hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2007 Cumartesi

Hamilelikte Bunlara Dikkat!




Her anı heyecan dolu geçen hamilelik sürecinde anne adayları bazı sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir. Bulantı, kramplar ve bel ağrıları; gebelikteki şikayetlerin en başında başında gelir. Oysa alacağınız basit önlemlerle çok daha rahat bir hamilelik yaşayabilirsiniz....

Anne olmak için heyecanla bekleyen hamile kadınları birtakım sağlık sorunları rahatsız edebiliyor. Hamilelik sürecinde anne adaylarında en sık karşılaşılan sorunları ve çözüm yollarını, Bahçeci Kadın Sağlığı Kliniği'nden Kadın Sağlığı ve Doğum Uzmanı Dr. Hande Akbaş, 'Bebeğim ve Biz' dergisinin ekim sayısında şöyle özetliyor:

1. Kabızlık: Hamilelik sırasında gelişen hormonal değişikliklerden tüm sindirim sistemi etkilenir. Tüm bağırsak hareketleri, hamilelikte salgılanan progesteron hormonu sebebiyle yavaşlar.

Öneriler: Bol lifli gıdalar tüketilmeli, yeterli miktarda sıvı alınmalı ve düzenli egzersiz yapılmalı.

2. Kramplar: Bacak krampları, hamileliğin son aylarında sık görülür. Krampların başlıca sebepleri; hamilelikte az hareketten kaynaklı kan dolaşımındaki değişiklikler, ayaklara binen yük artışı, bebeğin damar ve sinirlere baskısı.

Öneriler: Egzersiz yapılmalı, uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, bol sıvı alınmalı ve kramp başladığında ayaklara masaj yapılmalı, ılık havlu ile ısı uygulanmalı. Kalsiyumdan zengin beslenmeli. Örneğin; günde en az 2 bardak süt, bir kase yoğurt ve bol peynir yemeli. Vitamin ve mineral desteği alınmalı.

3. Bulantı ve kusmalar: Hamilelikte sık görülen bulantı ve kusmalar, hamilelerin yüzde 80'ini etkiler. 'Helicobacter pylori' denilen bir bakterinin etken olabileceği konusunda birtakım teoriler ortaya atılmış olsa bile, gerçek neden tam olarak bilinmiyor.

Öneriler: Diyette değişiklik yapılabilir, gerekirse psikolojik destek alınabilir. Sabahları galeta veya tuzlu yiyecekler tüketmek de bulantıları azaltabilir.

4. Lekeler: Hamilelikte değişen hormon seviyeleri sonucunda ciltte birtakım değişiklikler meydana gelebilir. Yüzde bazen renk koyulaşabilir. Güneşte bu renk daha da koyulaşabilir. Ancak tüm bu değişiklikler, hamilelik bitince kaybolur. Hamilelerde memelerde ve özellikle belde kaşıntı olabilir. Bu durum cildin gerilmesine bağlıdır.

Öneriler: Cilt değişikliklerini azaltmak için cilt öncelikle hep temiz tutulmalı. Güneşten daima korunmalı. Aşırı kilo almamaya özen gösterilmeli. Cilt devamlı nemlendirilmeli. Pamuklu ve çok sıkmayan giysiler giyilmeli. Çatlaklar; yüzme ve yürüyüş gibi sporlar yapılarak azaltılabilir. Karın, kalça ve bacaklara badem yağı veya kremlerle, özellikle de yatmadan önce düzenli masaj yapılmalı.

5. Varisler: Varisler, cilt altından gözükebilen genişlemiş damarlardır (venlerdir). Genellikle bacaklarda mavimor renkte görülür. Hamilelikte büyüyen rahmin, bazı venlere bası yapması sonucu artan progesteron seviyeleri, ayaklardaki venleri genişletebilir. Ailede olması, çoğul hamilelikler, aşırı kilo artışı ve uzun süre ayakta kalma; bacaklarda varis gelişme ihtimalini artırır. Eğer hamilelikten önce varisler yoksa, genellikle doğumdan sonra gerilerler.

Öneriler: Sık egzersiz yapılmalı, aşırı kilo almaktan kaçınılmalı, fırsat buldukça ayaklar yerden yükseltilmeli, gerekirse uygun varis çorapları giyilmeli.

6. Kansızlık: Anemi yani diğer bir adıyla kansızlık; hamilelikte genellikle demir eksikliğine bağlı olarak görülür. Bebeğin anneden aldığı demirin ve vücutta su tutulmasının artması, demire olan ihtiyacı da artırır.

