organlarıyla göğüslerine dokunmasından zevk duyduğunu söylüyor. Erkekler bu konuda kadınlar kadar görüş birliğine varabilmiş değil. Kimi erkekler kadının göğüslerini sıkması, ısırması ya da yalamasından zevk aldığını söylerken kimileri bundan nefret ediyor. İyisi mi, siz siz olun erkeğinize bu konuda ne düşündüğünü sorun!

Karın: Son derece hassas ve yumuşak bir bölge. Sevişme anında kadınlar göbek deliklerinin ellenmesinden, yalanmasından, okşanmasından tahrik olabiliyor. Erkeklere gelince... Erkekler de en az kadınlar kadar bu bölgenin kendilerini tahrik ettiğini söylüyor. Fakat erkekler bu konuda biraz daha yaratıcı. Partnerlerinin dilleri ya da dudaklarının yanı sıra saçlarının, göğüslerinin bu bölgeye temas etmesinden çok büyük haz alıyorlar. Fakat bu bölgeye dokunurken ya da okşarken, nazik davranmak gerekiyor. Aksi halde sevgilinizin canı yanabilir.

Popo: Kadınların erojen bölgelerinden biri de kalçalarıdır. Hemen hemen her kadın, popolarının okşanmasından, öpülmesinden, yoğurulmasından, hafifçe vurulmasından ve partnerlerinin parmaklarının popo çizgisi boyunca gezinmesinden hoşlanır. Fakat daha fazlasını istiyorsanız dikkatli olmalısınız. Çünkü bazı kadınlar anüslerinin ellenmesinden zevk alırken, bazıları bunu tiksindirici buluyor. Bunu deneyerek veya konuşarak çözümleyebilirsiniz.

Erkekler de popolarının okşanmasından, öpülmesinden, ısırılmasından zevk alıyor. Fakat nazik olmanız kaydıyla. Penisle anüsleri arasındaki bölge son derece duyarlı olduğundan en ufak bir darbe bile çok büyük ağrıya neden olabilir. Bazı uzmanlar kadınlarınki gibi ereklerin de G noktası olduğunu ve bunun anüsün 3-5 cm. içinde olduğunu belirtiyor. Bu varsayıma göre erkekler henüz bunu keşfetmemiş olsalar dahi, sadece bu bölgelerinin okşanmasıyla orgazm olmaları mümkün görünüyor. Fakat bazı erkekler bu konuda çok hassaslar ve böylesi dokunuşlardan nefret ediyorlar. O yüzden bu bölgelere dokunmadan önce kesinlikle onun fikrini almalısınız.

Bacaklar: Ayak bileğinden başlayın ve yavaşça yukarıya çıkın. Avuç içiniz ya da parmaklarınızla dairesel hareketler yaparak baldırlarını özellikle de en erojen nokta olan baldırların iç taraflarını okşayın. Kadınların bu dokunma işlemine bayıldığını göreceksiniz. Erkekler de en az kadınlar kadar baldırlarının içinin okşanmasından tahrik oluyor.

Ayak: Yine tam olarak fikir birliğine varılamayan bir nokta. Kimi kadınlar erkeklerin ayaklarını öpmesini, parmaklarını yalayıp emmesini tahrik edici bulurken kimileri bunu çok pornografik ve iğrenç buluyor. Aynı şey erkekler için de geçerli. Üstelik erkeklerin büyük çoğunluğu parmaklarının okşanmasından, öpülmesinden nefret ediyor. Partnerinizin bu konudaki tutumunu değiştirmek veya değiştirmemek size kalmış. Bu konularda fazla ısrarcı olmamakta fayda var.

Çırılçıplak gerçekler!

Göz kapakları ve dudaklar...

Emin olun sevgiliniz gözlerini kapatmış, ona bir öpücük vermenizi bekliyor olacaktır. Ancak henüz dudaklarınızın dudaklarına değmesi için çok erken. İlk önce dudaklarınızı sevgilinizin göz kapaklarına dokundurun. Daha sonra yüzünün diğer bölegelerini öpün. Ağız bölgesine geldiğinizde dilinizle dudaklarının çevresini yalayın! Sevgiliniz ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz! Son olarak da beklenen buluşmayı gerçekleştirin: Dudaklarınız dudaklarına değsin!

