19 Kasım 2007 Pazartesi
Metabolizma yavaşlığı ne anlama geliyor?
Sürekli diyet yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi ya da çok az verdiğinizi düşünüyorsanız bu yazıyı dikkatle okumalısınız.
15-20 yıl öncesine göre daha az yemenize, pastaları, kurabiyeleri, sütlü tatlıları ve gece kaçamaklarını çoktan unutmanıza rağmen karın ve kalça çevreniz gittikçe genişliyorsa bu yazıyı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var!
Hastalarımın çoğu verilen kilo programını uygularken çok dikkatlidir. Önerdiklerimizden fazlasını yemezler. Önerilerimize dikkatle uymalarına karşın fazla kilolarından istedikleri hızda kurtulamaz, üzülür, bunalırlar. Sebep çoğu kez aynıdır: Metabolizma yavaşlaması!
Metabolizma hızının en kısa ifadesi, bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesidir. Metabolizmanız hızlı çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülecek, eksiksiz olarak yakılacaktır. Eğer metabolik hızınız yavaşsa, yaşlanmanın doğal sonucu olarak yavaşladıysa ya da bir hastalık sonucu metabolik hızınız düşmüş ise bedeninizin besinleri enerjiye ve kaloriye değiştirme yeteneği de bozulacaktır. Sonuçta yakılmayan fazla kaloriler artan kilolarınızdır.
METABOLİZMA YAŞLANDIKÇA YAVAŞLIYOR
Yaşlandıkça metabolik hızınızın yavaşladığı doğrudur. 30’lu yaşları takiben vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2-4 daha az enerji yakmaya başlar. Kadınlarda menopoz, erkeklerde andropoz gibi hormonal faktörlerin araya girmesi ise metabolizmanızı daha da yavaşlatacaktır. Kadınlar erkeklerden daha az kalori yakarlar. Bu nedenle metabolizması düşen kadınlarda kilo kontrolü erkeklere oranla daha güç hale gelir ve erkeklerden zaten fazla olan vücut yağ yüzdesi daha da artar.
Diğer taraftan bedensel aktivitenin yaşlandıkça azalması, kas kitlesinde de azalmaya ve yağ depolarında artmaya neden olur. Siz yaşlandıkça aktivitenizi artıracağınız yerde azaltırsanız kas miktarınız o denli azalır. Ne kadar az kasınız olursa aktiviteniz de paralel olarak azalacaktır. Yani zamanla bu iki durum birbirini besler ve bir kısırdöngü ortaya çıkar: Zayıf kaslar, azalmış aktivite, artmış yağlar, artmış kilolar ve daha da azalan metabolik hız.
AEROBİK EGZERSİZLERLE HIZLANIYOR
Bu kötü zinciri nasıl kıracaksınız? Metabolizmanızı hızlandıran ilk anahtar düzenli bedensel aktivitedir. Eğer yaşamınızda önemli bir değişiklik yapmayı düşünüyorsanız, aktivitenizi artırmak ilk sırada yer almalıdır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız daha çok egzersiz yapmalı, daha çok kas kitlesine sahip olmalısınız. Ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız. Egzersiz metabolizmanızın en iyi güvenli dostudur.
Metabolizmayı hızlandıran egzersizlerin öncelikle aerobik olması gerekir. Yağlarınızı yakabilmek için mutlaka oksijene ihtiyacınız vardır. Bu nedenle hangi egzersizi yaparsanız yapın o egzersiz süresince rahat soluk alıp verebilmeli, egzersiz arkadaşlarınızla nefes nefese kalmadan sohbet edebilmelisiniz. Kalp hızınızı mevcut hızından dakikada ortalama 20 civarında artıran ritmik yürüyüşler metabolizmanızı hızlandırmanın en iyi yoludur.
