| Emzirmenin, doğum sırasında annede oluşan yaraların daha hızlı iyileşmesini sağladığı belirtildi. İyileşme sürecinde hormonların rol oynadığı tahmin ediliyor. Doğum sırasında ve emzirme döneminde seviyesi yükselen prolaktin hormonu, bağışıklık sistemi hücrelerinin üretimini artırıyor. Oxytocin hormonu da yara iyileşme sürecine olumsuz etki eden stres hormonlarının miktarını azaltıyor. ABD’deki Ohio Üniversitesi’nde görevli Courtney DeVries ve ekibinin, sıçanlar üzerinde yaptığı araştırma, New Orleans’da düzenlenen Nörobilim Birliği’nin yıllık toplantısında açıklandı. Doğum yapan sıçanların boyunlarını yaralayan bilim adamları, hayvanların yarısını yavrusundan ayırdı, diğer yarısının da yavrularını emzirmesine izin verdi. Emziren sıçanların yaralarının, diğerlerine göre çok daha çabuk iyileştiğini tespit eden bilim adamları, iyileşme sürecinde hormonların rol oynadığını tahmin ediyorlar. Prolaktin ve oxytocin hormonlarının seviyesinin doğum sırasında yükseldiğini ve süt üretimiyle birlikte yüksek kaldığını belirten bilim adamları, prolaktinin, yaraların iyileşmesini hızlandıran bağışıklık sistemi hücrelerinin üretimini artırdığını, oxytocinin de, yara iyileşme sürecine olumsuz etki eden stres hormonlarının miktarını azalttığını kaydettiler. Bundan sonra, emziren annelerin de yaralarının daha hızlı iyileşip iyileşmediğini araştıracaklarını söyleyen DeVries, sadece sezaryenle doğum yapan annelerin değil normal doğum yapanların da yaralandığını kaydetti. AA |
30 Ocak 2007 Salı
Emzirmek yaraları hızlı iyileştiriyor
Anne olmayı ertelemeyin
| Annelik her kadının tatmak istediği bir duygu. Fakat yoğun iş hayatı ve kadınların sorumluluklarının hızlı artışı ileri yaşta anne olmayı beraberinde getiriyor. Ancak ileri yaşlarda anne olmanın bazı dezavantajları olduğunu unutmamak gerekiyor. Birçok kadın ileri yaşlarda anne olmayı tercih ediyor. Özellikle çalışan kadınlar arasında ileri yaşta anne olmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak yaş ilerledikçe risklerin arttığı da bilinen bir gerçek. Zaten riskli gebelik dendiğinde ilk akla gelenrisk faktörlerinden birisi ileri yaş. Bu hamileliklerde Down Sendromu (Mongolizm) başta olmak üzere bazı kromozomal bozuklukların görülme sıklığında önemli artışlar gözleniyor. Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında hipertansiyon, şeker hastalıkları gibi sistemik hastalıkların görülme sıklığında da bir artış var. İşte bu nedenlerden dolayı ileri yaş gebelikleri yüksek riskli gebelikler olarak kabul ediliyor. Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Sorumlusu Doç. Dr. Tolga Ergin “Anne olmak için 20 ile 35 yaşlar arası en uygun dönem gibi görünmektedir. Gebeliğinde 35 yaş ve üstünde olan anne adayları, ileri anne yaşı grubuna girmektedirler.” diyor. ANNEYİ BEKLEYEN RİSKLER Bilim alanında yaşanan gelişmeler sonucu yardımcı üreme teknikleri ile hamile kalan kadın sayısında büyük bir artış var. Yıllarca hamile kalamamış pek çok kadın bu yolla hamile kalmanın mutluluğunu yaşıyor. Bunun doğal sonucu olarak ileri yaş gebelikleri daha çok görülüyor. Öte yandan kadınların sosyal ve iş yaşantısında giderek artan rollerinin evlenme ve anne olma yaşını ilerilere çektiği bir gerçek. İşte bu açıdan her geçen yıl bir öncesine oranla daha fazla sayıda ileri yaş gebeliği yaşanıyor. Doç. Dr. Ergin ileri yaş gebeliklerin anne adayları açısından birtakım riskler taşıdığını belirterek konuyla ilgili şunları söylüyor: “İleri anne yaşı olan gebelerde gebeliğe bağlı hipertansiyon, şeker hastalığı, peripartum kardiyomyopati (doğum öncesi