ayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2007 Pazar

DOĞADAN GELEN SAĞLIK



Doğal Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, sizlerden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor....

Suna Hanım, bacaklarımda ve özellikle kalçama doğru olan kısımda pembe renkte pütürler var. Bunlardan kurtulmam için ne yapmamı tavsiye edersiniz? Yardımınız için şimdiden teşekkür ederim.

Öncelikle hamama gidip bir kese yaptırın. Eğer buna vaktiniz yoksa, evde şu formülü uygulayabilirsiniz: Bir kase toz şekeri bir yumurta akı ile karıştırıp sorunlu bölgeleri bununla ovun... Ayrıca banyodan sonra kullandığınız kremi veya yağı da içine limon sıkıp öyle sürün. Bu kuruyunca pütürlü yerlere bebe pudrası serpin, iyi gelecektir.

Merhaba Suna Abla, ben Almanya'dan bir okurunuzum. Yüzümde ergenlik sivilcileri var ve onlardan bir an önce kurtulmak istiyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz?

Yapmanız gereken ilk iş yediklerinize dikkat etmek... Kuruyemiş, hayvansal gıdalar ve asitli içeceklerden uzak durun. Önereceğim doğal formül ise şöyle: Her gün bir su bardağı suda bir tutam kızıl kantaron otunu 5 dakika kaynatın, çay gibi demleyin. Suyuyla yüzünüzü yıkayıp, posasını da sivilcelerin üzerinde bekletin. Eğer bunu yapmak size zor gelirse, ikinci bir yol daha var. Bir çay kaşığı kuru maya, bir toz haline getirilmiş Aspirin ve bir çay kaşığı oksijenli suyu karıştırın. Bunu sivilceli bölgeye uygulayıp 20 dakika bekletin.

Suna Hanım, geçenlerde özel bir TV kanalında saç sorunu olan erkekler için bir formül vermiştiniz. Programın son yarısına yetiştiğim için tam anlayamadım. Sanırım ilik ve çam terebentinden söz ediyordunuz. O formülü yeniden vermenizi rica edeceğim. Saygılar...

150 gram sığır iliğini küçük küçük doğrayıp, kısık ateşte yağı çıkana kadar eritin ve yağını süzün. Çıkan yağ kadar Hindistan cevizi yağı ekleyip, bu karışımı saç diplerine sürün. En az bir saat bekletin. Kullandığınız şampuana da bir çay kaşığı çam terebentin karıştırmanızı tavsiye ederim, mutlaka yararını görürsünüz.

Suna Hanım, merhaba. Benim yaşım 17 ve bitip tükenmek bilmeyen sivilcelerimle başım dertte... Çıldırmak üzereyim! Bitkisel ya da kimyasal, neredeyse denemediğim hiçbir ilaç kalmadı. Buna rağmen sorunumdan kurtulamadım. Yardımınıza ihtiyacım var, önerilerinizi bekliyorum.

Muhtemelen sivilcelerinizi tükettiğiniz bir yiyecek tetikliyordur. Öncelikle bunun ne olduğunu bulmanız gerek. Hazımsızlık da bu soruna yol açabilir. Size önerim her gün bir haşlanmış patates ve yoğurt yemeniz... Psikolojik sıkıntılar ve hormonal sorunlar da sivilceye yol açabileceğinden, doğru tedavi şarttır. Bunları araştırmakta fayda var. Benim size önereceğim, kanı temizleyen bitki çayları içmeniz... Cildinizi de mutlaka temiz tutun. Yüzünüzü demlenmiş ebegümeci ve adaçayı suyuyla silin. Sivilceli bölgeye rendelenmiş soğan lapası sürüp bekletebilirsiniz. Ayrıca bir çay kaşığı pudra, dövülmüş bir Aspirin ve çeyrek limon suyunu karıştırıp sorunlu bölgeye uygulamanız da işe yarayacaktır.

Merhaba, ben 16 yaşındayım ve yüzümde, özellikle burun çevremde bulunan siyah noktalardan çok şikayetçiyim. Ayrıca göz çevrem sürekli mor; bundan da rahatsızlık duyuyorum. Her iki sorunumdan kurtulmam için bana ne önerirsiniz?

Birer kahve kaşığı mısır unu, kil, krem ve suyu karıştırın. Bunu cildinizde beş dakika beklettikten sonra ovarak çıkarın, yüzünüzü yıkayın. Bunu haftada bir tekrarlayın. Gözaltı morluklarını da elma suyu kompresi yaparak ya da zaman zaman kivi bekleterek hafifletebilirsiniz.

