tövbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tövbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2007 Pazar

Saçlarım Dökülüyor

Herbalist Suna Dumankaya sizlerden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor!
Suna Hanım, ben 22 yaşındayım ve saçlarımın dökülmesinden şikayetçiyim. Yeniden gürleşmesi, bir daha dökülmemesi için ne yapmalıyım?

Bir kahve fincanı iyi zeytinyağına bir çorba kaşığı bira mayası, bir çay kaşığı biberiye yağı, yarım çay kaşığı kekik yağı karıştırıp bunu saç diplerinize sürün. En az iki saat bekletip yıkayın. Uygulamayı haftada bir tekrarlayın. Ayrıca bir su bardağı kaynar suda tere otunu demleyip, bununla her gün saç diplerinize masaj yapmanın da yararını görürsünüz.

Suna Hanım, 32 yaşındayım ve önceki yıllara göre cildimde ciddi bir elastikiyet kaybı, sarkma söz konusu... Bir arkadaşım yumurta akı ile şekeri çırpıp sürmemi önerdi. Siz ne tavsiye edersiniz?

Adaçayını demleyip yüzünüzü bu suyla silin. Yuvarlak hareketlerle yukarı doğru masaj yapın. Maden suyuna yarım limon sıkıp buzlukta dondurun. Bu buz küplerinden birini her gün yüzünüzde dolaştırın. Bir elma suyu, yarım yumurta akı, bir tatlı kaşığı bal, çeyrek limon suyunu karıştırıp cildinize sürün, kurudukça yenileyerek akşamları bir saat kadar bekletin.

Ben 33 yaşında, Hollanda'da yaşayan bir kadınım. Aşırı derecede saç dökülme problemim var. Sorunum geçen mayıs ayında başladı. Doktora gittim. Doktor, bunun o dönemlerde normal olduğunu söyledi, fakat maalesef dökülme durmadı. Banyoda tutam tutam saç geliyor elime. Bir de ayaklarım çok sert, parmak aralarım da çatlıyor. Bunun yanı sıra kaşıntı da oluyor. Geçen yılın sonlarında başparmağımın tırnağında da kireç gibi beyazlıklar belirdi, tırnağım kalınlaştı. Önerebileceğiniz bir çözüm yolu var mı?

Eşit miktarda zeytinyağı, ardıç yağı, ısırgan yağı, papatya yağı ve bir tatlı kaşığı öğütülmüş mayayı karıştırıp saç diplerine sürün. Ardından saçlarınızı streç filmle sarın. Üzerine de sıcak havlu sarıp iki saat bekletin ve yıkayın. Ayaklarınızda egzama veya mantar olabilir. Evde ise şunu uygulayabilirsiniz: Önce ayaklarınızı deniz suyunda bekletin. İki diş sarımsağı ezin, bir çay kaşığı zeytinyağı ile karıştırıp parmaklarınızın arasına sürün. Ayağınızı sarın ve bir gece bekletin. Ertesi gün yıkayın, kurulayıp doktorunuzun verdiği kremi sürün.

Erkeksen bunları bil!

Kadınların genelde kendilerine sakladıklarını artık erkeklerin öğrenme zamanı geldi. Belki de zaman zaman birşeyleri olmuş gibi göstermek karşımızdakini kandırmak anlamına gelmiyor. Ama şunu söylemekte fayda var; gerçeği bilmek insanlara masumiyetini geri kazandıracaktır. Haydi bakalım...

Dünya prezervatifle de güzel
Siz hiç hayatınızda plastik bir eldiven kokladınız mı? Ya da ağzınıza plastik bir eldiven tadında limon götürdünüz mü? Her neyse, tam her şeyden zevk almaya başlıyorken bir süre ara vermek zorunda kalmak ne kadar da kötüdür değil mi? Hayır, hiçbir şey kesinlikle doğal hali kadar güzel olamaz. Burada lütfen bize hak verin. Ama bir şey olması gerekiyorsa, olmalıdır. Bunu hiçbirimiz inkar etmiyoruz. Ve şu anda bir AIDS devrinde yaşadığımız için prezervatifle de yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Eğer doğaldan yana iseniz bir AIDS testi yaptırmak kadar kolay bir şey yok. Ve lütfen artık uzun süreli ilişkilerde karar kılın. O zaman biz de sizi daha çok seveceğiz...

Aşk olmadan meşk olmaz mı?
Tabii ki olur. Gerçekten de... Bazen olmaz ama çoğunlukla olur. Eninde sonunda bizler de romantik Ortaçağ kalıntıları değiliz. Hepimiz modern çağın gereklerini yerine getiriyoruz. Zaman zaman duyguların yerini başka şeyler alabiliyor. Eğer karşımızdaki bizim için çok istidatlı bir sevgili ise bizi gerçekten sevdiğini anlatması için zaten rol yapması gerekmiyor. Tıpkı bizim ona orgazm taklidi yapmayacağımız gibi, değil mi? Problem, bu özelliklere sahip sevgililerin zor bulunuyor olması. Ve yatakta yanımızda yatan adamdan en azından bizden hoşlanıyormuş gibi davranmasını istiyoruz ve kırmızı güller talep etmiyoruz. Ertesi gün bizi araması da yeterli aslında...

Bir saat, yarım saatten daha etkilidir
Biz kadınlar karşı cinsin bizi çok iyi anladığını, en azından anlamak için çaba gösterdiklerini biliyoruz! Bu yüzden erkek adı verilen bu cins de, bizlerin sevişme öncesinde 'ısınma' ihtiyacımız olduğunu ve 'ısınma'nın süresinin ne kadar uzun olursa herşeyin o kadar iyi olacağının farkında. Dürüst olmak gerekirse; ısınma süresini uzatmamızın nedeni biraz da 'oral oyun' oynamak istememizden kaynaklanıyor. Ama hiçbir zaman, kadınlar olarak göğüs uçlarımıza ya da vücudumuzun diğer bölgelerine aldığımız 'yaralar'ın heyecanlı olduğunu savunmuyoruz.

Erkekler her daim yapabilir...
Bunu en iyi kadınlar bilir. Futbol ya da tenis maçlarının önümüze geçtiği ve kıskançlık krizlerine gark olduğumuz tüm geceler bizim için kabustur. Ya da erken başlangıçlardaki şu bildik diyalog; 'Beni heyecanlandırdın sonra her şey çabucak oluverdi işte...' Aslında bu durumda hiçbir kadın erkeğini küçümsemez. Kadınları rahatsız eden erkeklerin o 'erkeklik' tavırlarıdır sadece.

Boyutu değil işlevi önemli
Dünya adil değil, hayat ise acımasız. Bazıları birşeylerden daha az alıyor, diğerleri ise hep daha fazla; daha çok para, daha fazla güzellik, daha fazla zeka... Hayal kurmaya devam edin. Ve bize lütfen şu soruyu sormayın; "12cm. mi 17 cm. mi?" Çünkü o anda her şeyi unutup dünyanın en dürüst cevabı da verebiliriz, dikkatli olun...

Template Design | Elque 2007