ve sonrası dönemde gelişebilen kalp yetmezliği ), doğum sonrası kanamalar , plasental anormallikler, erken doğum, ölü doğum ve artmış sezaryen oranı dikkati çeken başlıca problemler arasındadır. Anne yaşının artmasıyla gebelikte diğer sistemik hastalıklar olma şansı da artmaktadır. Ancak ileri yaşta olmasına rağmen, genel sağlık durumu normal olan hastalarda bu risk minimale indirilebilir.” BEBEĞİ BEKLEYEN RİSKLER İleri yaşta anne olmak sadece hamileler açısından değil bebekler açısından da riskler taşıyor. Doç. Dr. Ergin bu riskleri şöyle anlatıyor: “35 yaşın üzerinde oluşan gebeliklerde ortaya çıkan önemi sorunlardan biri de artmış kromozom anormalliği olasılığıdır. Bunlar arasında Down sendromu (mongolizm) önemli bir yer tutar. Annede oluşan gebeliğe bağlı hastalıklar, gebeliğe bağlı hipertansiyon ,şeker hastalığı ve plasental anormallikler nedeniyle bebeğin erken doğurtulduğu durumlarda bebek erken doğumdan kaynaklanan risklere maruz kalmaktadır.” ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER Her ne kadar ileri gebelikler daha çok risk taşısa da bu konuda alınabilecek tedbirler mevcut. İleri anne yaşında bebekte oluşabilecek kromozom anormalliklerini tespit etmek amacıyla prenatal tanı yöntemlerinden olan, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi (CVS) etkin olarak kullanılıyor. Doç. Dr. Ergin “Bu hastalar ileri yaş gebeliklerinde oluşabilecek problemler veya gebelik öncesi var olan hastalıklar yönünden yakından izlenmelidirler.”diyor. AA |
Seksiliğinizi öne çıkarın
Asla aklınıza "Acaba nasıl görünüyorum?" sorusu gelmemeli. Şunu daima hatırlayın: Erkekler sizin belli bir yerinize bakmaz ki, o yerin kusurunu bulsunlar, onlar toplam değerlendirme yapar ve ayrıca beğenmedikleri şeye asla bakmazlar. Yani sizi seyrediyorlarsa, beğendikleri için seyrediyorlardır.
Kendinizi olumsuz eleştirme mekanizmasını yok edin
“Göbeğim var, popom büyük, burnum çirkin" gibi çeşitli olumsuz düşünceler beynimizi kemirir durur. Şimdi, şu an itibariyle bu cümleleri kullanmayı kendinize yasaklayın. Birçok kadın bunu yapar, kendi hakkındaki önyargılarını baz alarak, kendisi hakkında olumsuz cümleler kurar. Özellikle vücudunuzla ilgili özgüvene ulaşmak istiyorsanız, kafanızdaki bu eleştirel mekanizmayı yok etmelisiniz.
Vücudunuzla ilgili, espri yapmak için bile dalga geçmeyin.
Gerçek olmayan şeyler bile gerçek gibi kafanıza yerleşebilir. "Bu hızla gidersem,yakında balon gibi görünen göğüslerime yeni bir beden kat edilmesi gerekecek" türü espriler özsaygınızı yitirmenize yol açar.
Aklınıza kendinizle ilgili olumsuz değerlendirmeler gelince, kendiniz için avukatlık yapın.
"Çok kilo aldım" diye düşündüğünüzde, "Bununla ilgili herhangi bir delil var mı?"diye kendi kendinize sorun. "Bütün eski kıyafetlerimi değiştirip, bir iki beden büyük kıyafetler mi aldım?" diye devam edin. Bu sorunların cevabı negatifse, endişelenmenize gerek yok.
Doğru söyleyenleri dinleyin.
Emin olmadan konuşanlar sizi aldatabilir. Siz de emin olmadan kendi kendinize konuşursanız aldanabilirsiniz. Emin olmama durumu genelde hayatınızın bazı alanlarıyla ilgili güçsüz hissetmekten kaynaklanır. Belki sevgilinizle olan bir probleminizden dolayı, belki de işteki sorunlardan dolayı kızgınsınız. Kötü ruh halinizin gerçek kaynağını saptayın ki, sorunu atlatmak daha kolay olsun.
Güzel fotoğraflarınıza bakın
İnsan, kendini kötü hissettiği zamanlarda, güzel göründüğü fotoğraflarına bakarlar. Bu, bir şekilde insanlara moral verir. Kendini güzel görmek, moral vermesinin yanı sıra insanın yeniden kendine güvenmesini sağlar.
