| ERKEKLERİN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ ERKEKLEŞME Ergenlikte erkek çocukların hem bedenlerinde hem de cinsel organ ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Ergenlikte ilk değişiklik yumurtaların büyümeye başlamasıdır. Yumurtaların büyümeye başlamasından yaklaşık 1-2 yıl sonra ergenliğin kesin kanıtı olan boşalma meydana gelir. Değişiklikler tedricen olmakta ve birkaç yıl devam etmektedir. Ergenlikle beraber erkek çocuklarda görülen değişiklikler: · Yumurtalarda büyüme hızlanır, · Penis ve torbalarda büyüme, derinin renginde koyulaşma olur, · Önce cinsel bölgede, daha sonra bıyıklarda, sakallarda ve koltuk altlarında kıllanma olur, · Adem elması denen gırtlak kıkırdağı belirginleşir ve ses kalınlaşır, · Boşalma olur, · Yüzde ve bedende ergenlik sivilceleri oluşur, · Vücut ölçülerinde artma, adalelerde gelişme ile erkek tipi ortaya çıkar. | |
| Erkeklik Hormonu (Testosteron) Bebeklikten itibaren vücutta bulunan fakat miktarları çok az olan bazı hormonların ergenlik döneminde salgılanmaları hızla artar. Beyinde hipofiz adı verilen organdan salgılanan LH ve FSH adı verilen bu hormonlardaki artışın sebebi bilinmemektedir. Bunlar kızlarda yumurtalığa etki ederek oradan östrojen denen kadınlık hormonunu salgılatırken, erkekte yumurtaya etki ederek, testosteron denen erkeklik hormonunu salgılatırlar. Testosteron hormonu erkek çocuğun vücut yapısını, iç ve dış cinsel organlarını erkek yönünde farklılaştırılmaktadır. Erkeklik hormonu, ergenlik dönemindeki değişiklikler yanında, anne karnında ceninin erkek yönünde farklılaşması, ergenlikte ve sonrasında kadına karşı cinsel hislerin oluşmasında ve sperm üretiminde rol oynar. Ergenlik Sivilceleri Ergenlik döneminde, ergenlik sivilceleri, estetik açıdan sorun oluşturarak can sıkıntısına neden olan etkenlerdir. Ergenlik sivilceleri en fazla alın, burun ve yüzün diğer kısımlarında, seyrek olarak da bedenin diğer bölgelerinde görülmektedir. Ergenlik sivilceleri, derinin kalınlaşması, deri altı yağ bezlerinin daha yağlı salgı yapması ve salgı kanallarının tıkanması neticesi oluşmaktadır. Sivilceler iltihaplanırsa ağrı oluşturur, iyileşmesi gecikir ve iz bırakabilir. Sivilceleri sıkmak ihtihaplanmasını kolaylaştırabilir. Ergen, sivilcelerinin gelişimi ile ilgili olduğu, sıkmaması ve sık banyo yapıp temizliğine dikkat etmesi gerektiği, birkaç yıl sonra artık problem oluşturmayacağı yönünde bilgilendirilip rahatlatılmalıdır. Sivilceler aşırı ise cildiye uzmanından yardım istenmelidir. Kıllanma Ergenlikte ilk kıllanmalar cinsel bölgede ortaya çıkar. Daha sonra “Bıyıkların terlemesi” olarak tabir edilen bıyık bölgesinde tüyler kalınlaşır ve koyulaşır. Nihayet koltuk altında, sakal bölgesinde ve bedenin diğer kısımlarında erkek tipinde kıllanmalar oluşur. Kıllanma özellikleri kalıtsal özelliklerle tayin edilir. Genellikle baba, dayı, amcanın kıllanma özellikleri ergende de ortaya çıkar. Bazı yumurta hastalıklarında, hormon ve kromozom anormalliklerinde kıllanma problemi oluşabilmektedir. Seste Kalınlaşma Ergenlikte erkek çocuğun sesi önce kısıklaşır, çatallaşır ve ardından da kabalaşır. Bu dönemde çocuk bazen ses tonunu ayarlayamaz. Bu nedenle arkadaşları arasında veya ailede alay konusu olabilir. Çocuk bu durumdan üzüntü duyar, konuşmak istemez. Ergenliğin sonlarına doğru, gırtlak ve ses tellerinin gelişimi tamamlanır, böylece erişkin sesi ortaya çıkar. Ter Bezleri ve Vücut Kokusu Ergenlikte koltuk altı, kasık