makyaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makyaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2007 Çarşamba

Makyaj Sırları - En Güzel Siz Olun

Saç ve cilt bakımı ile makyaj yapımının incelikleri konusunda söylenen her şeyi unutun... Bütün kadınların ihtiyacı olan basit ama çözüme ulaştıran bu güzellik tüyoları ile bakımlı ve etkileyici bir görünüme kavuşmanız hiç de zor değil!

Güzellik ve bakım üzerine çok şey yazılıp çiziliyor... Eğer siz de bu kadar öneriden hangisini değerlendirmem gerekiyor diyenlerdenseniz, Cosmopolitan dergisinin ekim sayısında sayfalarına taşıdığı tüm zamanların en gözde güzellik önerilerine göz atın. Saç bakımında uygulanması gereken basit önerilerden hangi göz tipine hangi makyajın yapılması gerektiğine, en etkili cilt bakımı sırlarından büyüleyici görünen dudaklara kadar verilen ufak püf noktaları ile harikalar yaratacaksınız...



Saçlarınızın kolay şekil alması için...

* Saçınıza seksi bir dolgunluk kazandırmak için, kuruturken yuvarlak fön fırçanızı dik bir şeklide iki parmak kalınlığında saçınıza dolayın ve fön çekin.

* Kuaförünüzden saç uçlarınızı incelterek kesmesini isteyin.

* Saçınızı düz veya hafif dalgalı bir biçime sokmak için kuruturken fırça kullanmayın ki doğal bir görünüm kazansın.

* Mükemmel bir röfleye sahip olmak için kuaförünüze aynı renk grubunun değişik tonlarını kullanmasını söyleyin. Böylece saçlarınız derinlik kazanır.

* Saçınızı forma sokmanın en kolay yolu saçınız nemliyken silikon içeren bir serum uygulamaktır.

* Mükemmel bir at kuyruğu yapmak için saçı toplamadan önce saç diplerine sprey sıkmalısınız.

* Kuru olan saça şekil vermek için saçınızı öne atıp, saç diplerine sprey sıkın. Böylece saçlarınızı geri attığınız zaman hoş bir form oluştuğunu göreceksiniz.

* Saçınızdaki düzgün olmayan dalgaları daha düzgün bir forma getirmek için nemli olan saçınıza düzleştirici serum uygulayın. Daha sonra, bir parmak genişliğinde birer tutam saçı dolayıp kendiliğinden kurumaya bırakın, son olarak bukleleri yumuşak bir şekilde elinizle ayırın.

* Eğer saçınızı yukarıdan topluyorsanız kuaförünüze saçınıza yapacağı röfleleri saçınızın alt kısmına uygulamasını söyleyin. Bu şekilde at kuyruğunuz bir ışıltı kazanacaktır.

* Saçlarınıza seksi bir görünüm kazandırmak istiyorsanız bir parça jöleyi iki avucunuza alıp, parmaklarınız tarak görevi görecek şekilde yukarıdan aşağıya doğru tarayın.

* Saçlarınızı kuruturken dipten dışa doğru ters bir şekilde taradığınız takdirde saçlarınız daha dolgun bir görünüm kazanacaktır.

* Gece çıkmadan önce saçınıza parlaklık kazandırmak için bir allık fırçası yardımıyla far veya allığınızı saçınıza sürün.

* Saçlarınızı yıkarken şampuanı sadece diplere, kremi ise uçlara sürün, bu saçınızın kurumasını engelleyecektir.

Göz makyajı için farklı efektler

* Gözünüze ilk önce açık gri bir eyeliner çekin. Daha sonra açık mavi bir far alarak gözünüzün iç köşesine ve kaşınızın alt kısmına sürün.

* Gözünüze altın parlaklığı kazandırmak için bronz renkte bir göz farını gözkapağınızın tam üstüne sürün.

* Gözlerinizi daha büyük ve parlak göstermek istiyorsanız bir kat siyah rimelin üzerine bir kat lacivert rimel sürün, bu gözlerinizin beyazını ortaya çıkaracaktır.

* Rimeli kirpiklerinizin en dibinden başlayarak ve yavaşça sürün.

* Gözkapağınızın iç tarafına siyah eyeliner çekerek gözünüzü birkaç kez kırpıştırın. Bu, gözünüzün alt kısmına da yayılıp doğal bir görünüm kazanmasını sağlayacaktır.