Çıplak takılın
Banyoda geçirdiğiniz zamanı uzatın. Vücudunuzun çıplak görüntüsüne ne kadar alışırsanız, başkası tarafından seyredilince o kadar rahat edersiniz. Yapmanız gerekenler: Çıplak uyuyun, çıplak televizyon seyredin, banyodan çıktığınızda, havluyu belinize dolayacağınıza başınıza dolayın.
Kendinize yeni bir yürüyüş yaratın
Yürürken kendinize güvendiğinizi belli etmelisiniz. ‘İşte ben buyum’ der gibi dimdik ve emin yürümeniz lazım. Yürürken duruşunuz çok önemli. Omuzlarınız geride, başınız dik, çeneniz ileride olmalı. Yürürken bacaklarınızın birini diğerinin önüne atın. Ve asla acele etmeyin."Acele etmek için fazlasıyla seksiyim" mesajını verin.
Flört edin
Kendinizi kötü hissettiren bir toplulukta olduğunuzda, bir köşeye çekilip, kendinizle baş başa kalmak yerine, ortamdaki erkeklerle flört edin. Flört etmek özgüveninizi yerine getirir. Flört ettiğiniz kişi bir de cevap verirse, daha fazla özgüven kazanırsınız.
Kendinizi kimseyle kıyaslamayın
Genetik yapınıza kızıp, neden top modeller gibi bir vücuda sahip olmadığınıza kızmak boş u boşuna zaman kaybı. Bu davranış size hiçbir şey getirmeyeceği gibi, kendinizi kötü hissetmenize yol açar. Başka kadınlara bakıp onların neden sizden daha güzel olduklarını düşünmeniz gereksiz. Kimse dört dörtlük değildir. Sorsanız, o kadınların da kendileriyle ilgili beğenmedikleri tarafları vardır. Siz siz olun, zaaflarınızdan çok, güçlü noktalarınızla meşgul olun.
Seksi taraflarınıza yoğunlaşın
Son derece yakışıklı ve başarılı insanların çoğunun yanında kim olduğuna bakın. Hayat partnerleri dört dörtlük olmaktan hayli uzak birileridir genelde. Neden mi? Çünkü erkeklerin çoğu top model görünüşünde bir sevgili aramazlar. Son derece güzel olmasa bile seksi diye tanımlanan kadınların tarzına bakın, sizde hiçbir eksiklik olmadığını anlayacaksınız.
Bu veya şu olmasaydı
Kadınların çoğu, daha zayıf olup, daha uzun bacaklara sahip olsalardı hayatlarının değişeceğini sanıyorlar. Halbuki durum böyle değil. O şekilde olsaydınız, mutlaka başka bir şeyinizin değişmesini dilerdiniz. Bu zincir asla durmaz çünkü sorun onlar değil, sizin düşünme tarzınız. Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek zorundasınız, başka alternatifiniz yok. Başka bir kadının özelliklerini düşünmeye başladığınızda, kendi iyi özelliklerinizi düşünün.
Başkalarına kendinize gösterdiğinizden daha fazla tolerans göstermeyin
Kendinize gelince acımasız olup, başkalarına niye toleranslı davranıyorsunuz ki? Değerlendirmenin eşit olması için, herkese aynı gözle bakmanız lazım. Onlara baktığınız gibi kendinize de bakarsanız, aslında hiç de fena özelliklere sahip olmadığınızı göreceksiniz.
Negatif tepki aramayın
Sistem şu şekilde işliyor: "Bu ayakkabılar ayaklarımı kocaman gösteriyor, değil mi?" veya "Beyaz pantolonlar popomu kocaman gösterir" gibi cümleler. İnsanlardan illa ki negatif görüş istiyorsunuz ve bazen onu alıyorsunuz da. Belki alçak gönüllü görünmek istiyorsunuz, ama aslında bunlar özsaygı eksikliğini gösterir. Yaptığınız tek şey sağlıklı olmayan düşünceleri beyninize yerleştirmektir ve bu da iyi bir şey değildir.
Sıkıcı olmayın
Bu tür cümleler söyleyip, insanlardan "Ah, ne alakası var, çok iyi görünüyorsun?" demelerini bekliyorsanız, hata yapıyorsunuz. Onların bundan sıkıntı duyduklarını fark etmiyor musunuz? Belki inanmayacaksınız, ama güvensizliklerinizi sürekli afişe ederseniz, insanlar sonunda sizi samimiyetsiz bulurlar.