İşyerinde öğle yemeklerinde çıkan katı gıdalardan dolayı son bir aydır kabızlık sorunu yaşıyorum. Doktora gittim, ilaç da kullandım ama bir faydasını görmedim. Ardından aktara gittim; bana her sabah ve akşam bir bardak suya bir yemek kaşığı keçiboynuzu pekmezi ve bir tatlı kaşığı keten tohumu karıştırıp içmemi söyledi. Peki siz benim sorunum için ne önerirsiniz?

Hazımsızlık tedavisinde organik otlar yararlıdır. Bir kavanoza eşit miktarda kır papatyası, rezene, anason, kişniş, kakule ve sinameki koyun. Her sabah ve akşam bu karışımdan bir parça alıp çay gibi demleyin, için. Ayrıca sabah aç karnına bir kaysı ya da incir yemeniz iyi olur, bol bol da su içmelisiniz. Akşamları en azından yarım saatlik bir yürüyüş de bu sorundan kurtulmanızı hızlandıracaktır.

Merhaba Suna Hanım, benim başımın arka bölümünde saç dökülmesi başladı. Yeni bir semte taşındım, yalnız kaldım. Bunun verdiği stres ve sıkıntının etkisi olabileceğini düşünüyorum. Yine de size danışmak istedim. Saç dökülmesine karşı ne önerirsiniz?

Dediğiniz gibi saç dökülmesi stres ya da hormonal değişikliklerden olabilir. Önerim bol bol buğday, lahana, kurufasulye, mercimek, koyun eti, beyaz peynir, kuru erik ve soya tüketmeniz. Ayrıca bulabildiğiniz kadar sebze çeşidini püre yapın, içine iki çorba kaşığı zeytinyağı karıştırın. Bunu haftada bir gün saçınıza sürüp iki saat bekletin. Hem bunu uygular hem de stresin üstesinden gelirseniz saç dökülmesi duracaktır.

Merhaba Suna Hanım, yazılarınızı düzenli olarak takip eden 30 yaşında bir okurunuzum. Sonunda ben de size yazmaya karar verdim. Çok fazla mimik kullanmamdan dolayı göz çevremde kazayağı denilen kırışıklıklardan oluştu. Sizin tereyağı ve bal formülünüzü zaten uyguluyorum. Bunun dışında her gün dışarı çıkmadan önce kullanabileceğim bir formülünüz var mı?

İlginize teşekkür ederim. Size önereceğim formül şu; eşit miktarda bira mayası ve sütü karıştırıp yüzünüze sürün, 20 dakika bekletin. Daha sonra yıkayın. Bunu gün aşırı uygulayın. Ara sıra da haşlanmış arpa lapası maskesi yapmanız faydalı olur.

Sevgiler, Suna Dumankaya -

Doğal güzellik sırları - suna dumankaya -

Türkiye’nin ilk kadın herbalisti Suna Dumankaya sizlerden gelen soruları yanıtlamayı sürdürüyor.
Ben 32 yaşındayım. Karın çevremde çok yağlanma var. Yememe dikkat etmeye çalışıyorum, mekik hareketi yapıyorum, ama bunlar da işe yaramıyor. Önerebileceğiniz bir karışım var mı? Bir de boynumda oluşan çizgileri gidermem için ne tavsiye edersiniz?

Her gün düzenli olarak spor yapın, hatta mümkünse bir spor hocasından yardım alın. Benim önerim ise birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle masaj yapmanız... Boyundaki çizgilere gelince; eşit miktarda limon ve greyfurt suyuna batırılmış pamukla kompres yapın, yarım saat bekletip silin. Bir de buğday özü yağı ile masaj yapmanın faydasını görürsünüz.

Suna Hanım, üç ay önce 6 aylık roaccutane tedavim bitti. Ama şu an cildim pürüzlü, mat ve çukurlar oluşmuş durumda. Ayrıca vücudum da çok kurudu. Parlak ve daha canlı bir cilt için ne uygulamamı önerirsiniz?

Birer tatlı kaşığı havuç, salatalık ve limon suyu ile badem yağını karıştırın ve yüzünüze yedirin. Dışarı çıkarken de mutlaka 20 koruma faktörlü bir krem kullanın.

Ben 21 yaşındayım. Uzun zamandır çare aradığım, fakat bir türlü bulamadığım bir sorunum var. Ten rengim çok koyu ve bundan çok rahatsız oluyorum. Sizden bu konuda bir öneri istiyorum.