* Gözünüzün mükemmel görünmesi için ilk olarak gözkapağınızın üzerine ve gözünüzün iç köşe kısımlarına kapatıcı sürün.

* Kirpiklerinizin uzun görünmesi için rimeli ilk olarak kirpiklerinizin uç kısımlarına sürün, kuruduktan sonra ikinci ve üçüncü katları dipten uca doğru sürün.

En güzel cilt sizinki olacak!

* Yatmadan önce yüzünüzü yıkadıktan sonra lavaboya doğru eğilerek kafanızı bir havluyla örtün. Sıcak suyu akıtarak buharın yüzünüze gelmesini sağlayın ve maske uygulayın.

* Pürüzsüz bir görünüm için fondöteninizi sıvı bronzlaştırıcı veya nemlendiriciyle karıştırarak sürün.

* Bronz bir görünüm kazanmak için elmacık kemiklerinize dore simler içeren terra cotta bir allığı yuvarlak bir fırça ile sürün.

* Elmacık kemiklerinizi belirginleştirmek için ilk olarak teninizin renginde bir pudra sürün. Üzerine gül kurusu tonunda krem allık uygulayın. Son olarak allıkla elmacık kemiklerinin üstüne aşağıdan yukarı doğru hat çekin.

* Makyajınızı uzun süre korumak için elmacık kemiklerinize ilk olarak krem fondöten, daha sonra üzerine toz pudra sürün.
,
* Pürüzsüz bir cilt için şeftaliyi ezin, balla karıştırarak yüzünüze sürün, onbeş dakika beklettikten sonra ılık suyla durulayın.

* İlk olarak dudaklarınızın doğal rengine uygun bir kalemle dudak çevrenizi belirginleştirin, ardından kalemden daha açık tonda olan rujunuzu çizdiğiniz kontürün içine sürün.

* Dudaklarınızın gün boyu seksi görünümünü kaybetmemesi için rujunuzu sürdükten hemen sonra dudaklarınızı bir kağıt peçeteye bastırın ve üzerine toz pudra sürün. Son olarak parlatıcınızı uygulayın.

* Dudaklarınızın dikkat çekmesini istiyorsanız üst dudağınızdaki 'V' bölgesine simli bir parlatıcı sürün.

* Dudakları güzel göstermenin en basit yolu herhangi bir ruj üzerine parlatıcı sürmektir.

Vücut bakımı ihmale gelmez * Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş köpüğünü fırça yardımıyla sürün. * Sağlıklı bir renk elde etmek için solaryuma girin veya banyoda keselendikten sonra bronzlaştırıcı krem kullanın.

* İpeksi yumuşaklıkta bir cilt elde etmek için küvetinizdeki suya süt tozu dökün. Laktik asit cildinize yumuşaklık kazandıracaktır.

* Bikini bölgesindeki tüylerinizi aldıktan sonra elinize sıvı krem döküp avuç içinizde ıslattıktan sonra o bölgelere sürün. Kremin yatıştırıcı özellikte olmasına dikkat edin.

* Dekolte giyindiğinizde göğüs arasına bronz tonlarında allık sürüp, üzerine parlatıcı serpin, ışıl ışıl bir dekolteye sahip olacaksınız.

* Yüzünüzde homojen bir görünüm sağlamak için açık renkte fondöten üzerine elmacık kemiklerinizi pembe bir pudrayla canlandırın.

* Gümüş simler içeren parlak beyaz bir farı göz kapağınızla kaşınızın arasına sürün.

* Bir partide bütün gözlerin üzerinizde olmasını istiyorsanız göz makyajınızın kıyafetinize uygun olmasına özen gösterin.

* Kirpiklerinizi daha dolgun göstermek için kirpiklerinizin kenar ya da orta kısmına takma kirpik takabilirsiniz.

Sık yapılan makyaj hataları!

Size yakışan, yüzünüze uygun bir makyajla tüm günü kendinizden emin bir şekilde geçirebilirsiniz.