İltifatları kabul etmeye çalışın
İltifat eden, yatakta sevgiliniz veya işyerinizde kıyafetinizi beğenen bir iş arkadaşınız olabilir. Kim olursa olsun, iltifat ne ortamda yapılırsa yapılsın, onu samimi görmeye çalışın. Teşekkür edin ve bunu beyninize yerleştirin. Alınan iltifatlar iyi birer özgüven kaynağıdır.
İnanana kadar taklit edin
Oyuncuların rollerini tekrar ede ede sonunda oynadıkları karakterle özdeşleştiğini duydunuz mu? Yeterince özgüven sahibi olmasanız da, daima özgüven sahibi, seksi biri rolünü oynarsanız, en sonunda bunu gerçekten başarırsınız. Özgüven sahibi birini oynayın, zamanla rol olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüşecektir.
Asla rahatsız olmayın
Saçlarınızla oynamayın, tırnaklarınızı yemeyin, ağırlığınızı bir bacağınızdan diğerine taşıyıp durmayın: Bunların hepsi rahatsız olduğunuzu gösterir.
Alanınızı belirleyin
Vücut dilinizle özgüven gösterirseniz, insanlar size daha farklı yaklaşacaktır. Duruma ne kadar hakim olursanız, insanlar size o kadar olumlu yaklaşır. Yani, omuzlar arkaya, çene yukarı, dimdik önünüze bakın!
Rahat kıyafetler seçin
Daracık jeanlere kendinizi zorla sığdırarak, daha mı zayıf göründüğünüzü düşünüyorsunuz? Asla! Çünkü pantolon sizi sıkıyor ve aklınızdan "Ben bir balina kadar şişmanım" düşüncesinin çıkmasına izin vermiyor. Siz siz olun, bir pazar gününü kendinize ayırın ve hangi kıyafetlerin size daha çok yakıştığını tespit edin. Rahat davranabildiğiniz kıyafetler seçerseniz, kendinizi daha iyi hissedersiniz.
Seksi iç çamaşırları kullanın
"Teninizin üzerine giydiğiniz çamaşırlar ruh halinizi fazlasıyla etkiler. Özel günler için sakladığınız çamaşırları günlük kullanmaya başlayın. Kendinizi daha seksi, daha baştan çıkarıcı hissedeceksiniz
Sizin için çıldırsın
Ayrıca erkeklerin bunu duymaya ihtiyacı vardır. Bu sayede kadınlarının tek sahibi olduklarını düşünürler. Onu sevdiğinizi ve onunla mutlu olduğunuzu belirtmek için fırsat buldukça adını söyleyin. Özellikle tutkulu bir sevişme sırasında adını fısıldayarak erkeğinizi delirtmeyi başarabilirsiniz.
Memnuniyet
Seks ima eden bir mesaj ya da e-posta göndererek, erkeğinizin hayal gücünü harekete geçirin.
Dokunun
Anahtarları bahane ederek elinizi usulca cebine sokun... Önemli olan anahtar değil mutlaka, beklenmedik andaki dokunuşun gücü. Bu kaçamak dokunuşla erkeğiniz uyarılacak ve nerede olursanız olun, hiç fark etmez, sizinle sevişmek için çıldıracaktır. Unutmamalısınız ki sinir sistemini hazırlıksız yakalayarak onu etkilemek, erkeğinizin arzuyla dolmasını ve şehvetli seks hayatınızın asla son bulmamasını sağlayacaktır. Günlük işlere koştururken ya da baş başa olmadığınız ortamlarda gizlice dokunarak erkeğinizi çıldırtın ve seks hayatınıza yenilik getirin.
Gizemli olun
Gizemli insanlar bulundukları her ortamda dikkat çekerler. Erkekler kadınlar kadar detaycı değillerdir, konuların ana hatlarıyla ilgilenirler. Aranızdaki bağ nasıl olursa olsun size hayatlarına dair fazla bir şey anlatmamalarının sebebi budur. Şunu aklınızdan çıkarmayın ki, gereksiz konuşarak hem karşınızdakini sıkabilir hem de size karşı beslediği hisleri olumsuz yönde etkileyebilirsiniz. Bu yüzden konuşmanızın ana hatlarını önceden düşünün ve gereksiz detaylardan kurtulun. Hayatınıza dair ne kadar az şey anlatırsanız o kadar merak uyandırırsınız ve bu sayede ilgisi hep canlı kalır.