Öneriler: İçeriğinde demir olan besinler alınmalı; et, yeşil sebzeler, kiraz, kayısı, badem, kuru baklagiller ve pekmez, demir yönünden zengin besinlerdir.

7. Bel ağrıları: Hamilelikte bebeğin büyüyüp baskı yapmasıyla ve hem bebeğin hem de fazla kiloların ağırlığıyla, bel ağrıları oluşabilir. Genellikle hamileliğin ilerleyen dönemlerinde görülür; bebeğin büyümesiyle başlayabilir veya artabilir.

Öneriler: Yürüyüş ve bel kaslarını güçlendiren egzersizler yapılmalı.

18 Şubat 2007 Pazar

En çok merak ettiginiz sorular



İnternetin en cesur "yatak odası"nda bu kez sıkça sorduğunuz sorulara yer verdik. Her gün gelen onlarca mail arasından seçtiğimiz bu soruları yanıtlamaya devam edeceğiz.


1. Hamilelik döneminde doğuma kaç ay kalana kadar cinsel ilişkiye girilebilir?
Gebelikte son aya kadar cinsel ilişkide bulunulabilir. Eğer düşük tehdidi gibi risk faktörleri varsa, cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.


2. Vajina kaç cm'dir? Vajina, uzun bir penisin tamamını içine alabilir mi?
Kadınların vajinası ortalama 9 cm'dir. Anormal derecede uzun penislerin tamamını içine alamaz.


3. Seks sonrası bazen vajinada hissedilen korkunç ağrının nedeni penisin büyük olması olabilir mi?
Vajinanın boyu 9 cm olsa da, vajina, çocuk başının içinden geçmesine müsade edebilecek kadar esneyebilir. Bu nedenle büyük penis ağrı nedeni olamaz. Cinsel ilişki sırasında ağrının birçok sebebi vardır. Enfeksiyon (vajinit), rahim ağzındaki herhangi bir lezyon bunun en önemli sebebidir.

4. Seksten önce vajinadan gelen beyaz, sperme benzeyen sıvının nedeni nedir?
Bu muhtemelen vajinite (enfeksiyon) işarettir. Tedavisi için doktora başvurmak gerekebilir.

5. Penis eğriliği bazı pozisyonlarda ilişkiyi zorlaştırır mı?
Penis 40 dereceden fazla eğri ise, bu eğriliği cerrahi olarak tedavi etmek gerekir.

6. Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınır mı? Kızlık zarı ne kadar geride olabilir?
Evet, kızlık zarı bozulmadan da hamile kalınabilir. Kızlık zarı vajinanın hemen girişindedir.

7. Ön sevişme hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ön sevişme penisin vajinaya girmesinden önceki cinsel aktiviteleri kapsar. Kadının hassas bölgelerinin uyarılması ön sevişmenin esasını oluşturur. Dudaklar, boyun, meme uçları, cinsel organlar dışında hassas bölgelerdir. Cinsel organda ise klitoris en hassas bölgeyi oluşturur. Penisin vajinaya girmesinden sonra, 2 dakikadan daha az sürede boşalması ise erken boşalma olarak tanımlanır.






10 Şubat 2007 Cumartesi

Seksle iLgili Uydurmalar

Seks, özellikle kapalı toplumlarda birçok kişi tarafından konuşulması ayıp sayılmış ve bu durum aşılamayan tabuların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Birçoğumuz yarım yamalak bilgilerle cinselliği yaşarken, kimimiz de doğru bildiklerimizin aslında birer uydurma olduğunu yıllar sonra öğrendik. İşte size seksle ilgili doğru sandığımız yanlışlar;

Önceden tanıdığım insanla birlikte olursam prezervatif kullanmama gerek kalmaz

Her ne kadar artık televizyonlardan, gazete ve dergilerden sorunsuz ve güvenli seksle ilgili bilgiler edinmek mümkün olsa da prezervatif kullanımı hala ortak bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Birçoğumuz tanığımız ve bildiğimiz insanların güvenli seks için ideal kişi olduklarını düşünüyoruz. Ancak bu yaklışım birçok sorunu da bereberinde getiriyor. Öyle ki bir insanın temiz görünmesi ve güzel kokması onun çeşitli viruslerin taşıyıcı olmadığı anlamına gelmez. Sadece bir insanın dış görünüşüne bakarak daha önceki seks deneyimleri hakkında fikir edinemezsiniz. Bu nedenle güvenli seks için perezervatif kullanmaktan vazgeçmeyin.