Boyun...

Rahat olun!Sevgilinizin boynunuzdan öpmesini çok mu seviyorsunuz? Emin olun erkekler de en az kadınlar kadar boyunlarından öpülmekten hoşlanır. Ancak erkeklere biraz daha sert davranılması gerekiyor! Neden mi? Erkeklerin ense ve boyun bölgelerindeki deri daha kalındır. Bu yüzden de istediğiniz gibi davranabilirsiniz. Sevgilinizin boynunu ısırın, emin... Herşey serbest! Ancak bütün bunları yapabilmek için sevgilinizin size güveniyor olması gerekir. Aksi tadirde erkekler pek boyunlarıdan öpülmekten hoşlanmaz!

Göğüs...

Sevgilinize göğüs şöleni! Her zaman sevgiliniz göğüslerinizi sever! Ama şimdi sıra onda! Erkekler göğüslerinin öpülmesinden oldukça zevk alır. Ayırca dil oyunları erkekleri çılgına çevirir. Sevgilinizin göğüs uçlarını ısırdığınızda, onun ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz!

Karın... Hassas mı hassas!

Karın oldukça hassas bir bölgedir. Aynı şekilde erkeklerde de! Bu nedenle çok nazik olmaya özen göstermelisiniz. Sevgiliniz karnının okşanmasından büyük bir zevk alacaktır!

Penis...

Dikkat patlayabilir! Hiç şüphesiz erkeklerin en hassas bölgeleri penistir.

Popo...

İstediğiniz kadar tırmalamak serbest! İşte popo bölgesinde istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Ayrıca erkekler sevişirken popolarının okşanmasından, hatta daha sert dokunuşlardan oldukça hoşlanır.

Eller...

Öpmekten çekinmeyin!Her nedense her zaman kadınların elleri öpülür. Ama erkekler de kadınlar kadar ellerinin öpülmesinden hoşlanır. Ayrıca parmaklarını ağızınıza alabilirsiniz. Bu onun ereksiyon olmasını sağlayacaktır!

Baldırlar...

Ateşli dokunuşlar!Kadınlar da olduğu gibi, erkekler de baldır bölgesinde hassastır. Özellikle baldırlarının iç bölgesinin öpülmesindne büyük bir zevk alırlar! Masaj yaparak da sevgilinizin ereksiyon olmasını sağlayabilirsiniz

Ayaklar...

Durmayın okşayın!Erkekler ayaklarının okşanmasından ve hatta öpülmesindne çok hoşlanır. Ancak bazı erkekler bu konuda hassas olabilir. Bu yüzden sevgilinizin yüz ifadesi yol göstericiniz olabilir!

Şimdi popo popüler

Çok değil birkaç yıl önce Hülya Avşar, şarkısının klibinde poposunu ekrandan yüzümüze doğru sağa-sola salladığında bir hayli afallamıştık. Gerçi biz popoyu severdik. 'Yemekte salça, kadında kalça', büyüdüğümüz topraklarda bu sevgiyi dışa vuran en özlü ifadeydi. Ama popoyla böylesine ayan-beyan karşı karşıya kalmak, pek alışık olduğumuz bir durum değildi. Göz ucuyla ve ilgiyle baksak da ekrana, yine de gördüklerimizi yadırgadık.

Aradan birkaç yıl geçti ve şimdi ekranda sular seller gibi akıp giden popolara artık olağanlaşmış bir ilgiyle bakıyoruz. Bu 'popo fırtınası'nı yadırgamadan izlemek, bunun nedenleri üzerine düşünmekten de alıkoyuyor bizi.

Poponun altın çağı

Evet, bir popo fırtınası esiyor! Jennifer Lopez'den sıkılan ya da bunalan Shakira'ya, ondan kaçan 'Nez'e tutuluyor bu fırtınada. Neredeyse ekranda starların yüzlerinden çok popolarıyla haşır neşir oluyoruz.

Dünya pazarında kendine yer edinmiş 'yerli jean'in reklamında onu giydiğimizde çok güzel olacağımızı, popolara 'zoom' yaparak anlatıyorlar bize. Güzellik popodan geçiyor yani!