ve diğer bölgelerdeki ter bezleri daha fazla çalışmaya başlar. Bu durum, daha çok terlemeye neden olur. Keza vücut kokusu değişir ve belirginleşir. Ebeveynler, çocuklarının kokusunun değiştiğini kolaylıkla fark ederler. Bu dönemde çocuğun daha sık banyo yapması sağlanmalıdır. TORBALAR (SCROTUM) Torbalar penisin alt kısmında, ileri derecede elastiki deri ve deri alt dokularından oluşmuş bir organdır. İçerisinde yumurtalar ve sperm kanallarının ilk kısımları bulunur. Dıştan tek görülmesine rağmen, ortadan ikiye ayıran bir bölmesi mevcuttur. Torbaların Özellikleri Ergenlikle beraber torbalarda büyüme, derisinin renginde koyulaşma ve kıllanma başlar. Görünüm ve özellikleri kişilere göre değişiklik gösterir. Bazılarında küçük ve vücuda yapışık olurken, bazılarında büyük ve sarkık olabilir. · Torbaların duvarının ileri derecede elastiki ve hareketli oluşu, darbeler ve sıkışmalarda yumurtanın zarar görme riskini azaltır. · Normalde vücut ısısı 37 °C olmasına rağmen, torbalarda ısı 35-36°C’dır. Bu ısı azlığı yumurtaların normal çalışması için gereklidir. Torbaların duvarındaki adaleler soğukta kasılarak, sıcakta gevşeyerek ısı ayarlamasını sağlamaktadırlar. · Torbalar, duvarındaki zengin sinir ağı nedeniyle cinsel uyarılmanın önemli yerlerinden biri olarak, cinsel fonksiyonda rol oynarlar. YUMURTALAR (TESTİSLER) Yumurtalar torbaların içine yerleşmiş, birer kordon vasıtasıyla vücuda bağlı erkeklik organlarıdır. Yumurtanın kordonu içinde, damarlar, sinirler ve sperm kanalı bulunur. Erişkinde yaklaşık 4.5x3.5x3 cm ölçülerinde olan yumurta, dıştan sert bir zarla çevrelenmiştir. İç yapısı 200-250 ince bölmeden oluşmakta, bu bölmelerde sperm üretimi gerçekleşmektedir. Keza, yumurta dokusunda erkeklik hormonu olan testosteronu üreten hücreler bulunur. Yumurtalar lastik kıvamındadır. Bazı hastalık ve tümörlerde kıvam değişiklikleri ve sertlik hissedilir. Yumurtada Ağrı Yumurtalarda ağrı oluşturabilecek hastalıklar ve fizyolojik durumların bilinmesi, ağrının yorumlanmasını kolaylaştırır. · Yumurtalar ezilmeye ve darbelere karşı ileri derecede hassastırlar. Öyleki ufak darbelerle bile, şiddetli ağrı, bulantı, fenalaşma hatta bayılma oluşabilir. Bazı sporlarda yumurtaları koruyucu özel kıyafetler giyilmesi ve sporcuların yumurtalarını korumaya gayret etmesi bu nedenledir. · Yumurtalarda ve sperm kanallarındaki iltihaplanmalar ağrı oluşturur. İltihaba bağlı ağrılar şiddetlidir ve yumurtadaki şişmeyle beraberdir. · Buluğ çağında ve gençlerde, yumurtaların gelişimi ile ilgili, zaman zaman gelip geçici ağrılar olabilir. Başka bir ağrı nedeni yoksa, bu ağrılar zamanla ortadan kalkar. · Bazı erkekler, boşalma olmadığında yumurtalarında ağrı olduğundan, boşalmadan sonra ağrının kaybolduğundan bahsederler. Tıbbi önemi olmayan bir durumdur. · Bazen sebebi bilinmeyen yumurta ağrıları erkekleri çok muzdarip etmektedir. Tüm incelemelere rağmen, nedeni bulunamayan bu tip ağrılarda ağrı kesici ilaçlar ve suspansuar külot denen yumurtayı yukarı kaldıran kıyafetler önerilmektedir. Yumurtalardaki Şişlikler · Yumurtada şişlik oluşturan önemli bir sebep yumurta kanseridir. Erken teşhis durumunda, tedavisi başarılı olabilen yumurta kanseri her yaşta görülebilir. Bu nedenle yumurtanın kıvam ve boyutundaki en ufak bir değişiklik önemsenmelidir. · Yumurta ve meni kanallarının akut iltihaplarında ağrılı şişlikler oluşur. Bu tip iltihaplara bağlı şişliklerde, ani başlangıç, ağrı ve tedavi ile gerileme, kansere