Değişiklikler yapın
Monotonluk hayatı sıkıcı kıldığı kadar ilişkinizi de çıkmaza sürükleyebilir. Saç şeklinizde yapacağınız bir değişiklik ya da alacağınız yeni bir iç çamaşırı sevgilinizi heyecanlandırmaya yetebilir. Çoğunlukla pantolon giymeyi tercih ediyorsanız bir geceliğine mini etek giyin ve yüksek topuklu ayakkabılarınızla aklını başından alın.
Gururunu okşayın
Erkekler her ne kadar kadınlar gibi ilgi istediklerini belli etmeseler de egoları buna ihtiyaç duyar. Sizden duyacağı sevgi dolu bir iltifatla kendini daha iyi hissedeceğini unutmayın. Başarılarıyla gurur duyun ve ona karşı hissettiklerinizi ifade etmekten çekinmeyin. Hayatın hızla geçtiğini göz ardı etmeyin ve varlığıyla sizi dünyadaki en mutlu kadın yapan erkeğinizi şımartın.
Sürprizler
Her fırsatta küçük sürprizler hazırlayarak onu şaşırtın ve sizi keşfetmesini sağlayın.
Tanıştığınız günü hatırlatın
En güçlü duyularımızdan biri olan koklama aynı zamanda en ilkel güdülerimizdendir. Karşılaştığınız günü ve nasıl koktuğunuzu hatırlayın. Ona küçük bir sürpriz hazırlayın. O günkü gibi görünerek ve kokarak sevgilinizi yıllar öncesine götürün ve hafızasına o anların tutkularını hatırlatın.
Onu kıskandırın
Sizin başkaları tarafından arzulandığınızı görmek ve bilmek erkeğinizin sizi daha çok arzuladığını fark etmesine neden olur. Diğer erkeklerle rekabet etmek zorunda kalacağı bir hayat yaşayın. Arkadaşlarınızla ve yabancılarla zaman geçirin. Onu aldatın demiyoruz ama onsuz da eğlenip hayatın tadını çıkarın. Erkeğiniz ne yaptığınızı merak edecek ve sizin gibi bir sevgiliye sahip olduğu için kendini şanslı hissedecektir
Yatakta özgür olun
| Bütün bunları özel sohbetlerinizde mutlaka konuşun. Unutmayın, seks yaşamın önemli bir parçası ve bunu çiftler ancak birlikte anlamlı hale getirebilirler. Gittikçe cinselliğin daha az yaşandığı bir hayata doğru gidiyoruz. İş yaşamı, ekonomik sorunlar, stresler, hayat kaygıları cinselliği daha alt sıralara itiyor.. Yatakta, "tak fişi bitir işi" yöntemiyle kısa anlara sığdırılıyor sevişmeler. Erkek, orgazmını yaşıyor. Kadın ise orgazm taklidi yapıp çekiliyor kenara. Oysa cinsellik, insan yaşamında çok önemli bir yere sahip. Beraberliklerde çiftler, birbirlerine ait olma duygularını cinsellikle birlikte pekiştiriyorlar. Sadece bu da değil, doyumlu bir seks hayatı, insanı her alanda motive ediyor, pozitif etkiler yaratıyor. Bakın, bir kadın bu duygularını nasıl anlatıyor: "Mükemmel bir seks hayatım var. Eşim son derece anlayışlı. Kesinlikle sınırlarımız yok. Canımız nasıl istiyorsa öyle sevişiyoruz ve mümkün olduğunca kalıplardan kurtulmaya çalışıyoruz. 'Yatak odası' diye bir takıntımız yok. Evin her yerini aşk köşesi haline getirebiliyoruz istersek. Bu konuda kendi bildiklerimizle kalmıyor kitaplar okuyoruz. Yaklaşık üç yıldır da, "yumuşak sevişme" olarak biline Taocu seksle ilgileniyoruz. Eşim saatlerce boşalmıyor. Ben de alabildiğince doyuma ulaşıyorum. Bu doyum, benim iş hayatımda da çok olumlu izler bırakıyor. Eşim için de öyle. O da işyerinde başarılı bir yönetici. Bizim yaşam biçimimiz bu." İşte cinsel doyum yaşayan bir kadının yaşama pozitif bakışı. Bu gerçekten çok önemli. Sorunlu çiftler, bunun önemini kavrarlarsa eğer, onların da başarmaması mümkün değil. Aslında, önemli olan istek. İstersek nelerin üstesinden gelmeyiz ki! Daha da önemlisi, sekse yaşamda tanıdığımız yer. O, yaşamda en alt sıralarda değil, hak ettiği yerde olmalı. Ne var ki, bir çok kadın bu konuda tutuk. Cinsel yaşamlarında "konsantre" sağlayamadıklarından ve her zaman sekse hazır olamadıklarından yakınan çok kadın var. Peki, ne zaman sekse hazır oluruz? Eşimiz hazır değilse ne yapmalıyız? Yatakta "görev gibi" yaşanılan bir ilişkiden hoşlanmıyorsak eşimizi nasıl