Çocukluğumuzdan beri televizyondan ve sinemadan yüzlerini hafızalarımıza işlediğimiz 'Charlie'nin Melekleri' artık popolarını dönüyorlar afişlerinde.

Popo, günümüzde gerçekten altın çağını yaşıyor. Ama aslında hiçbir zaman gözden ırak olmadığını biliyoruz.

Poponun insan türünün dişisinde erkeğine kıyasla çok daha 'belirgin' olduğu bir gerçek. İnsana yakın diğer maymun türlerinin dişilerinin poposunda yalnızca 'kızışma' döneminde kendisini gösteren şişkinlik, insan dişisinde süreklilik kazanmış. Bu, kadın poposunun her daim erkeğin ilgisine ve gözlerine açık bir çekim bölgesi olmasını koşullayan 'evrimsel-biyolojik' bir etken.

Belki de buna bağlı olarak, insanlık tarihinin 'estetik' bakımdan izlenebilir en erken dönemlerinden itibaren popo, popülerliğini ilan etmiş. 'Taş Devri'nin sonlarına doğru görülmeye başlayan ve sanatsal yaratıcılığın ilk örneklerinden sayılan kil, fildişi ve kemikten yapılmış kadın heykelciklerinde çok açık şekilde tespit edebiliyoruz bunu.

Bu heykelciklerde kadın vücudunun göğüs, karın ve kalça bölgesinin abartılı biçimde tasviri göze çarpıyor. Ancak yine de vücudun odak noktasını kalçalar oluşturmakta gibi. Heykelcikler, bedenleriyle kıyaslanmayacak irilikte kalçalara sahipler. Antropologlar, bunun esasen kadının doğurganlık ve üretkenlik timsali olmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyorlar (M. Özbek, Dünden Bugüne İnsan, ss. 122-123).

Göğüsler ve karnın bu bakımdan önemini anlamak mümkün, ama poponun alabildiğine görkemli bir şekilde tasvirinin sadece bunlarla ilişkili olduğunu düşünmek, pek tatmin edici değil. Bu yüzden bunun kadın kalçalarının erotik çekiciliğine duyulan tutkunun artistik yansıması olarak yorumlanabileceğini öne sürenler de var (D. Morris, Sevmek Dokunmaktır, s. 46). Her ne olursa olsun, 'kadında kalça'nın taş devrinde bile insanların imgelemini harekete geçiren bir bölge olarak ortaya çıktığı kesin.

Poposever toplumlar

Poponun böylesi abartılı temsili, ilginç bir şekilde on binlerce yıl sonra, modern zamanların eşiğinde tekrar karşımıza çıkıyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa, giysilerin altına yerleştirilen yastıklar, karkaslar veya çelik yaylar aracılığıyla kadınların popolarının normalden çok büyük ve göze batacak şekilde sergilenmesine sahne oluyor. 'Kadında kalça', o dönemde de modanın odak noktası.

Sonra bu âdet terk ediliyor ve günümüzün daha atletik ama hayli de biçimli popo boyutları giderek 'genel-geçer'lik kazanıyor. Ancak bizim de içerisinde yer aldığımız Akdeniz havzası halkları ve onlarla organik bağlantı içindeki Latin kökenli Güney Amerika toplumları açısından durum farklı. Poponun kadında en çok önemsenen bölge olmasının bu toplumlarda bir 'kültürel karakteristik' haline geldiğini kaydetmek gerek.

Meme satmaz, popo satar!

Bu noktada çarpıcı bir örneği hatırlatmakta da yarar var: Playboy, Penthouse gibi erkek dergileri Türkiye pazarına ilk girdiklerinde beklediklerini bulamamışlardı. Neden sonra anlaşıldı ki dergilerin 'kadın'da daha çok göğüsleri öne çıkaran tarzı, Türk erkeğinin 'zevki'ne hitap etmiyor! Bu yüzden, tıpkı ondan çok sonra Türkiye'ye giren 'McDonald's'ın hamburgeri ayranla satması gibi, Playman'i de o zaman popo ile Türkiye'de satılır hale getirmek mümkün olmuştu!