bağlı şişliklerden ayırt edici özelliklerdir. · Çocuklarda, yumurtanın kordonu etrafında dönüşü, yumurta ve torbalarda ani şişme ve ağrıya neden olur. Yumurta dönüşü (testis torsiyonu) acil ameliyatı gerektirir. İhmal edilirse testis kangreni meydana gelebilir. SPERM KANALLARI Yumurtalarda üretilen spermler dışarıya çıkana kadar oldukça uzun bir yol kat ederler. Bu yollar spermleri iletmek yanında, onların olgunlaşmasında ve depolanmasında da rol oynarlar. Epididim-Vaz Deferens Spermler yumurtada üretildikten sonra, yumurtanın üst kutbuna yerleşmiş kanal sistemi içine girerler. Bu kanal sistemi, yumurtanın üst kutup-arka kenar-alt kutub istikametinde ona sıkıca yapışık vaziyetle bulunur. Tıpta epididim adı verilen sperm kanal sisteminin ilk kısımlarında, kanallar o kadar ince ve kıvrıntılıdır ki, 0.5 cm. çapında, 5-6 cm. boyundaki organa 5-6 metre uzunluğunda kanal sıkışmıştır. Spermin kanallarda ilerleyişi günler sürer. Bu seyahat, spermin olgunlaşması ve dölleme kabiliyeti kazanabilmesi için şarttır. Yumurtanın alt kutbunda sperm kanalı kalınlaşır, yukarıya doğru kıvrılarak düz bir hal alır. Vaz deferens adı verilen bu sperm kanalı kordon içinde kasık kanalından geçer ve karın içine girer. Vaz deferens yumurtanın üstündeki kordon elle muayene edilirse, sert sicim gibi ele gelir. Ana sperm kanalı karın içine girdikten sonra mesanenin arkasında bulunan meni keseciğinin kanalıyla birleşir ve prostat içerisinden geçerek idrar yoluna açılır. Boşalma Boşalma, meninin cinsel haz duygusu ile beraber, fışkırır tarzda akmasıdır. Boşalma, cinsel ilişki veya masturbasyon sırasında cinsel uyarılar neticesinde olabildiği gibi uykuda cinsel uyarma olmaksızın da gerçekleşebilir. Uyku sırasındaki boşalma, bazen cinsel özellikli rüya neticesinde bazen de rüyasız oluşur. Gece boşalmasına “Rüyalanmak” veya “Hamamcı olmak” da denilir. PENİS Penis, erkeğin cinsel organı olması yanında içindeki kanal vasıtasıyla hem idrar hem de meninin boşaltım yoludur. Penis, üç silindirik yapının birlikte sağlam zarlar ve deri ile çevrelenmesinden oluşmuştur. Penisin üst tarafında birbirine paralel olarak uzanan iki silindirik cisim, arkada vücuda yaklaştığı yerde ters Y şeklinde birbirinden ayrılarak kemiğe yapışır. Bu silindirik cisimlerin çevresi oldukça sert ve kalın bir zar ile çevrelenmiştir. İç kısmı sünger görünümünde bir dokudan oluşur. Cinsel uyarılma sırasında bu doku kan ile dolarak penisin sertleşmesini sağlar. Penisin üçüncü silindirik cismi, üstteki iki cismin alt kısmında bulunur, uç kısmı armut şeklindeki penis başını oluşturur. Bu cismin içinde boylu boyunca idrar yolu bulunur. İç yapısı diğerleri gibi süngerimsi dokudan oluşmaktadır ve ancak dış zarı incedir. Penis Başı Penis başı ince bir zar ile çevrelenmiş süngerimsi bir doku olup kadınlardaki klitorise benzer. Uç kısmında idrar yolunun deliği bulunur. Penisle birleştiği yere boyun denilmektedir. Penis başının deri rengi koyudur. Sertleşme sırasında içine dolan kandan dolayı renk, daha da koyulaşır. Penis başı, cinsel uyarılma esnasında büyümesine rağmen, penisin diğer kısımları kadar sert olmaz. Aynı şekilde penisin alt yüzeyi de penisin sertleşmesi sırasında genişler fakat sertleşmez. Bu durum penis başı ve onun arkaya devamı olan silindirik cismin dış zarının ince ve elastiki olmasına bağlıdır. Frenulum Sünnet derisinin altta penis boyun kısmına birleştiği yerde, üçgen şeklinde bir bant bulunur. Frenulum adını alan bu deri bandı, erkeğin