Eğer partnerim ilişki sırasında geri çekilirse hamile kalmam

Bu düşünce ve inanış günümüzde ne yazık ki istenmeyen hamileliklerin birinci nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Birçok güvenilir yöntem varkan bu riskli yöntemi seçmek yine seksle ilgili öğrenmemiz gereken çok şeyin olduğunun kanıtı gibi aslında. Unuttuğumuz bir nokta da spermlerin aslında çok inatçı oldukları. Geri çekme yöntemi, temas sonunda hemen gerçekleşmezse, bir kısım sperm içeri dökülebilir ve bu sebeple gebelik oluşabilir. Böyle bir riskle karşı karşıya kalmamak için daha güvenilir yöntemleri seçmeliyiz.

Eğer orgazm olmuyorsam iyi seks de yapmış sayılmam

İşte size birçok insan tarafından doğru kabul edilen bir seks uydurması daha. Ancak unutulan bir nokta var ki o da iyi bir seks birçok şekilde olabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heycanlı ve güzel bir seksin yaratıcıları olabilir. Özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan seksle orgazm olmak iyi bir seks anlamına gelmez. İyi bir seks illaki yatağın bir kenarında yaratılan bir ıslaklık hiç değildir. Bu konudaki en üzücü gerçek ise seksin orgazm olmak için yapılması gereken baskı olarak algılanması. Seksten zevk almak için dünyayı sarsan bir orgazm yaşamanıza gerek yok.

Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir

İnsanların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun yetersiz olduğu anlamına gelmez. Ve hatta o kişinin değişik seks taktikleri olması onu kadınların gözünde ilah yapabilir. Bu arada birçok kadın büyük penisin ilişki sırasında acı verdiği konusunda da hem fikirler.

Erkekler seks için her zaman hazırdır

Erkeklerin sahip oldukları testeron hormonu onların seks yaşantılarının gidişatını belirleyen temel faktördür. Teorilere göre bir erkekle kadının sekse olan düşkünlüklerinin çok farklı olması tamamen sahip oldukları hormanlara bağlıdır. Ayrıca seks fiziksel olduğu kadar beyinde de var olan bir olgudur. Kafa olarak buna hazır olmayan bir erkek sekse hazır değil demektir.


Hergün masturbasyon yapmak seks bağımlısı olmanın işaretidir

Araştırmalara göre erkeklerin yüzde 90'ı ve kadınların da yüzde 75'i masturbasyon yapıyor. Hergün masturbasyon yapmak aşırı sayılabilir ancak bu durum bağımlılıktan çok bir asabiyetin ya da düş kırıklığının işareti olabilir. İnsanlar birbirinden farklı seks dürtülerine sahiptirler. Ve bazı insanlar kendilerini hergün rahatlatma ihtiyacı duyabilirler. Üstelik bunu istedikleri kadar uzun süre devam ettirebilirler.

30 Ocak 2007 Salı

Anne olmayı ertelemeyin

Annelik her kadının tatmak istediği bir duygu. Fakat yoğun iş hayatı ve kadınların sorumluluklarının hızlı artışı ileri yaşta anne olmayı beraberinde getiriyor.

Ancak ileri yaşlarda anne olmanın bazı dezavantajları olduğunu unutmamak gerekiyor.

Birçok kadın ileri yaşlarda anne olmayı tercih ediyor. Özellikle çalışan kadınlar arasında ileri yaşta anne olmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak yaş ilerledikçe risklerin arttığı da bilinen bir gerçek. Zaten riskli gebelik dendiğinde ilk akla gelenrisk faktörlerinden birisi ileri yaş. Bu hamileliklerde Down Sendromu (Mongolizm) başta olmak üzere bazı kromozomal bozuklukların görülme sıklığında önemli artışlar gözleniyor. Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında hipertansiyon, şeker hastalıkları gibi sistemik hastalıkların görülme sıklığında da bir artış var. İşte bu nedenlerden dolayı ileri yaş gebelikleri yüksek riskli gebelikler olarak kabul ediliyor. Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Sorumlusu Doç. Dr. Tolga Ergin “Anne olmak için 20 ile 35 yaşlar arası en uygun dönem gibi görünmektedir. Gebeliğinde 35 yaş ve üstünde olan anne adayları, ileri anne yaşı grubuna girmektedirler.” diyor.