BAZI HORMONLARLA BOZULUYOR
Eğer aerobik egzersizleri ağırlık kaldırma gibi dayanıklılık antrenmanları ile desteklerseniz daha da başarılı olursunuz. Dayanıklılık antrenmanları ile hem aerobik aktiviteye oranla daha fazla kalori yakarsınız hem de kas kütlenizi artırarak vücudunuzun enerji tüketen dokusal rezervini çoğaltır, gece uyurken bile kalori yakarsınız!
Düşük metabolizma hızının sorumlusu bazen de hormonal yetersizliklerdir. Tiroit hormonu yetersizliği bunun en iyi bilinen örneğini oluşturur. Tiroit hormonu yetersizliği ileri düzeyde olduğunda "Hipotiroidi" olarak isimlendirilen sağlık sorununu ortaya çıkarır. Hipotiroidide düşük metabolizma hızına bağlı hızlı kilo alma, hastalığın halsizlik, yorgunluk, kabızlık, unutkanlık gibi diğer birçok belirtilerine eşlik eder.
Çok hafif düzeydeki tiroit bezi yetmezliğinde ise metabolik hızdaki düşme ve bunun sonucunda oluşan kilo verme güçlüğü bazen ilk ve tek belirtidir. Bu nedenle kilo verme programları başlatılırken, özellikle zor kilo verip kolay kilo alanların tiroit hormonu yetersizliği yönünden dikkatlice incelenmesi gerekir.
KESİN SAKLAYIN
Metabolizmayı hızlandırma rehberi
Kilonuzu kontrol etmede güçlük çekiyor musunuz? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzden eminseniz metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:
1. Tiroidinizi kontrol ettirin: Tiroit bezinin normal çalışmaması kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroit bezi yeterli tiroit hormonu üretemez. Normalden daha az tiroit hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroit bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroit bezi hormonlarının ölçülmesi yeterli olacaktır.
2.Yürürken daha hızlı değil daha uzun mesafelere gidin: Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.
3.Gezinmek yerine, ciddi bir yürüyüş yapın: Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katetmek ise daha da iyidir.
4. Yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmayı unutmayın: Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji) ve daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.
5.Öğün atlamayın: Yavaş ve uzun süre çiğneyerek yemeyi deneyin.
6.Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir.
7. Doktorunuz tarafından önerilmeyen ilaçları kullanmayın: Zayıflamak adına yosun hapları, detoks likidleri, tiroit ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin gibi maddeleri kullanmamaya özen gösterin.
DİYET GÜNLÜĞÜ
Sorularınız için:
Tel: (0212) 236 73 00
Farkında olmak
Bazı gazetelerde kalorilik diyet reçeteleri veriliyor. Siz köşenizde bunları değiştirmeye çalışıyorsunuz. Niye hala diyeti sabit hale getiren diyetler veriliyor?
Biz olması gerekeni, bilimsel gerçekleri hayatınızla birleştirmeye çalışıp, kalıcı alışkanlıklar yaratmaya çalışırken, diyetisyen olmayan "diyetisyen"lerin yazdığı listeler hala insanları kandırabiliyor. Herkesin yaşam tarzı, sevdiği yiyecekler, kalori ihtiyacı, yaşı, hormonal yapısı birbirinden farklıdır. Tüm bunlara rağmen o listeyi alıp uygulamaya çalışıyorlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın. Eğer bir sağlık probleminiz var ise mutlaka bir uzman doktora başvurun. Doktorunuz tahlil sonuçlarına göre "size özel bir beslenme programı"nın hazırlanması için sizi diyetisyene yönlendirecektir. Gittiğiniz yerde doktorunuzu uzmanlığına, okuduğunuz yazıların uzmanlar tarafından hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat etmek sizin elinizde. Komşunuzun size uzattığı ilacı artık içmediğiniz gibi, size göre hazırlanmamış diyet reçetelerinden de uzak durmanın vakti geldi de geçiyor! Metabolizmanızla daha fazla uğraşmadan, onu yormadan kendinizle ilgilenin. gunes@yasasinhayat.org
gunes@yasasinhayat.org
Zor olan
programlı olmak
Çalışma hayatıma adapte edebildiğim bir diyet programının hazırlanması zor mudur? Kahvaltı yapmak çok zor geliyor zaman zaman, öğle için alternatifler verebilir misiniz?