cinsel uyarılmasının en önemli noktalarından biridir. Penis Büyüklüğü Ne Kadar Olmalıdır? Penis büyüklüğü hem çocuklarda hem de erişkinlerde kalıtsal özelliklerle belirlenir. Penis boyutları, çocuklar arasında önemli farklılıklar gösterir. Aynı yaştaki iki çocuktan birinin penisinin diğerinin iki katı bile olması normal olabilir. Çocuklardaki penis boyutlarının ergenliğe kadar artış hızı yavaştır. Ergenlik çağında büyüme hızlanır. Ergenlik dönemi sonunda nihai boyutuna ulaşır. Erişkinde sertleşmiş penisin asgari ölçüsü 9.3 cm. olarak kabul edilmektedir. Penisin Sertleşme Mekanizması Duyu organları ile algılanan cinsel uyarılar, beyin ve omurilikteki penisin sertleşmesi ile ilgili merkezlerde analiz edilir. Analizin neticesi haz verici yönde algılanırsa, sinirler vasıtası ile penise sertleştirici uyarılar gönderilir. Eğer cinsel uyaranlara rağmen, kişinin şartları uygun değil, başka problemleri veya endişeleri varsa, sertleşme merkezinden penisi sertleştirici uyarılar gönderilmez. Sinirlerle penise gelen sertleştirici uyarılar, penis damarlarının ve penis içindeki süngerimsi dokunun genişlemesine neden olurlar. Genişleme neticesinde penise kan hücum eder ve penis büyür. Aynı esnada penisin kanını boşaltan damarlar da kapanır, böylece kan içerde birikir ve penis içinde basınç oluşur. Sonuç, peniste sertleşmedir. Sinir uyarıları azalınca mekanizma tersine işleyerek penis yumuşar. Peniste Eğrilik Penis eğrilikleri doğuştan olabildiği gibi sonradan da gelişebilir. Bunlardan bahsetmeden önce, erkekte penisin cetvelle çizilmiş gibi her zaman düz olmadığını, bazen sağa ya da sola, bazen yukarıya, bazen de aşağıya doğru eğrilikler gösterebildiği bilinmelidir. Bu eğriliklerin derecesi ve cinsel ilişkiye engel olup olmayacakları önemlidir. Hafif derecede eğrilikler normal sınırlarda kabul edilmekte, cinsel ilişkide hiçbir zorluk ve problem oluşturmamaktadır. 1- Doğuştan Eğrilik: Vücudun yapısı ile ilgili bir problemdir. Çeşitli yönlere doğru olabilir. Cinsel ilişkiye engel olacak derecede fazla değilse (30°’den fazla) hiçbir tedaviyi gerektirmez. 2- Sonradan Gelişen Eğrilik: Peniste sertleşmeyi sağlayan süngerimsi dokuyu saran sert, sağlam zarda bölgesel kalınlaşmalar oluştuğunda, genişleyen penise bu kalınlaşan bölge ayak uyduramamakta, bu kısma doğru bir eğrilik oluşmaktadır. Peyronie hastalığı denen bu durumda, sert doku elle hissedilebilir. Bu durumdan erkekler büyük huzursuzluk duyarlar. Sert doku, kanser türü bir doku değildir. Tedavisi oldukça uzun zaman almakta, bazen ameliyat gerekli olabilmektedir. PROSTAT VE İDRAR YOLLARI Prostat mesane tabanında yerleşmiş, iri bir kestane büyüklüğünde ve görünümünde bir organdır. İçinden, mesaneden sonraki idrar kanalı geçer. Prostatın içinden geçen idrar yoluna, prostatın salgı kanalları ve meni kanalları açılır. Prostat, ergenlik çağına kadar sessiz dururken, ergenlikte hormonların seviyesindeki artışa paralel olarak hem boyut hem de fonksiyonlarında artma meydana gelir. Prostatın bilinen görevleri üremeyle ilgilidir. Salgıları meniye karışır. Spermin fonksiyonlarında, meninin pıhtılaşması ve sıvılaşması gibi olaylarda enzimleri ile görev yapar. Prostatın görevleri iyi bilinmese de hastalıkları ile kendinden söz ettirir. Prostat Büyümesi Halk arasında “prostat” diye bilinen hastalık, prostatın büyümesidir. Büyüme iyi huylu ur özelliğindedir. Büyüyen prostat, içindeki idrar yolunu sıkıştırarak çeşitli idrar şikayetlerine sebep