Her yerde seks var

Yaşadığımız 'elektronik' iklimde 'popo' ile yoğun haşırneşirlik ise daha yakın zamanlara tarihlenen bir gelişme. Belki giderek çokkültürlü hale gelen dünyada kültürlerarası etkileşimin, belki de özellikle kültür endüstrisine hâkim Amerika'da 'Hispanik' (İspanyol kökenli) kültürün giderek öne çıkmasından kaynaklanıyor bu, kim bilir?

Ama bilinen, göze 'değen' her yerde son zamanlardaki popo artışının, onun ta en baştan beri bilinen cinsel çağrışımıyla ilişkili olduğu. Çünkü cinsellik, günümüzde çok satıyor.

Cinselliksiz aşktan, aşksız cinselliğe

Cinselliğin içerisinde yer almadığı 'masum' aşkları anlatan melodramların tarih olduğu bir dönemdeyiz. Âşıkların beyaz perdede birbirlerine sarıldıkları anda daha ileri gidecekleri kaygısıyla kararan perdeler, yatağa doğru devrilen âşıkları kadrajına almayarak ufuklara doğru gezintiye çıkan film kameraları çok gerilerde kaldı. Cinselliği dışlayan masum (ama bir o kadar da gerçekdışı) aşkların birer 'kültürel temsil' olarak dünyamıza hakim olduğu zamanlardan hayli uzaktayız. 'Masumiyetin sonu'nu yaşadığımız 'şimdiki zaman' daha çok bir 'aşksız cinsellikler' çağı. Bu çağın kültürel temsili de tabii çok başka oluyor.

Bu başkalık, cinselliği hayli vurgulu ve merkezi biçimde öne çıkarıyor popüler kültür öğelerinde. Filmlerde, kliplerde, şovlarda ve reklamlarda yani... İşte o zaman 'J.Lo', 'Shakira' ve 'Nez' popolarını konuşturuyor daha çok. Mankenler, aktrisler 'çok güzel oluyor' popolarıyla. Ve 'Charlie'nin Melekleri' son epizod 'Tam Gaz'da popolarıyla 'afiş(e)' oluyorlar.

Taş devrinden bugüne popo

Popo geçmişte de bazı dönemlerde günümüzde olduğu kadar 'görkemli' biçimde insan topluluklarının gündemindeydi. Taş devri insanı, kadın kalçasına yönelik erotik tutkusunu, sanatsal yaratıcılığına da yansıtmıştı. Yapılan kadın heykelciklerinde en abartılı işlenmiş bölgelerden biri, popoydu.

Tayfun Atay / Milliyet Popüler Kültür

30 Ocak 2007 Salı

Daha biçimli kalçalar için

Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek...

Küçük, dar ve sıkı kalçalar... Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hâyâl değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek.

Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart. Bunun için en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor.

Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal.

Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.

Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın.

Yürüyebileceğiniz mesafeler için arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.

Seksiliğinizi öne çıkarın

Odadan çıkarken size bakıldığını hissedip, döner ve odadaki erkeklerin poponuzu seyretmesini engeller misiniz? Seksi bir kadına hiç yakışmayan bu tür davranışlarınızı tedavi etme zamanı geldi. Bu yazıyı okuduktan sonra özgüven eksikliğinizden eser kalmayacağını ve seksapelinizin patlamaya hazır bir bombaya dönüşeceğini söylesek inanır mısınız? Hayır diyorsanız, siz yazımızdan yüzde yüz yararlanacak kişisiniz demektir. Hayatta önemli olan şey imajdır, unutmayın. "Kafanızdaki kendinizle ilgili olumsuzlukları silip, en ufak hatanızı eleştirmekten vazgeçerseniz, dünyada eşi bulunmaz ve müthiş bir yaratık olduğunuzu anlayacak ve iç mutluluğunuzu bulma konusunda dev bir adım atmış olacaksınız" diyor psikolog doktor Susan ]effers, "Hayat Müthiştir" adlı kitabında. Şok edici gerçek şu: Bunları elde etmek çok çok kolay. Özgüven rehberiniz işte şimdi elinizde. Size bakmasından zevk alın Erkekler sizi seyrettiğinde rahatsız mı olursunuz, yoksa bundan zevk mi alırsınız? Evin içinde temizlik yaparken bile sevgiliniz tarafından seyredilmek size mutluluk vermeli.