değiştirebiliriz? Seks ritüelleri Gerçekten de cinselliğe hazır değilsek hepsi boş. Eğer biz istiyorsak ve eşimizde ya da sevgilimizde de bu isteği yaratabiliyorsak yaşanan beraberlik anlamlı olur. Erkek partnerler genellikle sekse her zaman hazırdır! Ama kadınlar niye böyle değil? İsterseniz bir kadının, mimar C.'nin ağzından bunları dinleyelim. Genç kadın sorunlarını şu cümlelerle aktarıyor: "4 yıllık evliyim. Cinsellik benim için önemli ancak bunun için çok özel ortamlara ihtiyaç duyuyorum. Mutlaka mumlar yakılmalı yatak odamda.. Etrafta tahrik edici kokular olmalı . Ve romantik bir müzik çalınmalı o anda. Bu ortamı zaten sekse hazır olduğumda yaratıyorum. Fakat kocam için bu ritüeller pek önem taşımıyor. O istekli olunca derhal beni soymaya başlıyor. Ben de onunla o an, zevk alıyorum fakat genellikle orgazma ulaşamıyorum. Eşim sevişme sonrası bunun için özür diliyor. Yeniden başlıyoruz fakat, artık benim konsantrem sona ermiş oluyor." İşte çarpıcı bir örnek. C. gibi bir çok kadın sevişme ortamının mutlaka özel ambianslarla donatılmasını istiyor. Zaten cinsellik dizimizin başında da söz etmiştik, kadın-erkek farklılıklarından. Kadınlar seksi bütün benlikleriyle yaşıyor. Ruhuyla, bedeniyle... Erkek ise o an, "fiziksel" olarak hazırsa startı verebiliyor. Orgazmını sorunsuz olarak yaşıyor. Kadın hazırlıksız yakalanmışsa, ilişki sonunda o "yarım bırakılmışlık" duygusuyla başbaşa kalıyor. Dolayısıyla, doyumlu bir birliktelik için önce konsantre şart. Tabii ki erkeklerin de suçu yok. Çünkü onlara böyle öğretilmiş. Bunu anlatmak, ne yazık ki kadınlara düşüyor. İnanın, karşınızdaki erkek çağdaş biriyse, bu tür bir iletişimden rahatsız olmuyor, kendini sorgulayabiliyor, yenileyebiliyor. Sizin isteklerinizi, göz önünde bulundurabiliyor. İsteklerin dili İsterseniz bir gece hayal edin... Seks istiyorsunuz. Bunu sıradan değil, hoş bir tören gibi yaşamayı arzuluyorsunuz. Tabii ki, sizin arzulamanızın yanı sıra eşinize de bunu hissettirmeniz önemli. Kesinlikle zorlamamak gerekiyor. Erkeğiniz eğer yorgun değilse, bu isteğe kolayca yanıt verecektir. Bunu için "sessiz" sinyaller vardır. Eşinizin çevresinde dolaşıp seks için hazır olduğunuzu belirten bu sinyalerini göndermeniz yeterli. Bu, ancak partnerlerin anlayacağı özel bir dildir. Ve mesaj yerine derhal ulaşır. İlk etapta dokunmakla başlayın, bu çok anlamlıdır. Bunun için masajla işe başlayabilirsiniz. Eşinize yavaş yavaş yapacağınız masaj hem onun çok hoşuna gidecektir, hem de sekse kendini hazırlayacaktır. Masajın ardından onu banyoya gönderebilirsiniz ve bu arada yatak odanızı ya da evdeki dilediğiniz bir köşeyi hazırlayabilirsiniz. Mumlarla birlikte loş bir hava verdiğiniz odaya ve egzotik kokular sıkabilirsiniz. Bu "tören" gerisini getirecek, sizi istediğiniz zevkli anlara ulaştıracaktır. Bu arada, yatakta konuşmak istediğiniz anlarda da sakın kendinizi kısıtlamayın. Ne istiyorsanız, nasıl biçimde bir ilişki talep ediyorsanız bunu ona belirtin. Çiftlerin isteklerini dillendirmemesi o kadar yanlış anlamalara yol açıyor ki... Ne yazık ki, yetiştirilme tarzından dolayı seks konusunda binlerce kadın konuşmaktan çekiniyor. Oysa beden sizin bedeniniz. Onu dilinden en iyi siz anlarsınız. Bunu söyleyecek olan, partnerinizi yönlendirecek olan da sizsiniz. Yatakta pasif misiniz? Peki, erkek erkeğiniz sizin bu tutumunuzu eleştirirse? Ya da siz bütün bunları yapmayı çok istiyorsunuz ama onun sizi yanlış değerlendirmesi konusunda bir kaygı duyuyorsanız ne olacak? Öncelikle bu kaygıyı yok etmeniz gerekir. Bunun için de seksle ilgili sohbetlerinizi yatak odası dışında da mutlaka gerçekleştirmelisiniz. Yani, neler istiyorsunuz? Seks sizin için nasıl bir öneme sahip? Bunları konuşmaktan sakın kaçınmayın. Ki, bir