ANNEYİ BEKLEYEN RİSKLER
Bilim alanında yaşanan gelişmeler sonucu yardımcı üreme teknikleri ile hamile kalan kadın sayısında büyük bir artış var. Yıllarca hamile kalamamış pek çok kadın bu yolla hamile kalmanın mutluluğunu yaşıyor. Bunun doğal sonucu olarak ileri yaş gebelikleri daha çok görülüyor. Öte yandan kadınların sosyal ve iş yaşantısında giderek artan rollerinin evlenme ve anne olma yaşını ilerilere çektiği bir gerçek. İşte bu açıdan her geçen yıl bir öncesine oranla daha fazla sayıda ileri yaş gebeliği yaşanıyor. Doç. Dr. Ergin ileri yaş gebeliklerin anne adayları açısından birtakım riskler taşıdığını belirterek konuyla ilgili şunları söylüyor: “İleri anne yaşı olan gebelerde gebeliğe bağlı hipertansiyon, şeker hastalığı, peripartum kardiyomyopati (doğum öncesi ve sonrası dönemde gelişebilen kalp yetmezliği ), doğum sonrası kanamalar , plasental anormallikler, erken doğum, ölü doğum ve artmış sezaryen oranı dikkati çeken başlıca problemler arasındadır. Anne yaşının artmasıyla gebelikte diğer sistemik hastalıklar olma şansı da artmaktadır. Ancak ileri yaşta olmasına rağmen, genel sağlık durumu normal olan hastalarda bu risk minimale indirilebilir.”

BEBEĞİ BEKLEYEN RİSKLER
İleri yaşta anne olmak sadece hamileler açısından değil bebekler açısından da riskler taşıyor. Doç. Dr. Ergin bu riskleri şöyle anlatıyor: “35 yaşın üzerinde oluşan gebeliklerde ortaya çıkan önemi sorunlardan biri de artmış kromozom anormalliği olasılığıdır. Bunlar arasında Down sendromu (mongolizm) önemli bir yer tutar. Annede oluşan gebeliğe bağlı hastalıklar, gebeliğe bağlı hipertansiyon ,şeker hastalığı ve plasental anormallikler nedeniyle bebeğin erken doğurtulduğu durumlarda bebek erken doğumdan kaynaklanan risklere maruz kalmaktadır.”

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Her ne kadar ileri gebelikler daha çok risk taşısa da bu konuda alınabilecek tedbirler mevcut. İleri anne yaşında bebekte oluşabilecek kromozom anormalliklerini tespit etmek amacıyla prenatal tanı yöntemlerinden olan, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi (CVS) etkin olarak kullanılıyor. Doç. Dr. Ergin “Bu hastalar ileri yaş gebeliklerinde oluşabilecek problemler veya gebelik öncesi var olan hastalıklar yönünden yakından izlenmelidirler.”diyor.
AA

26 Ocak 2007 Cuma

Selülit Nedir ? Selülit Tedavisi

Sorularla selülit , Selülit Tedavisi

Erkeklerde neden selülit olmaz, selülit hastalık mıdır, zayıf kadınlarda da selülit olur mu?


SELÜLİT`TEN NASIL KORUNULUR?
Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.
Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.
Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.
Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.
Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunaya gidin.

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?
Evet, selülit bir hastalık olup tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?
Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?
Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?
Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı direnç gösterir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?
Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?
Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülit`in sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılı olarak değişir.

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?
Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

SELÜLİT`İN NEDENLERİ NEDİR?
Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülit`e zemin hazırlar.
Soya çekim: Anne selülit`li ise çocuğunda da selülit görülebilir.
Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

SELÜLİT`İN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?
Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.

SELÜLİT KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?
Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selülit`i buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİT`TE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?
Rejimin, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olması gerekir. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinler ödemi önler ve iştah artırır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalıp, alkolden uzak durulması gerekir. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?
Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan yerlerde kanlanma azalacağı için, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha soğuk olur. Selülit`in oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülit`in yeri de teşhis edilir.

Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup uygulandığı yerin, ayrıntılı olarak görünümünü sağlar. Selülit`e uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının ölçümüdür.

Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar) nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar.

SELÜLİT`TE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Tedavinin asıl amacı selülit`i oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?
Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayı olarak tanımlanır.

KİŞİ SELÜLİT`Lİ Mİ DOĞAR?
Hayır, kişi selülit`li doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit olur. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülit`te kalıtım önemli rol oynar. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.

HAMİLELİK SELÜLİT`E UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?
Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülit`in belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğe neden olur. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?
Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim olur. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşer ve kilo alırlar.

SPOR SELÜLİT`İ TEDAVİ EDER Mİ?
Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülit`e karşı en etkili spor tempolu yürüş ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç olmaz. Yöntem her zaman aynı olup esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?
Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.

SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?
Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?
Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selülit`i de olur. Ama selülit`in cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluk olduğunu bilmek gerekir. Bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?
Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?
Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülit`ten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.

Template Design | Elque 2007