Asla aklınıza "Acaba nasıl görünüyorum?" sorusu gelmemeli. Şunu daima hatırlayın: Erkekler sizin belli bir yerinize bakmaz ki, o yerin kusurunu bulsunlar, onlar toplam değerlendirme yapar ve ayrıca beğenmedikleri şeye asla bakmazlar. Yani sizi seyrediyorlarsa, beğendikleri için seyrediyorlardır.

Kendinizi olumsuz eleştirme mekanizmasını yok edin

“Göbeğim var, popom büyük, burnum çirkin" gibi çeşitli olumsuz düşünceler beynimizi kemirir durur. Şimdi, şu an itibariyle bu cümleleri kullanmayı kendinize yasaklayın. Birçok kadın bunu yapar, kendi hakkındaki önyargılarını baz alarak, kendisi hakkında olumsuz cümleler kurar. Özellikle vücudunuzla ilgili özgüvene ulaşmak istiyorsanız, kafanızdaki bu eleştirel mekanizmayı yok etmelisiniz.

Vücudunuzla ilgili, espri yapmak için bile dalga geçmeyin.

Gerçek olmayan şeyler bile gerçek gibi kafanıza yerleşebilir. "Bu hızla gidersem,yakında balon gibi görünen göğüslerime yeni bir beden kat edilmesi gerekecek" türü espriler özsaygınızı yitirmenize yol açar.

Aklınıza kendinizle ilgili olumsuz değerlendirmeler gelince, kendiniz için avukatlık yapın.

"Çok kilo aldım" diye düşündüğünüzde, "Bununla ilgili herhangi bir delil var mı?"diye kendi kendinize sorun. "Bütün eski kıyafetlerimi değiştirip, bir iki beden büyük kıyafetler mi aldım?" diye devam edin. Bu sorunların cevabı negatifse, endişelenmenize gerek yok.

Doğru söyleyenleri dinleyin.

Emin olmadan konuşanlar sizi aldatabilir. Siz de emin olmadan kendi kendinize konuşursanız aldanabilirsiniz. Emin olmama durumu genelde hayatınızın bazı alanlarıyla ilgili güçsüz hissetmekten kaynaklanır. Belki sevgilinizle olan bir probleminizden dolayı, belki de işteki sorunlardan dolayı kızgınsınız. Kötü ruh halinizin gerçek kaynağını saptayın ki, sorunu atlatmak daha kolay olsun.

Güzel fotoğraflarınıza bakın

İnsan, kendini kötü hissettiği zamanlarda, güzel göründüğü fotoğraflarına bakarlar. Bu, bir şekilde insanlara moral verir. Kendini güzel görmek, moral vermesinin yanı sıra insanın yeniden kendine güvenmesini sağlar.

Çıplak takılın

Banyoda geçirdiğiniz zamanı uzatın. Vücudunuzun çıplak görüntüsüne ne kadar alışırsanız, başkası tarafından seyredilince o kadar rahat edersiniz. Yapmanız gerekenler: Çıplak uyuyun, çıplak televizyon seyredin, banyodan çıktığınızda, havluyu belinize dolayacağınıza başınıza dolayın.

Kendinize yeni bir yürüyüş yaratın

Yürürken kendinize güvendiğinizi belli etmelisiniz. ‘İşte ben buyum’ der gibi dimdik ve emin yürümeniz lazım. Yürürken duruşunuz çok önemli. Omuzlarınız geride, başınız dik, çeneniz ileride olmalı. Yürürken bacaklarınızın birini diğerinin önüne atın. Ve asla acele etmeyin."Acele etmek için fazlasıyla seksiyim" mesajını verin.

Flört edin

Kendinizi kötü hissettiren bir toplulukta olduğunuzda, bir köşeye çekilip, kendinizle baş başa kalmak yerine, ortamdaki erkeklerle flört edin. Flört etmek özgüveninizi yerine getirir. Flört ettiğiniz kişi bir de cevap verirse, daha fazla özgüven kazanırsınız.