Sabah kalkıp da aynaya baktığınızda karşılaştığınız yorgun yüzden kurtulmanın en kolay yoludur makyaj. Sadece yorgunluktan kurtulmanın yolu da değil, olan güzelliğinizi ön plana çıkarmak ve kendinizi iyi hissetmek de cabası. Bu nedenle de makyajın doğru yapılması şart.

Size yakışan, yüzünüze uygun ve yüzünüzün en güzel kısımlarını ortaya çıkaran bir makyajla tüm günü kendinizden emin bir şekilde geçirebilirsiniz. Bu noktada sık yapılan makyaj hatalarını bilmek bunlara engel olmada işinize yarayabilir.

Eyeliner'ınız gözlerinizi küçük gösteriyor

Hata: Eyeliner'ı hem üst, hem de alt kirpik diplerinize kalın bir şekilde sürdünüz.

Çaresi: Göz makyajında üst kirpik diplerinize odaklanırsanız, istediğiniz iri göz etkisini elde edebilirsiniz. Kalemi ya da eyeliner'ı içten dışa doğru belirgin bir çizgi halinde çekin. Alt kirpik diplerini boyarken kalemi fazla bastırmayın ve sert çizgileri pamuk ya da eyeliner fırçasıyla dağıtarak yumuşatın.

Dudaklarınızın etrafında halkalanma oluyor

Hata: Ya dudak kaleminizin rengi fazla koyu, ya da rujunuz, dudak kaleminden daha çabuk siliniyor. Bu nedenle de dudaklarınız çizilmiş ama içi boş bir şekilde kalıyor ve bu da gayet kötü görünüyor.

Çaresi: Dudağınızın kendi rengine en yakın renkte bir dudak kalemini dıştan içeri doğru sürün. Çerçevelemeyi doğru yapmak için önce sol kenardan başlayıp ortaya geldikten sonra, aynı işlemi sağ tarafla da tekrarlayın. Daha sonra aynı işlemi alt dudağınız için de uygulayın. Ardından boyadığınız bölgenin içini gene dudak kalemiyle doldurun. Böylece, üste ruju da sürdüğünüzde, boyanın dudaklarınızdan silinmesi hem daha yavaş, hem de eşit şekilde olacaktır.

Yüzünüzün rengiyle boynunuzun rengi farklı tonlarda

Hata: Fondöteninizin tonunu yanlış seçmişsiniz.

Çaresi: Öncelikle kozmetik satan bir mağazaya gidip birkaç farklı formül ve renkte fondöten deneyerek işe başlayın. Mükemmel ton, sürüp yaydığınızda, cildinizin rengiyle bütünleşip kaybolandır. Çoğu kozmetik firmasının bu iş için hazırlanmış rehberlerinden de faydalanabilirsiniz.

1 Nisan 2007 Pazar

Bu güzellik hasta eder!

ABD’li sivil toplum örgütü EWG’nin yayınladığı rapora göre, ülkemizde de satılan şampuanlardan yüz kremlerine kadar pek çok ürünün içinde sağlığa zararlı maddeler var. Rapora göre kozmetikler, kısırlıktan kansere kadar ciddi sorunlara yol açabilir.

ABD’nin güçlü sivil toplum örgütlerinden EWG’nin 2004’te yayınladığı rapora bakılırsa, kozmetik ürünlerle ilgili haberler pek de göründüğü kadar güzel değil. Rapora göre ülkemizde de satılan şampuanlardan, yüz kremlerine kadar incelenen tam 7497 bakım ürününün yüzde 99.7’sinde şimdiye kadar hiç araştırılmamış en az bir kimyasal bulunuyor. Her 120 üründen biri kanserojen madde içeriyor. Ayrıca raporda uzun süre kullanılan kozmetiklerin, kısırlıktan, doğum sonrası sakatlıklara kadar pek çok probleme neden olabileceği iddia ediliyor.

