toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2007 Çarşamba

KADINLAR VE ERKEKLER İÇİN ÇOK EŞLİLİK

ERKEKLER İÇİN ÇOK EŞLİLİK
Filolog ve antropolog Claude Levi Straus, erkeğin doğal olarak cinsel çeşitliliğe gereksinimi olduğundan yanadır.

"Katı bir tekeşli toplumda bile, erkeğin içindeki çokeşlilik eğilimi yüzünden, mevcut kadınlar onlara yeterli olmaz".

Biyolog Donald Symons'a göre, erkeklerin çok eşlilik ihtirası, ilk çağlardaki atalarından miras kalmıştır.

"Erkeğin mümkün olduğu kadar daha çok kadınla sevişmesi, ona bir şey kaybettirmez, aksine kazandırır".

Öte yandan, kadın, seksüel değişiklikten çok az kazanç sağlar. Çünkü bir tek erkek tarafından hamile bırakılır ve değişik cinsel tercihleri olan kadın, eşinin sadakat ve desteğini kaybeder.

Bu şartlar altında tekeşlilik, erkeklerin kadınlar için zorla katlandıkları bir teslimiyettir.

KADINLAR İÇİN ÇOK EŞLİLİK
Konuya kadınlar yönünden bakınca, bütün deliller tersine çalışır. Ama, biyolog Sarah Blaffer Hrdy'nin, kadın çokeşliliği için iddiaları vardır.

Poligamik kadınların, seks dürtüsü hakkında bulduğum kanıtlar gösteriyor ki; pek çok kadın bir kerede, birden fazla orgazm yaşayabilir. Kadın, cinsel açıdan tatmin olmak için, birden çok erkekle beraber olabilir.

Çok sayıda erkekle zevk bağları kuran kadının doğuracağı çocuğun babası belli olamayacağı için, kadın cinsel ilişkiye girdiği bütün erkeklerden çocuğun bakım ve korunmasına yardım etmelerini isteyebilir.

Cinsel yönden fazla aktif, iddialı ve hemcisleri ile rekabet içinde olan kadınlar, cinselliklerini toplumda daha iyi bir yer elde edebilmek için kullanabilirler. Böylece, çocukları daha iyi bakılır ve güvenlikleri sağlanmış olur.

Psikatrist Mary Jane Sharfey iddiayı daha ileri götürür:

"Modern kadının yüksek orgazm yeteneği ile memelilerin dişisinin, cinsel ilişkiye doymazlığı arasında ilişki vardır. Kuvvetle seks isteği uyandıran hormonlar ile çok doğurganlığa ve az sayıda düşüğe neden olan hormonlar aynıdır".

Yine de tarihsel evrim içinde, insanoğlu maymundan modern insana dönüşürken yeni bir sosyal kurum oluştu: Tekeşlilik. Sharfey açıklıyor:

"Kadının aşırı cinsel ihtiyacını kuvvetle bastırmak, her modern ve uygar toplumun doğuşu için gerekliydi".

Bütün bunlar dikkate alındığında, tekeşliliğin her iki cinsi çarmıha gerdiği görülür.

24 Mart 2007 Cumartesi

Bekaret

Geleneksel anlamda bakirelik cinsel deneyimi olmamayı ifade ediyor. Bu tanım her iki cins için söz konusu olsa da toplum bekareti yalnızca kadına yönelik olarak kutsallaştırmış.

Erkeğin bekaretini kaybetmesi erkekliğe atılan bir adım olarak algılanırken, kadının bekareti ancak evlendiği erkeğe sunulacak bir hediye olarak kabul ediliyor. Bu inanış doğrultusunda çoğu toplumda evlilik öncesi cinsel ilişkiye bir sınırlama getirilmiş. Üstelik bekareti daha da kutsallaştırmak için çoğu kez bekaret hakkında konuşmamak yeğlenmiş. Dolayısıyla 21. yüzyılda bekaret hâlâ bir tabu olma özelliğini koruyor.