çok erkek kadınların yatakta "pasif" davranmasından şikayetçi. Bir erkek eşinden bu anlamda şöyle yakınıyor; "Eşimle flört ederek evlendik. O utangaç yapıdaydı. Fakat zaman içinde bu utangaçlığını benimle birlikte yendi. İlk zamanlar seks hayatımız çok iyiydi. Fakat eşim son zamanlarda daha pasif davranmaya başladı. Ben onunla farklı biçimlerde sevişmek istediğim anlarda tutuk davranıyor ve o ilk zamanlardaki utangaçlığını sergiliyor. Misyoner pozisyonunu genellikle tercih ediyor. Bense, yatak odamızda daha renkli anlar yaşamak ve ona da yaşatmak istiyorum. Fakat onun bu pasif hali beni de olumsuz etkiyor. Artık kısacık sevişmeler yaşıyoruz." Burada tabii ki erkek haklı. Ama kadın da suçlu değil. Çünkü geleneksel anlamda kadınlara seks hep yasaklanmış. Hep o genç kızlık dönemlerimizdeki tutukluğu içimizde taşıyoruz. Bize bu öğretilmiş. Oysa evlilik hem ruh, hem de vücut birliği. Seks bu birlikteliğin bir motoru. Cinselik iki kişi arasında yaşanan en özel an ve bu özel anlarda mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Yatak odanız zaten bütün bunların kırıldığı bir yer. Burada özgürce, dilediğiniz gibi davranabilmelisiniz. ÖN SEVİŞME BÜTÜN KADINLARIN DERDİ Ön sevişmeden söz açıldı mı, bütün kadınların dert yanacağını biliyoruz. Hepimizin ortak sorunu. Bir çok erkek ön sevişmeyi alabildiğince kısa tutmak istiyor. (Elbette istisnaları var) Oysa bunu da önce siz talep etmelisiniz. Doğaldır, erkek yatakta baskın olmak ister. Bu içgüdüsel bir istek. Bu şekilde, iktidarı elinde tutar. Ama ipleri siz elinize alabilirsiniz. Ön sevişmeyi alabildiğince uzatıp, onu geciktirebilirsiniz. Ve bir çok erkek de bundan hoşlanıyor aslında. Önyargıları bir kenara bırakın. Onun, aşk oyunlarınız karşısında kuzu kesilip, sizin isteklerinize değer vereceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Yataktaki bu oyunlar erkeği kısa sürede tahrik eder. Ama siz de ön sevişmeyi uzatmak istiyorsanız, bu oyunları dozunda bırakın. Heyecansız yavaş ve sakin olun. Şu var ki, bir çok kadın da, "Bunu nereden öğrenmiş?" sorusuna muhatap kalmamak için aşk oyunlarında çekinik davranıyorlar. Atın, bu düşünceleri. Hangi çağda yaşadığımızın farkında olun. Artık televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde bütün bunlar çarşaf çarşaf yazılıp, ortaya dökülüyor, tartışılıyor. GİYSİLERİN ROLÜ Uyarılardan söz etmiştik.. Bunların içinde, öpüşme ve dokunma mükemmel uyarı sağlayabiliyor. Bu eylemler, ilişkide duyumu artırır. Uzmanlara göre öpüşme şevkatin ve duygusal cinselliğin de göstergesi. Partnere duyulan güvenin en önemli işareti. Ağız yoluyla iletişim kurmak, kişileri birbirlerine daha çok motive eden bir unsur. Öte yandan, yatak öncesi giysilerinizin tarzı da, ayrı bir tahrik edici unsur. Ama bu konuda da kalıplar var. Herkesin giysi konusundaki görüşü çok farklı. Bazı erkekler, daha örtülü bir giysiden tahrik olabiliyor. Yapılan bir araştırmada partnerlerin başlangıçta hafifçe giyinik olmalarının, daha fazla arzu hissi yarattığı vurgulanmış. Burada da kişisel özellikler dikkate alınmalı. Bir kişiye seksi gelen bir giysi tarzı, bir diğerine tuhaf gelebilir. Bu anlamda, eşinizin nelerden hoşlandığını bir şekilde öğrenebilirsiniz. Seksi, sürprizler de renklendirir. Sevişmeye giyinik başlayıp, üzerinizdekilerini kat kat çıkarmanın keyfi de bir başkadır. Bazısı da yatağa çıplak girmekten hoşlanabilir. Sevişirken ne kadar yaratıcı olursak o kadar mükemmel ilişki yaşarız. Rutin ve alışılmış olan elbetteki heyecanlandırıcı değildir. Bu, her gün aynı çorbayı içmek gibidir. Dolayısıyla, yeni mekanları, yeni pozisyonları denemekten kesinlikle korkmamak, utanmamak gerekir. Örneğin, evde yemek hazırlarken bile aklınıza sevişmek gelebilir ve o an bu duyguyu ertelememek gerekir.. |