Kendinizi kimseyle kıyaslamayın

Genetik yapınıza kızıp, neden top modeller gibi bir vücuda sahip olmadığınıza kızmak boş u boşuna zaman kaybı. Bu davranış size hiçbir şey getirmeyeceği gibi, kendinizi kötü hissetmenize yol açar. Başka kadınlara bakıp onların neden sizden daha güzel olduklarını düşünmeniz gereksiz. Kimse dört dörtlük değildir. Sorsanız, o kadınların da kendileriyle ilgili beğenmedikleri tarafları vardır. Siz siz olun, zaaflarınızdan çok, güçlü noktalarınızla meşgul olun.

Seksi taraflarınıza yoğunlaşın

Son derece yakışıklı ve başarılı insanların çoğunun yanında kim olduğuna bakın. Hayat partnerleri dört dörtlük olmaktan hayli uzak birileridir genelde. Neden mi? Çünkü erkeklerin çoğu top model görünüşünde bir sevgili aramazlar. Son derece güzel olmasa bile seksi diye tanımlanan kadınların tarzına bakın, sizde hiçbir eksiklik olmadığını anlayacaksınız.

Bu veya şu olmasaydı

Kadınların çoğu, daha zayıf olup, daha uzun bacaklara sahip olsalardı hayatlarının değişeceğini sanıyorlar. Halbuki durum böyle değil. O şekilde olsaydınız, mutlaka başka bir şeyinizin değişmesini dilerdiniz. Bu zincir asla durmaz çünkü sorun onlar değil, sizin düşünme tarzınız. Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek zorundasınız, başka alternatifiniz yok. Başka bir kadının özelliklerini düşünmeye başladığınızda, kendi iyi özelliklerinizi düşünün.

Başkalarına kendinize gösterdiğinizden daha fazla tolerans göstermeyin

Kendinize gelince acımasız olup, başkalarına niye toleranslı davranıyorsunuz ki? Değerlendirmenin eşit olması için, herkese aynı gözle bakmanız lazım. Onlara baktığınız gibi kendinize de bakarsanız, aslında hiç de fena özelliklere sahip olmadığınızı göreceksiniz.

Negatif tepki aramayın

Sistem şu şekilde işliyor: "Bu ayakkabılar ayaklarımı kocaman gösteriyor, değil mi?" veya "Beyaz pantolonlar popomu kocaman gösterir" gibi cümleler. İnsanlardan illa ki negatif görüş istiyorsunuz ve bazen onu alıyorsunuz da. Belki alçak gönüllü görünmek istiyorsunuz, ama aslında bunlar özsaygı eksikliğini gösterir. Yaptığınız tek şey sağlıklı olmayan düşünceleri beyninize yerleştirmektir ve bu da iyi bir şey değildir.

Sıkıcı olmayın

Bu tür cümleler söyleyip, insanlardan "Ah, ne alakası var, çok iyi görünüyorsun?" demelerini bekliyorsanız, hata yapıyorsunuz. Onların bundan sıkıntı duyduklarını fark etmiyor musunuz? Belki inanmayacaksınız, ama güvensizliklerinizi sürekli afişe ederseniz, insanlar sonunda sizi samimiyetsiz bulurlar.

İltifatları kabul etmeye çalışın

İltifat eden, yatakta sevgiliniz veya işyerinizde kıyafetinizi beğenen bir iş arkadaşınız olabilir. Kim olursa olsun, iltifat ne ortamda yapılırsa yapılsın, onu samimi görmeye çalışın. Teşekkür edin ve bunu beyninize yerleştirin. Alınan iltifatlar iyi birer özgüven kaynağıdır.

İnanana kadar taklit edin

Oyuncuların rollerini tekrar ede ede sonunda oynadıkları karakterle özdeşleştiğini duydunuz mu? Yeterince özgüven sahibi olmasanız da, daima özgüven sahibi, seksi biri rolünü oynarsanız, en sonunda bunu gerçekten başarırsınız. Özgüven sahibi birini oynayın, zamanla rol olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüşecektir.

Asla rahatsız olmayın

Saçlarınızla oynamayın, tırnaklarınızı yemeyin, ağırlığınızı bir bacağınızdan diğerine taşıyıp durmayın: Bunların hepsi rahatsız olduğunuzu gösterir.