Esmer olmak kötü bir şey değil, öncelikle bunu söyleyeyim. Tavsiyeye gelince... Bir tatlı kaşığı lanolin ile bir çorba kaşığı vazelini benmari usulü eritin, içine bir çorba kaşığı portakal suyu, bir tatlı kaşığı taze elma suyu, bir çorba kaşığı beyaz kili ekleyin. Karışımı bir cam şişede, soğuk yerde muhafaza edin. Evde olduğunuz zaman bu karışımı yüzünüze sürün, kalabildiği kadar kalsın, ardından yıkayın. Maskeyi haftada 3 gün tekrarlayın. Dışarı çıkarken de en az 20 koruma faktörlü bir krem kullanın.

Suna Hanım, ben 40 yaşındayım ve 2 yıldır nefrit tedavisi görüyorum. Hastalığın etkisiyle göz kapaklarım şişti. Sizin tavsiye edebileceğiniz doğal bir formül var mı?

Geçmiş olsun... Bir su bardağı kaynar suya bir tutam kuşburnu, biraz papatya atıp 10 dakika demleyin. Ilık hale geldiğinde bu suya bir pamuk batırarak gözlerinize kompres yapın. Zaman zaman çay gibi demlediğiniz ebegümecinin suyuyla da kompres yapabilirsiniz.

Sevgiler…

Suna Dumankaya

16 Ocak 2007 Salı

Cinsellikle ilgili en çok merak edilenler

Her kadın ve erkeğin cinsellikle ilgili merak ettiği ancak doktoruyla birebir temasta bile sormaya çekindiği bazı sorular vardır. İşte mynet okurlarından gelen sorular arasından en çok sorulanların bir kısmının cevapları...

1-Masturbasyon yapmak zararlı mı?

Masturbasyon, cinsellik içgüdüsünden kaynaklanan bir davranış olarak, ikili ilişkinin mümkün olmadığı durumlarda kadın ve erkek hemen her bireyin, ender ya da sık uyguladığı bir eylemdir. Bir okurun sorduğu gibi, "günlük yapılabilecek maksimum sayı" hakkında fikir vermek doğru değildir ve bilimsel olarak böyle bir bilgi de yoktur. Çok aşırı uygulandığında erkeklerde ve bazen de kadınlarda genital bölgenin cildinde tahriş oluşmasına neden olduğunu biliyoruz.

Erkeklerde masturbasyonda oluşan her boşalmayla birlikte bir sonraki menideki sperm sayısı azalır. Ancak bu kalıcı bir etki değildir, zira erkeklerde sperm hücreleri 60 ve hatta 70 yaşlarına kadar sürekli olarak üretilmeye devam eder. Yani masturbasyon "kısırlığa" neden olmaz. Bu, kadınlar için de geçerlidir.

Sanıldığının aksine, masturbasyon "güçsüz bırakan" bir olay da değildir, masturbasyon sonrası "yorgunluk" ve uykuya eğilim" orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren hormonların (bunlara endorfin adı verilir) "gevşetici", sakinleştirici ve "keyif verici" özellikleri nedeniyledir.

Masturbasyonda aşırıya kaçıldığının en önemli göstergelerinden biri, masturbasyonu gerçek cinsel ilişkiye tercih etmek ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşmaktır. Masturbasyon için harcanan efor ve süre yeni arkadaşlıklar edinmek için harcanmıyorsa, bu durumda masturbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar getirebilir. Bazı durumlarda "aşırı masturbasyon" aslında gizli kalmış bir sosyal fobinin de belirtisi olabilir. Böyle bir birey hayallerinde kurduğu ilişkileri gerçek hayatta kurmayı başaramaz ve bunun için efor sarfetmenin yersiz olduğunu düşünerek, toplumdan uzaklaşmasını açıklamak için kendince haklı nedenler bulur.

Özet olarak eğer masturbasyon sosyal yaşantınızı etkilemiyorsa, arkadaşlıklar kurmayı ve sürdürmeyi başarıyorsanız, video, dergi, internette sex siteleri gibi aktivitelere çok aşırı vakit harcadığınızı düşünmüyorsanız masturbasyonun size hiç bir zararı yoktur...

2-İdeal penis uzunluğu nedir?

İdeal penis uzunluğu diye bir kavram yoktur. Yapısal özelliklere bağlı olarak erkeklerin ereksiyon halindeki penis uzunlukları oldukça farklı olabilir. Penis uzunluğu boyla direkt olarak ilişkili olmakla beraber, her zaman uzunluğun boy uzunluğu ile doğru orantılı olması gerekmez. Irksal özelliklerin de penis uzunluğu ile direkt ilişkili olduğunu söylemek hatalı olabilir.