olur. Bunlar arasında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, acil idrar ihtiyacı duyma, gece birkaç kez idrar hissi, idrar kuvvetinde ve kalibresinde azalma, damla damla idrar yapma ve ileri dönemde idrar yapamama sayılabilir. İdrar yolu tamamen tıkandığında sonda denen ince lastik tüplerle idrarın boşaltılması gerekmektedir. Tedavisinde, büyümenin derecesi ve oluşturduğu zararlara göre ilaçlar kullanılmakta, ilaçların fayda etmemesi durumunda ameliyatla büyümüş prostat dokusu çıkartılmaktadır. Ameliyat karından kesiyle yapılabildiği gibi, idrar yolundan sokulan özel aletlerle, kapalı olarak da yapılabilmektedir. Prostat Kanseri Prostat kanseri, yukarda bahsedilen prostat büyümesinden farklı bir hastalıktır. Ancak kanser dokusunun büyümesi de idrar yolunu sıkıştırır. Böylece prostat kanserinin belirtileriyle, iyi huylu prostat büyümelerinin belirtileri aynıdır. Şikayetlerin kansere mi yoksa iyi huylu büyümeye mi bağlı olduğu ancak muayene ve tetkikler neticesinde anlaşılabilir. Prostat kanseri erken evresinde tespit edilebilirse ameliyat ile tedavi edilebilir. İlerlemiş vakalarda ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır. İdrar Yolları Mesaneden sonraki idrar yolu yaklaşık 24-25 cm. uzunluğunda 0.5 cm çapındadır. İlk kısmı prostatın içinde bulunur. Diğer kısmı penisin içindedir. Erkeklerde idrar yolu, hem idrar hem de meninin boşaltımını sağladığından içinden geçen sıvının muhteviyatı ve özellikleri farklılıklar gösterir. Kızların idrar yolu, sadece idrar boşaltma fonksiyonu görür. İdrar yolundan akan sıvılar şunlardır: 1- İdrar: Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane dolunca idrar hissi oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır. 2- Meni: Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni kanallarında biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile atılan bu sıvıya meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cinsel uyarılma ve boşalma hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen sıvının özelliğinden, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde, önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat beyazımsı bir sıvıdır. 3- Mezi: Cinsel uyarılma esnasında penisin ucunda beliren birkaç damla yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştırılmamalıdır. 4- Vedi: İdrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan sıvıdır. Temizlenme sırasında penis ucundaki sıvının kaygan olması ile fark edilir. Prostat ve idrar yolu içindeki salgı bezlerinden gelmektedir. Bu sıvının, büyük abdest esnasında ıkınırken gelen sıvıyla aynı olduğu düşünülmektedir. | |
11 Mart 2007 Pazar
Erkek Üreme Organları
10 Şubat 2007 Cumartesi
Seksle iLgili Uydurmalar
Önceden tanıdığım insanla birlikte olursam prezervatif kullanmama gerek kalmaz
Her ne kadar artık televizyonlardan, gazete ve dergilerden sorunsuz ve güvenli seksle ilgili bilgiler edinmek mümkün olsa da prezervatif kullanımı hala ortak bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Birçoğumuz tanığımız ve bildiğimiz insanların güvenli seks için ideal kişi olduklarını düşünüyoruz. Ancak bu yaklışım birçok sorunu da bereberinde getiriyor. Öyle ki bir insanın temiz görünmesi ve güzel kokması onun çeşitli viruslerin taşıyıcı olmadığı anlamına gelmez. Sadece bir insanın dış görünüşüne bakarak daha önceki seks deneyimleri hakkında fikir edinemezsiniz. Bu nedenle güvenli seks için perezervatif kullanmaktan vazgeçmeyin.