Alanınızı belirleyin

Vücut dilinizle özgüven gösterirseniz, insanlar size daha farklı yaklaşacaktır. Duruma ne kadar hakim olursanız, insanlar size o kadar olumlu yaklaşır. Yani, omuzlar arkaya, çene yukarı, dimdik önünüze bakın!

Rahat kıyafetler seçin

Daracık jeanlere kendinizi zorla sığdırarak, daha mı zayıf göründüğünüzü düşünüyorsunuz? Asla! Çünkü pantolon sizi sıkıyor ve aklınızdan "Ben bir balina kadar şişmanım" düşüncesinin çıkmasına izin vermiyor. Siz siz olun, bir pazar gününü kendinize ayırın ve hangi kıyafetlerin size daha çok yakıştığını tespit edin. Rahat davranabildiğiniz kıyafetler seçerseniz, kendinizi daha iyi hissedersiniz.

Seksi iç çamaşırları kullanın

"Teninizin üzerine giydiğiniz çamaşırlar ruh halinizi fazlasıyla etkiler. Özel günler için sakladığınız çamaşırları günlük kullanmaya başlayın. Kendinizi daha seksi, daha baştan çıkarıcı hissedeceksiniz

26 Ocak 2007 Cuma

Vücudunuzun daha güzel görünmesi için yapmanız gerekenler..

Vücut güzelliği cilt güzelliğiyle orantılıdır.

Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir.

Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.

Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur.Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.

Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.Cilt bakımı için önce arındırma yani keselemenin cilt bakımı için önemi inkar edilemez. Haftada bir kez cildi ölü hücrelerden korumak için keseleme yapılmalıdır. Bedenin üst kısımlarına doğru dairesel hareketlerle yapılır. Ardından cilt mutlaka nemlendirilir. Göğüsler, boyun el ve bacaklar dış etkilere daha açıktır, her gün bakım ister. Cildin temel esnekliğini korumak ve ileriki yaşlarda sarkma ve çizgileri azaltmak için genç yaşlarda koruyucu ve nemlendiricileri kullanmak gerekir. Cilt hem sıcak hem soğuktan etkilenir. Nemini yitirir, hassaslaşır ve kurur. Cildi sağlıklı tutmak için yıl boyunca nemlendirici kullanmak yararlıdır. Cildin gerilmesiyle kuruduğunu anında anlayabiliriz.

Vücudun en büyük düşmanı selülitlerdir. Genç yaşlı, şişman zayıf fark etmez. Her kadında oluşur. Selülit, kısaca, derideki yapının bozulup, yağ dokularının su, tuz ve metabolizma atığı maddelerle dolarak şişmesi anlamına geliyor. Bu durum, lenf ve hücrelerarası sıvının birikmesine yol açıyor ve deriyi "portakal kabuğu" görünümüne büründürüyor. Dolaşım bozukluğu, kalıtım, yaş, cinsiyet, hormonal düzensizlik, hareketsizlik, iklim koşulları, psikolojik etkenler gibi pek çok oluşum nedeni var. Sağlıklı beslenme, spor yapma, gerekirse koruyucu kremlerle selülitle savaşılır. Selülit sağlıkla orantılıdır.

Yeterli uyuyun : Uyku sırasında enerji yenilenir, zehirli maddeler vücuttan atılır, dokuların beslenmesi düzelir ve hücre metabolizması normale döner.Stresli olmayınStresliyken vücut insulin salgılar. Bu durum vücutta yağ ve şeker birikimine yol açar.

Kilonuzu sabit tutun : Sık aralıklarla yüksek miktarda kilo alıp vermek deride esneklik kaybına neden olur. Bu durum deri yapısını bozar ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.