Dahası penis uzunluğu ile penisin işlevleri arasında da bir bağlantı yoktur. Penisin en önemli işlevi kadının gebe kalmasını sağlamak, diğer işlevi ise cinsellik içgüdüsünü tatmin etmektir. Bu iki işlevin yerine getirilmesi sperm sayı ve işlevlerinin yeterli olmasına, ereksiyon (sertleşme) olayının gerekli zamanlarda devreye girmesine, ereksiyonun yeterli süre sürdürülebilmesine ve nihayet orgazmın da doğru zamanda devreye girmesine bağlıdır. Bunların yerine getirilmesinde penis uzunluğunun önemli bir yeri olduğunu söylemek yanlış olur.

Ortalama bir erkeğin penis uzunluğunun ereksiyon halinde 16-17 cm. olduğu kabul edilmekle beraber bu, 12 cmden 22 cmye kadar değişebilir.

Kadınların orgazma ulaşmasının en önemli yolu klitoris adı verilen yapının uyarılmasıdır. Klitoris hemen vajina girişinde bulunan bir organ olarak cinsel ilişkide uyarılabilmesi için penisin çok uzun olmasına gerek yoktur... Kadının içgüdüsel olarak yaşadığı klitoral orgazm yanında, sonradan öğrendiği vajinal orgazm ise direkt temasla uyarılmaktan çok kadın beyninde başlayan ve biten bir olaydır. Yani her iki durumda da penisin uzun olmasının kadının orgazm olmasına direkt bir katkısı yoktur.

3-Erken boşalma sorunu

Erkeklerin "erken boşalma" olarak tabir ettikleri, çoğu kişinin düşündüğünün aksine oldukça ender görülen ve ciddi bir durumdur. Erkeklerin önemli bir kısmı orgazmı özellikle, bilinçli olarak geciktirmedikleri sürece bir dakika içinde bile orgazm olabilirler. Zira erkeklerde orgazm birincil olarak dokunma ve basınç gibi mekanik uyaranlarla gerçekleşir. Çoğu erkek cinselliği masturbasyon ya da gerçek cinsel ilişki yoluyla yaşadıkça orgazmını geciktirmesini öğrenir ve bu süreyi 20 dakika ve daha da uzun sürelere taşıyabilir. Erken boşalma ise, cinsel uyaran objesinin algılanmasıyla hemen hemen aynı anda gerçekleşen bir durumdur ve çoğu durumda ürolojik ve psikiyatrik incelemeler gerektirir (Örnek vermek gerekirse erken boşalma sorunu yaşayan erkekler vajinaya henüz girmeden önce, ya da girdikten hemen sonra orgazm olduklarından sperm sayısı kadının gebe kalabilmesi için yetersiz olur ve bu nedenle evliliklerinde çocuk sahibi olamama sorunu yaşayabilirler).

4-Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşması mümkündür. Özellikle vajinanın girişine yakın olan bir bölgeye gerçekleşen "boşalmada", kadının günü de "uygunsa" spermler hızla kızlık zarının doğal açıklığından (kızlık zarı tümüyle kapalı bir organ değildir, adet kanamasının dışarı boşalması için ortasında bir delik vardır) içeriye girebilirler ve güçlü ve hızlı hareketleriyle vajinadan yukarıya çıkarak gebeliği başlatabilirler.

5-Erkeklerin anal bölgelerinin "aşırı duyarlı" olması homoseksüel bir eğilime işaret eder mi?

Anal bölgede bulunan zengin sinir uçları sayesinde bu bölge dokunulmaya oldukça duyarlıdır. İnsandan insana değişen bir şekilde, bazıları cinsel ilişki esnasında bu bölgeye dokunulmasından hoşlanırken, bazıları bunu itici bulabilirler. Bu bölgeye dokunulmasından ve basınç uygulanmasından hoşlanılması o kişide bu bölgenin sinir uçlarının nispeten fazla olmasıyla ilgilidir. Erkeklerin, karşı cinsten biriyle olan ilişkide bunu yaşamaları homoseksüel bir eğilimi göstermez, homoseksüel eğilimlerin en önemli özelliği cinselliği yaşamak için karşı cins yerine, kendi cinsini tercih etmesidir. Bu tercih eyleme geçirilebilir, ya da düşsel olabilir. Böyle bir tercih algılanmadığı sürece karşı cinsten biriyle olan ilişkide anal bölgede yaşanan bu duyarlılık kaygı verici bir durum olmamalıdır.

Template Design | Elque 2007