Reklamlara inanıyor, kozmetiklerin içinde ne olduğunu umursamıyoruz

“Aldığım ürünlerin içerikleri beni pek ilgilendirmiyor. Zaten okusam da bir şey anlamıyorum. Saçımı ya da cildimi güzelleştiriyorsa, o ürün benim için iyidir. Bir de aldığım kozmetiğin muteber bir marka olmasına özen gösteririm.” Kadınların kozmetik satın alırken hangi kriterlere dikkat ettiğini Tuğba Oktay’ın bu sözleriyle özetlemek mümkün. Üniversite sınavlarına hazırlanan 17 yaşındaki Oktay, cildi ve saçlarının bakımı için günde ortalama 12 ürün kullanıyor. Bir alışveriş merkezinin kozmetik reyonunda alışveriş yaparken konuştuğumuz diğer kadınlar gibi, o da güvenilir olduğuna inandığı markaların ürünlerini tercih ediyor. Bir kozmetik markası, tüm dünyada kullanılıyor, bol bol tanıtım yapıyor ve eczanelerde de satılıyorsa, Oktay’a göre o marka “güvenilir.” Aslında haksız da sayılmaz. Büyük harflerle cildimizde, saçımızda oluşacak mucizevi değişimlerden söz eden ilanlarıyla, göz alıcı ambalajlarda sunulan birçok yüz bakım kreminin, şampuan ve makyaj malzemesinin vücudumuz için zararlı olabileceğini, hele hele kanser riski taşıdığını kim düşünür ki! Ne de olsa bu ürünler, marketlerin, alışveriş merkezlerinin hatta eczanelerin şık raflarında beğenimize sunulmadan önce mutlaka zorlu dermatolojik testlerden, klinik deneylerden geçiyordur.

Kozmetiklerde kullanılan 10500 kimyasalın yüzde 89’u güvenilir değil

Siz de alışveriş yaparken, böyle düşünüyorsanız, yalnız sayılmazsınız. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nce (FDA) yayınlanan bir araştırmaya göre, anket yapılan 1687 tüketicinin neredeyse hepsi ilanların doğru bilgi verdiğine ve aldıkları ürünlerin zararlı olmadığına inandıklarını söylüyor. Ne var ki, ABD’nin güçlü sivil toplum örgütlerinden Çevre Çalışma Grubu’nun (EWG) geçen yıl kozmetik ürünlerle ilgili yayınladığı rapora bakılırsa, gerçekler bu inanışın neredeyse tam aksi yönünde. ABD’nin önde gelen sağlık örgütlerinin de destek verdiği “Güvenli Kozmetikler” Kampanyası dahilinde hazırlanan Skindeep adlı rapora göre, kozmetik ürünlerde kullanılan 10500 kimyasalın yüzde 89’u güvenilir değil. Üstelik, bu kimyasalların sağlık için güvenli olmadığı yine FDA ya da ABD’nin köklü üniversite ve kurumları tarafından belirtiliyor. Şampuandan, tırnak cilasına, tıraş losyonundan maskaraya hemen hepsi ülkemizde de satılan 7497 ürün üzerinde yapılan araştırmanın çarpıcı sonuçları bununla bitmiyor. Ürünlerin yüzde 99.6’sının içeriğinde, şimdiye kadar hiçbir araştırmadan geçirilmemiş en az bir kimyasal bulunuyor. Bu ürünlerden sadece 28 tanesinin, içerdiği kimyasalların tümü kapsamlı araştırmalara konu olmuş. Her 120 üründen bir tanesinin içindeyse kanser riski taşıyan bir kimyasal bulunmakta. Hatta incelenen 71 saç boyasının kansorejen olduğu defalarca saptanmış olan “coal tar”ın türevlerini içerdiği tespit ediliyor. Tüm ürünlerin yüzde yetmişinde ise kanser veya başka bir sağlık sorununa neden olabilecek kimyasallar bulunuyor.

Kozmetikler satış rekoru kırıyor ama içlerinde ne olduğunu bilen de yok, denetleyen de