“Annem bekaretimin benim için çok önemli olduğunu belirtirdi. Hatta bir gün bekaretimin kocama sunacağım bir hediye olduğunu, bu sebeple onu şimdilik saklamam gerektiğini söyledi.” B.T 27 yaşında


Bugün birçok aile için çocuklarının cinsel yönden sağlıklı olup olmadıkları, güvenli ve sağlıklı seks yapıp yapmadıklarından daha önemli olan şey, onların bakire olup olmadığı. Bu tavır özellikle kız çocuklarının ailelerinde daha yoğun bir biçimde sergileniyor. Oysa gençler cinsellik hakkında en sağlıklı bilgilere ancak aileleriyle konuşarak ulaşabilir.

Ancak çok geniş bir kesimin mesajı her zaman “Bakire kal!” şeklinde olduğu için, bu iletişim ya hiç başlamaz ya da bu kesin mesajla sona erer.

Geleneksel yapının bakirelik hakkındaki bu kesin yargısına karşılık popüler kültür, özellikle de medya kadının cinsel yönden aktif olduğuna ilişkin bir tavır sergiliyor. Gerek şarkı sözlerinde, gerek basındaki fotoğraflarda, gerekse TV'de yer alan popüler isimlerin yer alış biçiminde cinsel figürler ön planda. Bu sebeple cinsellik ekranın arkasındakiler için giderek daha fazla bir baskı oluşturuyor.

Bekaretin toplum tarafından tabu haline getirilmesi, özellikle cinselliğini henüz yeni keşfedenlerde fiziksel ve ruhsal birtakım sorunların çıkmasına sebep oluyor. Kadınların en büyük kabusu olan “gerdek gecesi sendromu”, yine bekaretin bu kadar kutsal olduğuna dair bir şartlanmadan ileri geliyor. Hatta kimi kadınlarda bu sendrom giderek daha büyük bir sorun olup, frijitliğe kadar varabiliyor.



“Bana ailemdeki en yakın kişi olan annem, bekaretin çok önemli olduğunu ve ilk ilişkimi evlendiğim gün kocamla yaşayacağımı söylerdi. Giderek gerdek gecesi benim için çok büyük bir kabus oldu. Evlendiğim gün ise kocamla cinsel ilişkiye girmekten çok korkuyordum. Bu sebeple çok ağrılı bir cinsel birliktelik yaşadım. İlk geceden sonra kendimi kirlenmiş hissettim ve bir daha ilişkiye girmek istemedim. Ancak uzun süren bir tedaviden sonra eşimle birlikte olabildim.” S.F. 37 yaşında


Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde bekaret sebebiyle işlenen cinayetlerin sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Özellikle doğuda bakire olmadığı için kızını, kardeşini ya da akrabasını öldüren, öldürmeye teşebbüs eden birçok kişi var. Üstelik bu cinayetler töreler tarafından da onaylanmakta ve toplum tarafından meşru görülmekte.

Bakirelik hakkındaki bu görüşler kadının ister istemez bekarete karşı çekimser bir tavır sergilemesini beraberinde getiriyor. Sevgilisiyle cinsel yönden her türlü şeyi yaşamasına karşın sadece bu şartlanmadan dolayı kızlığını koruyan kadınların sayısı azımsanacak gibi değil. Kızlığını kaybetmek istemeyen kadınların korkulu rüyalarından biri de, bir sonraki ilişkilerinde beraber oldukları erkeğin bakire olmadıkları için kendilerinden ayrılabilecekleri ya da birlikte olmak istemeyeceklerini düşünmeleri. Aslında bu düşünce pek de yanlış sayılmaz. Çünkü birçok erkek birlikte olduğu kadının bakire olup olmadığını çok fazla önemsiyor.

Erkeklerin, toplumun, ailenin ve törelerin bakış açısı ne olursa olsun bedenimizden ve davranışlarımızdan yalnızca kendimiz sorumluyuz. Bu yüzden kendimiz için en doğru kararı verip, cinsel ilişkiye girmek ya da girmemek özgürlüğüne sahip olmalıyız. Birlikte olmaya ve bu birlikteliği kiminle yaşayacağımıza karar vermek, bu konuyu başkalarıyla konuşmak, kişisel bir doğum kontrol yöntemi uygulamak çoğu zaman bedenimize ve geleceğimize sahip çıkmanın aşamalarından biri. Bu sebeple sağlıklı birliktelikler kurmak ve kendimizle barışık olmak için, tercihlerimizi toplumsal törelerin, tabuların ve değer yargılarının esiri olmaksızın özgür irademizi kullanarak yaşamalıyız.

Template Design | Elque 2007