Eğer partnerim ilişki sırasında geri çekilirse hamile kalmam
Bu düşünce ve inanış günümüzde ne yazık ki istenmeyen hamileliklerin birinci nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Birçok güvenilir yöntem varkan bu riskli yöntemi seçmek yine seksle ilgili öğrenmemiz gereken çok şeyin olduğunun kanıtı gibi aslında. Unuttuğumuz bir nokta da spermlerin aslında çok inatçı oldukları. Geri çekme yöntemi, temas sonunda hemen gerçekleşmezse, bir kısım sperm içeri dökülebilir ve bu sebeple gebelik oluşabilir. Böyle bir riskle karşı karşıya kalmamak için daha güvenilir yöntemleri seçmeliyiz.
Eğer orgazm olmuyorsam iyi seks de yapmış sayılmam
İşte size birçok insan tarafından doğru kabul edilen bir seks uydurması daha. Ancak unutulan bir nokta var ki o da iyi bir seks birçok şekilde olabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heycanlı ve güzel bir seksin yaratıcıları olabilir. Özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan seksle orgazm olmak iyi bir seks anlamına gelmez. İyi bir seks illaki yatağın bir kenarında yaratılan bir ıslaklık hiç değildir. Bu konudaki en üzücü gerçek ise seksin orgazm olmak için yapılması gereken baskı olarak algılanması. Seksten zevk almak için dünyayı sarsan bir orgazm yaşamanıza gerek yok.
Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir
İnsanların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun yetersiz olduğu anlamına gelmez. Ve hatta o kişinin değişik seks taktikleri olması onu kadınların gözünde ilah yapabilir. Bu arada birçok kadın büyük penisin ilişki sırasında acı verdiği konusunda da hem fikirler.
Erkekler seks için her zaman hazırdır
Erkeklerin sahip oldukları testeron hormonu onların seks yaşantılarının gidişatını belirleyen temel faktördür. Teorilere göre bir erkekle kadının sekse olan düşkünlüklerinin çok farklı olması tamamen sahip oldukları hormanlara bağlıdır. Ayrıca seks fiziksel olduğu kadar beyinde de var olan bir olgudur. Kafa olarak buna hazır olmayan bir erkek sekse hazır değil demektir.
Hergün masturbasyon yapmak seks bağımlısı olmanın işaretidir
Araştırmalara göre erkeklerin yüzde 90'ı ve kadınların da yüzde 75'i masturbasyon yapıyor. Hergün masturbasyon yapmak aşırı sayılabilir ancak bu durum bağımlılıktan çok bir asabiyetin ya da düş kırıklığının işareti olabilir. İnsanlar birbirinden farklı seks dürtülerine sahiptirler. Ve bazı insanlar kendilerini hergün rahatlatma ihtiyacı duyabilirler. Üstelik bunu istedikleri kadar uzun süre devam ettirebilirler.
26 Ocak 2007 Cuma
Kadında orgazm
| Kadında orgazm olamama Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle "hiç orgazm olamama" ve "cinsel ilişkide orgazm olamama" şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun "yetersiz" olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin "yetersiz olduğunu" kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek "herşeyin normal gittiğini" düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz. Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir? Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler. Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir. Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler: -Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir. -Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir. -"Önsevişme döneminin" uzun tutulması: kadınlar için "önsevişme dönemi" çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir. Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir. -Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek te bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır. -Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir. -"Penis boyu nevrozu (takıntısı)" terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3'lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3'lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3'lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3'lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3'lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının "tatmin olmasıyla" hiçbir ilişkisi olamayacağıunın da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3'lük kımını uyarmaktadır. Ben Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmam nedeniyle bu yazıyı daha çok kadının anatomik ve fizyolojik özellikleri üzerinde odaklaştırdım. Bazı okuyucular "erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı" gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım. Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır. |