Yatak odanız fantezi koksun
| Cinsel istek istediğimiz zaman açıp kapatabileceğimiz elektrik düğmesi gibi kontrol edilecek bir şey değildir. Çoğu insan, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardımı olabilmektedir. Önce hazır olmalı Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar. İlişkiye girmeden evvel çoğu insan kendisini beynen hazırlama ihtiyacını duyar. Bunu da gireceğimiz cinsel ilişkiye beynimizde canlandırarak yaparız. Partnerinizin yakınlığını, sıcaklığını, size dokunuşlarını hayal etmekle başlayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarını kafanızda imajlar halinde görmeye çalışabilirsiniz. Sadece sizin hoşunuza gidecek fiziksel imajları yaratmanız çok önemlidir. Cinsel isteği uyarmakta partnerinizle günlük temaslarınız da önem taşımaktadır. Telefonla partnerinizi arayarak "Bütün gün senin o muhteşem vücudunu düşünüp duruyorum" veya "Bil bakalım bu akşam seninle ne yapmak istiyorum?" gibi sözlerin söylenmesi, partnerinizin de erotik fanteziler kurmasına yardımcı olacaktır. Sadece fantezi kurmakla kalmayıp akşam buluştuğunuzda bu fantezilerin ilişkinizi yansıma olanağının yüksek olacağı söz konusudur. Partner de uyarılmalı Fanteziler genelde birlikte olduğumuz kişilerle ilgili kurulsalar da bu başka kişiler hakkında fantezi kurmamıza engel olmaz. Başka kişiler için kurduğunuz fantezileri şu andaki bulunduğunuz ilişkinin içine katmanız normaldir. Böylece duygularınızı canlı tutabilirsiniz. Ama bazıları başka kişileri ilişkilerine katmakta suçluluk duygusu duyarlar. Bu durumlarda fantezilerinizi partnerinizle sınırlı tutmanız tavsiye edilir Duygularınızı canlı tutmak istiyorsanız, fantezilerden yardım almalısınız |
26 Ocak 2007 Cuma
Selülit : Selulit nedir ? Nedenleri ? Önleme yolları nelerdir ? tedavisi selülit kremleri
Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.
Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.
Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.
Selülit nedenleri.
Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.
Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.
Beslenme : Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.
Sigara ve alkol: Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.
Duruş : Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.
Spor yapmamak: Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.
Selüliti önlemenin yolları.
Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.
Masaj : Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.
Egzersiz : Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.
Antiselülit kremleri : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.
Su : Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.
Çeşitli madenler : Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
Enzimler : Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.
Selülit tedavisi.
Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.
Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.
Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.
Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.
Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.
Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.
Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.
Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.
Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.
Kozmetik çözümler : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :
a.. Bikini Anti-Cellulite / Christian Dior
b.. D·Stock / Vichy
c.. Perfect Slim/ Loreal
d.. Aroma Fit Anti-Cellulite / Lancôme
e.. Chrono-Actif / Elancyl
f.. Celluli-Choc / Biotherm
g.. Lift Minceur Anti-Capiton / Clarins
Kaynak : Netbul Kadın