Diyet yaparken kahvaltı ve öğle öğünlerinin kimi zaman çantada taşınır olarak hazırlanması işinizi kolaylaştırabilir. Özellikle besin seçimlerinizde kafanızı karıştıran menülerle karşılaştığınızda aşağıdaki menülerden kendinize uygun olanı seçebilirsiniz.
7 Peynirli kepekli tost - Çay
7 Kepekli galeta - peynir - Çay
7 Yoğurt - Meyve
7 Ceviz - Galeta - Peynir
7 Müsli- yağsız süt- meyve
7 Yoğurt-ayran-cacık (öğünün vazgeçilmezi)
Konserveler (enginar, ton balığı, mantar, barbunya)
7 Fümeler (hindi, balık)
7 Sandviçler (tavuklu, ton balıklı)
7 Hazır salatalar (ilave az yağlı peynir veya ton balığı)
8 Temmuz 2007 Pazar
Luteal Faz Yetmezliği
Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir.
İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar.
Luteal Faz Yetmezliği'nde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir.
Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir.
Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir.
TANI İÇİN YAPILAN TETKİKLER;
Genellikle, teşhiste kan progesteron seviyesi, luteal faz uzunluğu ve ultrasonografik takip yeterli olabilmekte iken daha uzun süren hastalarda endometrial biopsi gerekebilmektedir.
Normalde endometrial biopsiyi bir sonraki adetten bir iki gün önce almak gerekmektedir. Ayrıca bu adet döneminde hastanın hamile olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir.
İşlem sırasında ufak bir miktarda rahim içindeki doku patolojik inceleme için alınmaktadır. Doku seviyesinde incelendiği için, elde edilen bilgi çok önemlidir. Patalog, adetin o günü ile doku gelişiminin uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygun ise, rahimin iç dokusunun siklus ile uyumlu olduğu belirlenir. Eğer iki günden fazla uygunsuzluk varsa, doku uyumlu değil denir.
Luteal faz yetmezliği sık görülen bir durum olup tanı konması oldukça kolaydır. Ayrıca, doğru tedaviye hemen cevap vermektedir. Dolayısıyla, bu işlemde en önemli nokta, gerçek nedenin belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanmasıdır.
Yazar: -
Kadınları Tahrik Etmenin 8 Yolu
Kadınların tahrik olmasını neler sağlar ve bunu bilmek önemli mi diye düşünenlere, Brown Üniversitesi Psikiyatri Kliniği doçentlerinden Dr. Scott Haltzmann şöyle yanıt veriyor: "Sizi neyin heyecanlandırdığını ve bunun neden olduğunu bilmek muhteşem bir cinsel yaşamın anahtarıdır. Çünkü bu aynı zamanda size kendi zevklerinizi de kontrol etme imkanını sunar." İşte bu açıklama sonrası Amerika�da yapılan bir araştırma, kadınlarda tetikleyici 8 davranışı belirledi. Cinsel yaşamının yeterince renkli olmadığını düşünenler için, bu 8 davranışı "öneri" olarak kabul etmek de mümkün...
1- Saçlarınıza dokunması
Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda. Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.
Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.
2- Omzunuzu öpmesi
Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir.
Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!
3- Elini bacağınıza koyması
Neden işe yarar?: "İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur" diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.
Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean�inizin arka cebine sokmasını sağlayın!
4- Uzun bir koşu sonrası nefes nefese kalmak
Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.
Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.
5- Hiç tanımadığınız bir adamla göz göze gelmek
Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.
Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.
6- Jean pantolon giymesi
Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar "Burada biyolojinin de etkisini unutmayın" diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki!
Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.
7- Sabun gibi kokması
Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor.
Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.
8- Bir köpük banyosunda uzanmak
Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.
Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.