“Raporda belirtilenler ne kadar net ve çarpıcı olsa da sağlıkla ilgili önemli bir konuda, başta ABD olmak üzere dünyadaki ilgili kurumların bu kadar vurdumduymaz olmalarına inanmak zor” diyor Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tolunay, “Dolayısıyla raporu defalarca inceledim, eksik aradım, ama maalesef tüm veriler doğru. Kozmetik ürünler, ne kadar çok kimyasal madde içerseler de, dünyanın hiçbir yerinde ilaç gibi algılanmıyor. Dolayısıyla, hiçbir resmi kuruluş, kozmetik ürünler için klinik çalışma ya da kapsamlı araştırma sonuçları talep etmiyor. Kaldı ki, ilaçların bile çok ciddi yan etkileri görmezden gelinirken, kim kozmetik pazarıyla ilgilenecek.” Başta EWG yöneticileri olmak üzere, konuyla ilgili tüm uzmanlar da kozmetik ürünlerin piyasaya sunulmadan önce hiçbir klinik teste tabi tutulmamasından yakınıyorlar. Raporu hazırlayan analistlerden Renee Sharp durumu şu sözlerle özetliyor: “Çoğu tüm dünyada satış rekorları kıran bu ürünlerin içinde bulduğumuz zararlı kimyasalların az dozajda ne kadar etkili olduğunu henüz bilmiyoruz. Ancak asıl sorun şu ki; bunu halk sağlığıyla ilgili devlet yetkilileri de bilmiyor.” Çünkü, tedavi edici özelliği olmayan kozmetik ürünler, yani her gün kullandığımız bakım sabunları, yüz kremleri, saç boyası ve tüy dökücülerin yan etkilerini ya da uzun süreli kullanımlarda vücuda verdiği zararları konu alan hiçbir araştırma yok. “Mutlaka üretici firmalar, ürünü geliştirirken birçok araştırma yapıyor. Ama devletin ilgili kurumları, ruhsat vermek için tarafsız laboratuarlarca ürünlerin zararsız olduğunu kanıtlayacak araştırmalar istemiyor” diyor Prof. Dr. Cankat Tolunay.

Bazı kimyasallar kemik iliğine kadar etki ediyor

Durum ülkemizde de farklı değil. Bu yılın başında çıkarılan Kozmetik Yasası’na göre, firmaların ürünlerini piyasaya sürerken, ürün formüllerini Sağlık Bakanlığı’na göndermeleri yeterli. İçerikle ilgili başka herhangi bir çalışma istenmiyor. Ancak satılmakta olan bir ürünle ilgili şikayet geldiğinde, dosya incelenip, içerik gözden geçiriliyor. Ülkemizde konuya ilişkin hiçbir araştırma bulunmadığı için yine FDA tarafından ABD’de yapılan çalışmalara baktığımızda, tüketicilerin dörtte birinin kullandıkları ürün yüzünden, alerji, cilt kızarıklığı gibi sorunlar yaşadığını öğreniyoruz. Ne var ki, tüketiciler bu sorundan şikayetçi olmak yerine kullandıkları markayı değiştirmeyi tercih ediyor. Memorial Hastanesi dermatologlarından Dr. Ayfer Bankaoğlu, ülkemizdeki tüketicilerin de aynı şekilde davrandığını belirtiyor. “Hastalarımızın çoğu yanlış kozmetik kullandığı için ya da kozmetiğin içerdiği kimyasallardan kaynaklanan şikayetler nedeniyle bize başvuruyor. Piyasada bulunan birçok krem ve antiaging ürünü ciltte akne, siyah nokta, alerji hatta uçuk oluşumuna sebep oluyor.” Belki de bu belirtiler nedeniyle bir uzmana başvuranlar şanslı. “Çünkü asıl tehlike kan dolaşımına karışan, vücudun çalışma sistemini etkileyen ürünlerde” diyor Dr. Bankaoğlu. “Örneğin leke açıcı olarak kullanılan hidrosinonlar, kemik iliğine kadar inebiliyor ve ciddi kanserojen etkileri var. Yine alfa hidroksit asitlerin kansere neden olabileceği biliniyor. Oysa bu maddeler birçok bakım kreminin içinde bulunuyor.” Dr. Bankaoğlu’na göre de kozmetik ürünlerle ilgili en önemli problem denetimsizlik ve bilinçsiz tüketim. “Günümüzde marketten satın aldığınız her bakım ürününün içinde en az ilaçlarda olduğu kadar kimyasal bulunmakta. Ama ilaçlarla ilgili denetim ne kadar sıkı ve detaylıysa, kozmetiklerde de o kadar serbest. Ürünün piyasaya sunulmasına izin veren kurumların bünyesinde birçok uzmanın çalışması ve her dosyanın denetlenmesi gerekli.” Ürün üzerinde bulunan etiketlerin de yeterli olmadığını söyleyen Dr. Ayfer Bankaoğlu, “ambalajda ‘dermatolojik testten geçirilmiştir’ yazıyor, ama ne testi, ne kadar süreyle, kaç kişi üzerinde uygulandı, ne araştırıldı, hiçbir bilgi yok. Oysa her kozmetiğin de ilaç gibi bir prospektüsü olmalı. Ürünün etkileri ve yan etkileri tüketiciye anlaşılır bir dille anlatılmalı” diyor.