Gelişigüzel ilaç kullanmayın : Özellikle idrar söktürücü ve müshil ilaçlarını doktor tavsiyesi ile kullanın. Selülit, vücuttaki su-tuz dengesi değişikliklerine son derece duyarlıdır. İlaçların kötü kullanımı bu dengeyi bozabilir.Güneşlenirken dikkatli olun.Fazla güneşlenmek cildin yaşlanmasına ve direncinin azalmasına neden olur. Sıcak saatlerde (12-16 arası) güneşlenmeyin ve mutlaka güneşten koruyucu bir ürün kullanın.Kan dolaşımını engelleyen nedenlerden uzak durun.Kan dolaşımındaki yavaşlamalar ve düzen bozuklukları selülitin oluşmasında çok etkilidir. Bu yüzden:

- Vücudunuzu çok sıkan giysiler giymeyin.
- Sürekli yüksek topuk kullanmayın.
- Kambur durmayın.
- Kabızlık sorununuz varsa tedavi olun.

İyi soluk alıp verin: Göğsünüzü iyice şişirerek burnunuzdan derin ve yavaşça soluk alın ve yine burnunuzdan yavaşça geri verin. Dokuların bol oksijenle dolması, yanma işlemini hızlandırarak zehirli maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır, selüliti engeller.

Aromaterapi yapın : Selüliti engellemeye yarayacak en etkili yağ özleri greyfurt, portakal ve limon yağlarıdır. Çok konsantre oldukları için sadece 2 ya da 3 damla uygulayın.Haftada 1 kez, vücudun üst kısımlarına doğru ve dairesel hareketlerle yapılmalıdır. Dirsek, diz, kol, kalçaların üst kısımları gibi vücudun pürtüklü bölümlerinde ısrarcı olunması, buna karşın göğüsler, boyun gibi hassas bölümlerine uygulanmaması gerekir.

Günde en az 1,5 litre su için : Su, hem vücudu zehirli atıklardan temizler hem de selülitli dokulardaki tuzu atarak bu dokuları temizler.

Tuzu azaltın : Tuz ve sucuk, sosis gibi tuzlu yiyecekler dokularda su tutulmasına neden olur.

Proteinli gıdaları tercih edin : Protein yönünden zengin yiyecekleri sindirme sırasında vücut fazla enerji harcar. Bu da sağladıkları kaloriyi azaltır.

Bol bol meyve ve yeşil sebze yiyin : Meyve ve yeşil sebzeler dokulardaki zehirli artıkların atılmasında son derece etkilidir.

Patates, pirinç gibi nişastalı yiyeceklerle yağlı yiyecekleri bir arada yemeyin.Nişasta fazla miktarda insulin salgılanmasına neden olur bu da yağların organizma içine iyice yerleşmesine yol açar....Ve tahmin edeceğiniz gibi,

Yemek aralarında atıştırmayın.

Sigara, kahve, alkol, gazlı ve kolalı içecekler içmeyin.

Çikolata, kuruyemiş, muz, yağlı, bol salçalı ve baharatlı yiyecekler yemeyin.

Selülitle savaşmakta kararlıysanız mutlaka düzenli spor yapmalısınız. Haftada bir kez 2 saat yürümek yerine, her gün 45 dakika yürümek çok daha faydalıdır.

Selülite karşı en etkili sporlar, yürüyüş, yüzme, jimnastik gibi kan dolaşımını artıracak, bacak ve kalçalarınızı kuvvetlendirecek özellikte olanlardır.

Eğer spor yapmaya hiç vaktim yok diyorsanız, işte size akşamları evinizde uygulayabileceğiniz iki egzersiz:

- Yan yatın, kolunuzu başınızın altına koyun, dizlerinizi vücudunuza dik açı yapacak şekilde bükün ve bacaklarınızla dairesel hareketler yapın.
- Sırt üstü yatın, dizlerinizi bükün, karnınızı içinize çekin, bedeninizin üst kısmını kaldırarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın.

Spordan sonra mutlaka banyo yapın ya da duş alın : Banyoda 37°C den fazla su sıcaklığı kullanmamaya gayret edin. Spor sonrası vaktiniz varsa, banyonuzu ılık suyla doldurun ve ayaklarınızı uzatacak şekilde oturup kalçalarınızdan baldırlarınıza doğru soğuk duş tutun.

Arındırma (keseleme) vücut bakımının önemli bir etabıdır Cilt bakımı öncelikle güneş ışınlarından korumayla başlar. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu
dönemlerde de sürdürün .

Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınızYanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olduğunu unutmayınız.

Template Design | Elque 2007