Kemoterapi ilacından tüy dökücü krem

EWG’nin Skindeep Raporu’nda, 2300 kişi arasında yapılan başka bir araştırmaya göre insanların günde ortalama 9 bakım ürünü kullandıkları belirtiliyor. Dolayısıyla vücudumuz, her gün, içinde şampuan ve saç kreminin de bulunduğu bu ürünlerin içindeki 126 kimyasalla etkileşime giriyor. Yine aynı araştırma, kadınların yüzde 25’inin, erkeklerin ise yüzde birinin en az 15 günlük bakım ürünü kullandığını gösteriyor. Ama bu ürünlerin içerdiği kimyasalların, vücutla uzun süreli etkileşiminde nasıl sonuçlar doğurabileceği meçhul.

Skindeep Raporu’na göre, kanser ve alerjiler dışında, bu kimyasalların çoğu, kısırlığa ve hatta tüketicilerin çocuklarında ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Raporda bu riskin ne kadar tehlikeli olabileceğini göz önüne seren bir de örneğe yer verilmiş. 16 yıl profesyonel mankenlik yapan Olivia James’in oğlunda görülen hypospadias hastalığına (idrar deliğinin normalden daha aşağıda olması) mankenin uzun yıllardır kullandığı tırnak cilası ve bakım kremindeki kimyasalların neden olduğu iddia ediliyor. İstanbul İl Kanser Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Uhri, bu sonuca ulaşmak için çok kapsamlı araştırmalar yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. “Doğuma bağlı hastalıklara veya kansere sadece kullanılan kozmetiklerin neden olduğunu söylemek çok doğru olmaz. Çünkü, bu rahatsızlıklara yol açan başka birçok etken var. Literatürde bir kozmetik ürünün doğrudan kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir araştırma mevcut değil. Ama şu da bir gerçek ki, kozmetiklerin içerdiği maddeler arasında vücuda zararlı birçok kimyasal var.” Doç. Dr. Uhri de kozmetik ürünlerin ilaçlarda olduğu gibi ciddi prosedüre tabi tutulması gerektiğini belirtiyor. Çünkü, günlük hayatımızda korkmadan kullandığımız bir çok ürünün yan etkileri, uzun vadede vücuda zarar verebilir. “Örneğin, kadınların hatta kız çocuklarının kullandığı tüy dökücü kremler. Bitki özlü olmayan bu ürünlerin tümünde kullanılan formül, bizim kanser tedavisinde kullandığımız ilaçların seyreltilmiş halidir. Yani hücre öldürücü kemoterapi ilaçlarıdır. Bu ürünleri bir kez kullandığınızda belki bir sorun yaşamazsınız. Ancak küçük yaşlardan itibaren düzenli olarak kullanıldığında, cilt hücrelerinde ne tür zararlara yol açabileceğini söylemek de imkansız. Bu nedenle, yakınlarıma bu ürünleri kullanmamalarını tavsiye ediyorum” diyor.

EWG’de görev alan bilim adamları da raporun sonunda tüketicileri kozmetik alışverişi yaparken daha dikkatli olmaya çağırıyor. Ayrıca, internetten ulaşabileceğiniz raporda, ilgili 7497 ürün ve 10500 kimyasalla ilgili çok detaylı bilgiler de mevcut. Siz de kullandığınız vücut şampuanı, yüz kremi ya da makyaj malzemesiyle ilgili dosya aralarına saklanmış bilgileri merak ediyorsanız, www.ewg.org adresini tıklayabilirsiniz.

Kozmetiklerdeki tehlikeli maddeler!

Coal tar: Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’nin 2004 listesinde yer alan bu kimyasal, önemli kanserojenlerden biri olarak kabul ediliyor.
Benzyl violet 4B: Kimi ürün içeriklerinde sadece ‘violet 2’ olarak da yazılan madde de Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’nden onaylı bir kanserojen. Raporda, bu kimyasalın tırnak kırılmalarını önleyen ojelerden, vücut kremine kadar 25 üründe kullanıldığı belirtiliyor.
Lead acetate: Bebek ve çocukların beyin gelişimine zarar verdiğine ilişkin çeşitli araştırma sonuçları olan bu kimyasal, ayrıca ABD Sağlık Bakanlığı Zehir Toksikoloji Programı’nda da yer verilen zehirli bir madde. Rapora göre 16 saç boyasının içeriğinde bulunuyor.
Progesterone: Çeşitli hayvan deneylerinin ardından kansere neden olabileceği tespit edilen bu kimyasalın, ayrıca üreme sistemine zarar verebileceği belirtiliyor. Menopoz kremleri ve saç koruyucu kremler olmak üzere toplam 23 ürünün içeriğinde mevcut.
Selenium sulfide: ABD Ulusal Toksikoloji Programı’na göre bu maddenin de kanserojen olduğu belirtiliyor.
Silica: Farklı formları ve türevleri kullanılsa da Silica ve Silica bazlı kimyasalların hepsi Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’ne göre kanser riski taşıyor. EWG Raporu, her dokuz üründen birinde bu kimyasala rastlandığı belirtiliyor. Toplam 862 üründen 14’ünde kimyasal toz formunda yer almış. Oysa FDA araştırmalarına göre, bu kimyasalın toz halinde kullanılması akciğerler için çok zararlı.

Güzel görüneceğim derken saçlarımdan oldum!”

Kullandığı saç maskarası yüzünden saçları dökülen ve üretici firmaya dava açan Beril Karagülle anlatıyor: “Saçlarım her zaman çok uzun ve gürdü. Geçen yıl Osmanbey’de oldukça tanınmış bir parfümerideki görevlilerin de tavsiyesiyle, saç maskarası aldım. İlk kullanımdan sonra, kuaföre gittim. Saçlarımın boyanmasının ardından, maskarayı kullandığım bölgelerde şiddetli bir kaşıntı ve acı başladı. Elimi attığım saç köklerim, birden elimde kaldı. Üreticiye haber verdiğimizde, ‘saç boyasıyla birlikte kullanılınca böyle sonuçlar oluşabilir’ cevabını aldım. Oysa ne ürünün üstünde, ne de ambalajında hiçbir kullanım talimatı bulunmuyordu. Zaten ürünle ilgili gerekli ruhsat işlemlerine bile başlamadan, maskara piyasaya sunulmuş. Ben ürünün içeriğini, yan etkilerini, firma yazmadıktan sonra nereden bilebilirim ki? Firma hakkında kamu davası açıldı, ama hâlâ bir gelişme yok. Ürünün tahlil sonuçlarını bekliyoruz. Olan benim saçlarıma oldu, bir yıl ne zorluklarla ancak birkaç santim uzatabildim.”

17 yaşındaki Elif Toköz çok kozmetik ürün kullanmadığını söylüyor. Ama Elif’in annesi göz kreminden kaynaklanan alerji yüzünden büyük sıkıntı yaşamış.

İçeriğinde en az miktarda kimyasal olan ürünleri tercih ettiğini söyleyen Sevilay Kürelioğlu, Türkiye’de satılan ürünlerin çoğunda hiçbir açıklama olmadığından yakınıyor: “Hostes olduğum içim sık sık yurtdışına çıkıyorum. Avrupa’daki marketlerde artık deterjanların yanında bile açıklayıcı broşürler var. Buradaysa cilt bakım ürünlerinin hiçbirinde açıklayıcı bir bilgi bulunmuyor.”

21 Aralık 2006 Perşembe

Daha Güzel Görünmek İçin Bazı Öneriler

Saçlarınızı düzenleyinEliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektiriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.
Güne zinde başlamakSabahları yorgun kalıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Diş sağlığı Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.
Susuz ciltler için Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.
Buzlu dudak kremi Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.Ellere süt banyosu Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendiriseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızın güçleneceklerini göreceksiniz.Farların kullanımı Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlarda bu konuda çok kullanışlı. Çünkü içeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.Mat dudaklar için Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.Göz makyajı temizliği Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çeversini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.Cildiniz parlıyorsa Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.Rejim yaparken göğüsleriniz sarkarsa Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.

Template Design | Elque 2007